Aras Dinçer: Neresi ‘Süper’ Bu Rallinin?

Aras Dinçer

Gördüğüm kadarıyla Süper Ralli kuralından ne yarışan, ne yarıştıran ne de seyreden memnun. Hatta FIA bile bunun bir hata olduğunun farkına vardı ve 2007 için bu kuralı ortadan kaldırdı. Rally Of Turkey’in klasmanından superally yapan ekipleri çıkarınca ortaya bambaşka bir klasman çıkıyor. Yarış dışı kalan bir ekip, zaten grubunda ve sınıfında iddiasını mucizelere bırakıyor. Ancak rakipleri hata yaparsa şansı kalıyor. Rakiplerinden biri veya birkaçı superally yapan bir ekip de, “yatmaya” başlıyor ve puanları cebe atıyor. Yani sonucun grup ve sınıf klasmanlarına pek etkisi yok. Ama Genel Klasmana etkisi büyük. A8 sınıfı bir araç yolda kaldığında, yine de N2, N3 hatta A6 araçların önünde Genel Klasmana girebiliyor. Sistem bu haliyle hata yapanı, temposunu ayarlayamayanı ödüllendirirken, tecrübe ve sürat sahibi tipik bir ralli pilotunu cezalandırıyor. Daha da uç bir örnek vermek gerekirse, ağır bir kaza yapan bir ekip, hastanede check-up’ları yapılırken, sınıflarında Türkiye Birinciliği’ni ilan edebiliyor.

Bu seneki Rally Of Turkey’e fırtınalar damgalarını vurdular. İlki, Çarşamba gecesi çıkan ve servis alanında arabalar hariç ne varsa yerinden söküp atan fırtınaydı. Tam teknik kontrole girmeye hazırlanan ekipler, ani çıkan bu fırtınaya hazırlıksız yakalandılar. Ben de o sırada servis alanındaydım ve gördüklerime gerçekten çok üzüldüm. Az veya çok tüm takımlarda maddi zarar vardı. Dahası çadırını tutmaya çalışırken onunla birlikte uçup yaralananlar bile oldu ki, bunların hepsi ralliseverleri çok üzdü ve yarış öncesi herkesin moralini sıfıra indirdi. Organizasyon komitesi hızlı bir reaksiyonla teknik kontrolü ertesi güne erteledi. Fırtına dindiğinde servis alanı, deprem bölgesinden farksız görünüyordu.

İkinci fırtına ise, servis alanındaki tabir ile “don olayı” oldu. Fakat bu olay, hava durumu bültenlerinde bahsedilen fırtına sonrası görülen don olayı değil, bambaşka bir don vakası idi. Bu seneki Dünya Şampiyonası rallilerinde çok sıkı olarak kontrol edilen, 2000 yılı normlarına uygun homologe giysiler, tüm Türk yarışmacıların başına bela oldu. Bu giysiler olmadan teknik kontrolden geçemeyeceklerini anlayan yarışmacılar, bu kez aralarında “beyin fırtınası” başlattılar. İtalya’lardan acil siparişler verildi, bu yarışa girmeyenlerin giysileri İstanbul’dan kargoya verildi, dünyaca ünlü WRC takımlarından rica minnet emanet giysiler alındı, hatta en ucuzundan homologe çoraplar satın alınıp, etiketleri eski giysilere dikildi ki, benim en çok etkilendiğim yöntem bu oldu, planlayan arkadaşı tekrar tekrar tebrik ediyorum.

Yarış start aldığında ise hava ve yol şartları bir kez daha gündeme geldi. Geçilemeyen etaplar ve bu etaplarda batan ekipler olunca, yarış 3’e bölündü. İlk grup öndeki WRC grubuydu ve iptal edilmeyen etapları sorunsuz geçebildiler. Ortadaki grup, etaplarda battıkları için, onları kurtarmak üzere etaplara kurtarma araçları girdi. Arkadaki grup ise, nasıl olsa batacaklar diye etaplara alınmadılar, ve ilk lupu hiç etap geçmeden, coğrafi bir gezi şeklinde yapıp, servise geri döndüler. Bir ara ralli merkezinde TOSFED kurmayları yere kocaman bir harita açmış, bu üç grubu nasıl birleştiririz diye düşünüyorlardı. Fakat yine de başarılı bir manevra ile ilk günün ikinci lupu için yarışı düzene sokmayı bildiler. Bazı ekiplerin start pozisyonlarından şikayetleri olsa da, TOSFED kurmayları bence ellerinden gelenin ve mümkün olanın en iyisini gerçekleştirdiler.

İkinci ve üçüncü gün yağış aralıklarla devam ettiyse de, neyseki yarışın akışına etkisi olmadı. Subaru Türkiye Ralli Takımı’nın tek WRC ile Markalar Şampiyonluğu’nu kazanmasına da sahne olan Rally Of Turkey’de bir kez daha görüldü ki, tek ama hızlı bir otomobil ile, yarışlar esnasında doğru stratejiler uygulanırsa, bir üçten büyük olabiliyor. Tabii Subaru takımının Grup N pilotlarının puan katkılarını da unutmamak gerek, onlar da sezon boyunca bir puan fazla alabilmek için canla başla yarıştılar.

Ford pilotları ise, araçları eski spek olmasına rağmen, süratleriyle sezon boyunca her yarışta birincilik mücadelesine en azından ortak oldular. Mehmet Besler-Özden Yılmaz ikilisi mekanik açıdan biraz şanssız bir sezon geçirdiler. Adnan Sarıhan hala ve her zaman yarış kazanacak potansiyelde olduğunu gösterdi. Bence bu sezonun en büyük kazancı ise, Emre Yurdakul oldu. Focus WRC’si ile abilerine çok yakın giderek, yakın zamanda yerlerini alabilecek bir pilot olduğunu ispatladı.

2007’de WRC ekiplerini Kemer’de göremeyeceğiz, ama 2008 takviminde yerimiz var görünüyor. Eminim Türk ralliseverler onları özleyecekler. Bu kez seyirci sayısı önceki senelere göre daha fazlaydı. Sanırım bunda en büyük etkenlerden biri etaplara giriş için bilet satılması uygulamasına son verilmesiydi. Ayrıca etaplara giden yollar, önceki seneler gibi çok önceden kesilmediği için, seyirciler daha az yürüyerek daha az vakit kaybettiler ve daha çok etap seyredebildiler. Ayrıca Antalya’dan da ücretsiz otobüs seferleri vardı. Bu sene, o gelmeyen seyirciyi çekmek için daha fazla çaba harcanmış. Ancak Antalya il merkezinde neredeyse hiç afiş, broşür yada benzeri birşey göremedim. Galiba tek eksik buydu.

İstanbul Mahalli Ralli Şampiyonası’nda görüşmek üzere…

Aras Dinçer, 23.Ekim.2006.
arasdincer@rallidergisi.com