Aras Dinçer: Yarış dediğin böyle organize edilir!

Aras Dinçer

Öncelikle ANOK’a tebrikler. Hitit Rallisi’ni Türkiye’nin bir yıl değil her yıl en iyi organize edilen rallisi haline getirdikleri için. Bu yıl yarış Kızılcahamam’a alındı diye yadırgayanlar yada yadırgamaya hazırlananlar olmuştu ama hepimiz gördük ki, Kızılcahamam’da lojistik aksamadı. Sektreterya, start, servis hepsi arabayla 5 dakikalık mesafedeydi ve yarışmacılara rahatsızlık verecek en ufak bir durum olmadı. Üstelik Kızılcahamam halkı ilgisini göstererek, uzun zamandır ilk kez ralli gibi bir ralli izlenmesini sağladı. Vakit bulan herkes arabasına atlayıp servis parkına geldi ve yarışı takip etmeye çalıştı. “Nasıl gideriz?” diye soranları hepimiz yakın olan 4. etaba yönlendirdik, ve sanırım o bölgede ileriki yıllar için artması beklenen bir seyirci potansiyeli oluştu.

İkinci parti tebriklerse Yağız ve Ersan’a. Uzun zamandır potansiyel var ama sonuç yok şeklinde devam ediyorlardı ama bu yarışta şeytanın bacağını kırdılar. Rallide ilk birincilik her zaman çok önemli çünkü bir genç pilotun üzerindeki en büyük baskı, ilk kez kazanma baskısıdır. Yağız, Nejat Abi’nin 10 yıl önce 37 yaşında iken Bursa’da yaptığını 23 yaşında yaptı ve ilk Türkiye Şampiyonası birinciliğini aldı. Babasından devraldığı koltuğu ne kadar ilerletebileceği artık tamamen onun ellerinde ama ilk birinciliği çok daha genç bir yaşta almış olması önemli bir gösterge bence.
Bu yarışta Grup N pilotları coşkuyu verdiler. Hakan Dinç Focus WRC’si ile kalmadan önce Yağız’ın arkasında 2. idi ve zamanlar gösteriyor ki, 3 etapta Yağız, 2 etapta Hakan Dinç birbirlerine üstünlük sağlamışlar, yani kesin bir üstünlük yok. Bu da Yağız’ın ne kadar hızlı gittiğini gösteriyor. Bunun dışında en iyi pozisyonu almak için belli bir temponun altına hiç düşmeyen ama temiz giden Ercan Kazaz ve takla atana kadar Tarık’ın zamanları iyi idi. Gerçi Tarık takladan sonraki etaplarda da gazlamaya devam etti. Açılmaması için kapıyı tutan ve bu yüzden kolunu sakatlayan Tarık, aynı zamanda camları olmadığı için içeri toz alan Subaru’su ile yarışı bu halde 9. bitirdi. Bu azminden dolayı kendisini kutluyorum. Hatta son servis girişinde yaptığı esprilerle baya güldük, keyfi yerindeydi Tarık’ın.

Diğer Focus WRC’leri kullanan Emre ve Adil farklı durumlardalar. Adil her yarışta Emre’ye biraz daha yaklaşıyor, bu yarışta podyumu kıl payıyla kaçırdı. Biraz daha gayretle Emre ile çekişmeye girecektir Adil. Emre ise lastik patlattı ve uzunca bir mesafe üstünde gitti. Bu elbette O’na zaman kaybettirmiştir ama arka lastiği patlak bir WRC, patlaksız giden bir Evo 9’a karşı ne kadar zaman kaybeder sorusunu sormak lazım. Britanya’daki rallilere bakıldığında, normal şartlarda eski spec bir WRC yeni bir Grup N’den km’de 3 saniye gibi hızlı görülüyor. Emre yaklaşık 7-8 km gitmiştir diye tahmin ediyorum çünkü arabanın üstünde lastik izleri vardı. 3 saniyelik fark ortadan kalkmış olsa kaba bir hesapla 30 saniye kayıp var denebilir. Sağlamasını yaparsak, Emre’nin ilk Yeşilköy zamanı bir sonraki geçişinden 41 saniye kötü. Adil ise 2. Yeşilköy’de zamanını 10 saniye aşağı çekmiş, yani Emre yaklaşık 30-35 saniye kaybetmiş oluyor. 35 saniye düşüldüğünde Ercan kazaz’ın 2.7 saniye önünde görünüyor Emre, Yağız’ın da 12 saniye arkasında. Ercan Kazaz’ın Ankara’da Türkiye’nin hiçbir yerinde olmadığı kadar hızlı olduğu malum. Bu garip analizin sonucunda ben 3 soru soruyorum: Favori etaplarında yarışan ve Yağız’ın kazanmasına en çok sevinenlerden biri olan Ercan Kazaz mı hala “pele” , yılların tecrübesi Ercan Kazaz’ı Ankara’da geçen Yağız mı “daha Pele” yoksa bu lastik Emre’ye benim sandığımdan daha pahalıyamı patladı? D şıkkı: hiçbirisi, E şıkkı: hepsi. Bunların cevaplarını bilip mail ile bana yollayana Yeşil Bursa Rallisi’nde servis alanında öğle yemeği ısmarlıyorum.

Lassa Ralli Takımı’nda Hasan yolda kaldı, turbosu arızalanan ve arka aksları kırılan Mehmet de umduğunu bulamadı. Ahmet Burkay kendi temposunda yarıştı, zaten hiç bozmadığı bu tempoyla normelde hep ilk 5’e giriyor yarışların sonlarında. Bu yarışın en karlısı şüphesiz Ercan Kazaz’dı. Prodrive “yürümüyor” diye şikayet alan N12B’ler için yeni bir yazılım çıkardı, bu yazılım kullanıldımı bilmiyorum ama sonuçta Ercan abi çok zor şartlarda çok iyi iş çıkardı. İlk loop boyunca özellikle ilk etapta yolu temizledi ki, ilk etapta ilk start alan otomobilde olmak eminim hiç de imrenilecek bir durum değildi. İlk loop sonunda Yağız-Hakan D.-Ercan K. üçlüsünün ne kadar yakın olduğunu gördüğümde “Ercan abi biraz daha gazlayıp işi burada bitirmek isteyebilir” diye tahmin etmiştim ama Focus WRC yolda kalınca gerek kalmadı zaten.

Klasmana bakıldığında Super 1600’le daha ilk sezonunu yapan Dağhan, misyonunu tamamlamış bir Super 1600 ile , son versiyon Grup N’li rakiplerinin önünde. Ve otomobili servise sezon başından beri olduğu gibi yine çiziksiz geldi. O’na da bravo.

Fatih sorunsuz tek bir etap gidebildiği için onu seyretmek kısmet olmadı. İlk etapta best time yaptı 11 kapı numarasının da avantajıyla…

Gelelim Fiesta Cup’a. Bu kez biraz sürprizli geçti yarış. İçlerinde en vahşetli kullanan Koray’ın bu yarışı kazanacağını tahmin edenlerden biri de bendim. Koray’ın stiline bu etaplar biraz daha uygun çünkü kırıcı olmayınca Koray gibi kullananlar avantaj kazanıyor. Ama Koray’da gördüğüm şu: Artık ağırlık yapmasın diye beynini serviste bırakıp etaplara gitmiyor Koray. Bunu bu sene gayet iyi yaptı, co-pilotu Levent ile bu koordinasyonu artık sağladılar ve bu artık böyle devam eder diye düşünüyorum. Devamlı gazın dibinde giden ve arkasına bakmayan Koray yerine, zamanlara baktığında analiz yapan ve ona göre kullanan bir Koray var artık. Eskiden “nerede kimi ne kadar geçmişim” diye bakardı… Mert debriyaj’dan kaldı ama bu Serhat’ın ikinciliğini gölgelemesin. Yarış öncesi çok ucuz atlatılmış bir iş kazası geçiren Serhat hem fizik olarak hem mental olarak çok zorlandı bu yarışta. Bu şartlar altında Koray’ı daha fazla zorlayamazdı, O da aklını kullandı ve hazır olmadığı bu riski almadı. Yanındaki Ünal’ın da katkısı büyük bu performansta. Üçüncü olan Hamdi ise nihayet “Aman araba çizilmesin” modundan çıkıp eski günlerine döndü. Aşırı dozda Loeb in-car’ı seyreden Hamdi, telkinlerimizle bu yarış “kaydırmadan gideceğim” takıntısını bırakıp, iyi zamanlar yaptı. Yenilerden Berkay Şavkay 4. oldu. Ama Fiesta’ların arasına C2’si ile giren Nebil Erbil’e de bir bravo demek lazım. Ankara’nın Simon Jean Joseph’i lakabının hakkını verdi Nebil. Zamanları süper. N2’de Özen beklenen patlamayı yaptı, Alpaslan Çukurova’yı geçti.

Bu arada bir ekibe parantez açmak istiyorum. Geçen sene Rally Of Turkey’de Kesme Boğaz’ına uçan Halim Özal, bu sene Evo 7 ile yarışıyor. Halim, halinden memnun, kendi halinde yarışıp keyif yapıyor ve kimseyle mücadeleye girmiyor. Bunun neresi ilginç diyeceksiniz. Co-pilotlardan yana bir türlü yüzü gülmeyen Halim, İstanbul Rallisi’nde hiç yarışmamış pırıl prııl bir genç kardeşimizi Evo 7’ye oturttu. Burak Söğüt, çocukluğundan beri tanıdığım, bu sporu çok seven bir genç. Halim büyük bir risk alıp hiç tecrübesi olmayan Burak’ı yanına aldı, hepimiz elimizden geldiği kadar Burak’a yardımcı olmaya çalıştık ama O hepimizin beklentilerini aştı. Bu ciddiyetle devam ederse sporumuz iyi bir genç co-pilot kazanacak gibi görünüyor. Halim’i bu yaptıklarından dolayı tebrik etmek lazım.
Son olarak bu yarışın en çok konuşulan olayı “CD”… Kurallarda etapların görüntülerinin kaydedilmesi yasak olmadığı için, bunu yapan birçok ekip var, antremanlarda kameralar sürekli çalışıyor. Fakat burada sorun önceden çekim yapılıp pilotlara bu görüntülerin dağıtılmasından kaynaklanıyor. Bence bu ispatlanamayacak bir avantaj teşkil eder. Mesela Turbo’nun bileziği büyükse bu ispatlanabilir, ama bu görüntülerin ne kadar işe yarayıp yaramadığı kişiden kişiye göre değişir ve ispatlanamaz. Bana göre bu bir avantaj sağlar diye düşünüyorum. Gel gör ki, bu görüntülerin yarıştan önce çekilip takım pilotlarına dağıtılması kurallarda yasaklanmamış fakat pek de alışıldık olan bir durum değil. Yadırganması normal diye düşünüyorum ama kurallar bu konuda bir hükümde bulunmadığı için yoruma açık bir durum. “Rekabette eşitliği bozar” diyene hayır demek imkansız, öte yandan Takım Direktörü Osman Tüter’e TOSFED’den ve ANOK’tan izin verilmiş. İşin daha da tuhaf yanı, Delta Sport bunu Türkiye Tırmanma Şampiyonası’nda da yapıyor ama kimse itiraz etmiyor?

Tabii yarışacak bir pilot olan Ali Onkök’ün otomobilde olması başka bir hata ve bunu Osman kendisi de kabul ediyor. Zaten verilen ceza da bununla ilgili, CD’lerle ilgili değil. Sonuçta kurallar kitabında yasaklanmış bir durum olmadığı için bir taraf, ispatlanamayacak bir avantaj sağladığı düşüncesiyle de diğer taraf haklı gibi görünüyor. Gibi diyorum çünkü burada hak dağıtmak bana düşmez, bu ülkede ASN var.

EK BÜLTEN: 1- Bu akşam itibarı ile Güven’in ST Racing adına aldığı puanlar, takımlar şampiyonasından silindi. Yarış esnasında yapılan teknik kontrolde Evo 8’in down pipe’ın olması gerektiği gibi monte edilmediği anlaşılmıştı. Önce 3 dakika ceza verildi, sonra konu ASN’ye taşındı ve bu karar alındı.

2- Sevgili Serkan Yazıcı’nın nurtopu gibi bir oğlu olmuş, ismi de Rüzgar. Ömrü uzun olsun, babasına çeksin, tebrikler Serkan Yazıcı!
Hatalıysam lütfen: arasdincer@rallidergisi.com