Motor Sporları ve Otomotiv Haberleri

Aras Dinçer: Aç kemeri Daniel’im, rahvan gitsin son etap

Aras Dinçer/IRC/Türkiye Ralli Şampiyonası

Bu seneki ralliler, mevcut format ile çok zor seyirci toplayacak gibi görünüyor. Tamam, bu şekilde tek günlük olunca, sabit masrafları neredeyse yarı yarıya indiriyor ama, 2 lupluk ralli seyretmek için de, bir avuç ralli seyircisi günü birlik seyahat etmek istemiyor doğal olarak. 500 km yol git, 2 geçiş seyret, gecenin yarısı geri dön, kimseye uymuyor gayet tabii. Bu gruba maalesef ben de katıldım ve İstanbul’da bulunma zorunluluğum da eklenince Ege Rallisi’ne gidemedim.

Aslında ralli sezonu beklemediğim kadar heyecanlı başlamıştı. Tuhaf ve komik olayların yaşandığı, kaskını kahvede unuttuğu için geri dönüp ceza yiyenleri, Hans hırsızlarını hayretler içinde izlediğimiz ERC’den sonra, kötümser baktığım ulusal ralli şampiyonamız, “acaba canlanacak mı?” diye umut verir hale gelmişti. Ege’de bu umutların ilk tomurcuklarını gördük. Bu tomurcuklar kimdi? Yüksel Özgür ve copilotu Bay Azmak, ayrılmaz ikili Cem Acar ve Orhan Abi, kendi servis ekibini kuralı beri gün yüzü görmeyen ve bu yarışta da debriyajı erkenden işi bırakan sevgili Öğül Abi, nasıl olduysa bu yarışa şeref vermeye karar veren Sinan ile ebatlı kopilotu Tibet, mahalli pele Taner, Fiesta’lanan Özen, hem turbo hem dizel Grande Punto’su ile parkurlardan epeydir uzak kalan Mehmet, psikopata bağlayıp Saxo’yu baştan yaratan Süheyl Abi, ve hiçbirşeyi kafasına takmayan insan modeli sevgili Ahmet idi. Yarış öncesi EOSK’un web sayfasında Yağız, Burak, Cenk ve yarışa kayıt yaptırmayan Dağhan favoriler arasında gösteriliyordu. Bu sene Ege rallisinde bir gelenek yıkıldı ve bu kez etap zamanları karışmadı. Böyle olunca itirazlar da havalarda uçuşmadı tabii. Antremanda radara yakalanan arkadaşları duyduk. EOSK’a ve jandarma kuvvetlerimize helal olsun, her sene bu dalgametreye yakalanacak birilerini bulabiliyorlar.

Ülkenin en bahtsız motorsporları kurumu olan TOK Sport yine karabulutlar ile başladığı yarışı, neyse ki, mutlu sonla bitirmiş. İzmir’e giderken çekiciden düşen Mustafa Söylemez’in Evo 9’u, yarıştan önceki gece motor indirilmek, aktarma toparlanmak ve kaportaya girişilmek sureti ile yarışacak duruma getirilmiş. Takım elemanları ve Duru Brothers gereksiz streslere maruz kalmışlar. Ne ki, yarışta şeytanın bacağını kıran Mustafa Söylemez ve Cem Abi, genel klasman 3.’lüğünü kapmışlar aslanlar gibi. Onlara da tebrikler. Yani gördüğünüz gibi, Ege Rallisi, yarışın kendisinden ziyade, etrafında ve öncesinde gelişen olaylar ile hatırlanacak bir yarış oldu. Cem Acar, ST Racing destekli Grande Punto Super 2000 ile etaplara “ses getirdi”. Corsa Kit-Car’ın üzerine kocaman harflerle kişisel web sitesinin adresini yazan güzel insan Ahmet de bitirememiş yarışı ama sitesini herkes öğrenmiş, tıklanma rekorlarına koşuyormuş. ERC’nin pelesi Cenk yoldan çıkmış, geçmişler olsun. Taner yine yapacağını yapmış, ezbere bildiği etaplarda Evo’lara kafa göz dalmış, ellerine sağlık. C2’sinin brandingi ile saatlerce uğraşan Teke, hakkını vermiş, içindeki asfaltçıyı ortaya çıkarmış. Burcu ile arası 2 saniye. Tam arkasında sıfır nokta bilmemkaç saniye gerisinde, Teke’nin eski Honda’sına artık alışan Doktor Tunç var, ellerinize sağlık! Murat’a da tebrikler, Süheyl Abi’sini saliselerle geçmeyi başarmış. Orçun ve Orkan da yine Ege Rallisi’ni boş geçmemişler, mahalli kayıtlar göz alıcı, ölümsüz Escort ile Mithat Abi boy göstermiş. Mehmet Pınarbaşı da maalesef ilk dizel ralli vasıtamız ile finiş göremedi ama umarım şansı döner…

Aynı haftasonu Sardunya Rallisi de yapıldı. Artık WRC ile ilgili fazla konuşmak istemiyorum, Mösyö Loeb’ü tebrik ederim şimdiden 6. şampiyonluğu için. Ah, pardon, geçtiğimiz hafta Fransa devlet nişanı ile şövalye ilan edildi adam yahu, Mösyö dersem suç teşkil ediyor artık… 5 şampiyonluk kemerinin yanına L’egion D’honneur madalyasını takan Loeb, saatte 40 km ile giderken Daniel Elena kemerini lastik değiştirmek için çözdü diye komiserler tarafından verilen 2 dk.ceza ile 4.’lüğe düşse de, çok rahat şampiyon olacak. Hatta iddia ediyorum, Acropol’de son etap öncesi Şövalye Loeb, Hirvonen’in Focus WRC’sinin camını tıklayıp diyecek ki: “Mikkocan, açiim mi lan kemeri!”

Fransız öpücüğü ceza yiyince, Solberg podyum yaptı ki, bence sonuna kadar hakediyordu zaten. Patlama yapmasını beklediğim Rus votkası Novikov da, yüzümü kara çıkarmadı, daha şimdiden Mathew Wilson adlı, 17 yaşından beri Focus WRC ile yarışıp, hala bir baltaya sap olamayan süper yeteneksiz pilottan çok daha hızlı. Sevgili Mathew Sardunya’yı, orta diferansiyeli kırıldı ve paddle shift’i çalışmıyor diye matem tutarak geçirdi. Çalışsa ne giderdi var ya… Çok sevdiğim Sardunya Rallisi için hatırlanabilecek tek şey,  Dani Sordo’nun geriden start almak için bilerek ceza yemesine uydurduğu palavranın komikliği idi: “Turboda sorun yaşadık”. Madem taktik yapıyorsun, bari açık açık anlat, zaten kimse bir şey demiyor bu taktik rezaletine.  İlk Zaman Kontrol noktasına turbosu cofladığı için 3 dk geç giren uyanık arkadaş, 2. etapta 0.5 saniye ile 2. zamanı yapıyor. Bu mudur ralli yahu? İlahi adalete bakın ki, özellikle 30 sn ceza alan  Sordo, 3. etapta bir kayaya çarpıp süspansiyonunu kırıyor ve bir başka 30 sn kaybedip, üstüne ara serviste 30 saniye daha ceza yiyor. Geçen sene başında Guy Frequelin’in ayrılmasıyla eski kaşar rütbesinden La Vache Qui Rit pozisyonuna terfi eden Olivier Quesnel amca da, bakıyor ki, Sordo çuvallama durumunda, cepte keklik görünen markalar şampiyonasına da ancak 1-2 puan alabilecek, turbo palavrasını doğrulamak için C4’ü turbosuz çıkarıyor son lupa: “Valla bozuldu ya, bakın çocuk sürünüyo 3 gündür, 29. oldu”… Bunun yerine “Bizim çocuk, kayaya turboyla vurmuş, ondan bozuldu herhalde” deseydi, daha komik olurdu. Bu afacan turbo, nedense, ilk etabın startından az önce bozuldu. Sonra 3 etap bir dert olmadı, 2. etapta kol gibi zaman çıktı. Sordo kayaya vurup iddiasını kaybedince yine bozuldu, yedek turbo takıldı, ne hikmetse o da bozuldu, Sordo atmosferik bitirebildi yarışı… “Oha artık, komplo teorisinin de bu kadarı” diyenler olabilir ama Fransızlar’dan korkacaksın… Arkadan start alma taktiklerini, zamanında Colin McRae, Carlos Sainz gibi ağır abiler de yaptılar, ama kameraların önünde aslanlar gibi göstere göstere durarak yaptılar. FIA hala bu yol temizleme işinin tek çözümünün ilk 15 otomobilin tersten start alması olduğunu anlamamakta kararlı galiba. Geçtiğimiz senelerde bu kural gayet iyi işe yarıyordu, nedense kaldırıldı. Şimdi herkes “yol temizliyorum” diye şikayet ediyor haklı olarak. WRC’nin bütün heyecanı, bu “temizlik” işleri yüzünden kaçtı gitti. Artık PWRC’ye puan vermeyen yarışları pek hevesli takip etmiyorum, tek heyecan PWRC’de. İlk 3 etap sonunda ilk 3 araç 7 sn içinde, 2. Araujo ile 3. Sandell arası 1 sn. Böyle bir heyecan yok. Daha sonra Flodin, Attiyah ve özellikle Sandell müthiş atak yaptılar, ilk 4 ekip 6 saniyenin içine girdi. Liderlik ve en iyi zaman ilk gün bitene dek her etap el değiştiriyordu. 2. gün Flodin, 3. gün de Araujo, yaşadıkları problemlerle yavaş yavaş oyundan düştüler ama birinci, son etapta belli oldu, Attiyah Sandell’i geçti. Hepsine helal olsun, ne varsa gidiyorlar… Daha heyecanlı geçmesi beklenen JWRC’de ise, tuhaf 1 yarış oldu. İlk 3 etap sonrası, içlerinde en hızlısı olan Prokop, yarım dakika farkla liderdi. Bettega ile Kosciouzko da 2. olmak için debeleniyorlardı… Sonra Prokop’un C2 Super 1600’ünde elektrikler kesildi ve 9 dakika ceza yiyince, zarlar tekrar atıldı. Kosciouzko’nun kulakları oynamış ilk lup sonunda, “Araba çok alçak ayarlanmış, kollayarak gidiyorum” diyor. Bunu diyen adam, geçen sene bu araba ile bu yarışta JWRC’yi kazandı. Nasıl olup da yanlış ayarlanabiliyor arabanın yüksekliği hayret? Geçen senenin set-up kağıdına yemek tarifimi yazdılar acaba?  Bettega 2. gün bahtsız bir kaza yaşayana kadar Kosciousko’yu resmen bağırttırdı, Clio R3’ü ile Super 1600’lere kafa tuttu. Clio R3 müthiş bir vasıta ama Super 1600’ler hala biraz daha hızlı görünüyor. Geçen sene bu yarışı yine Kosciousko’ya karşı son etapta mekanik problem ile kaybeden Prokop, 2. gün delirmiş şekilde atak yaptı, şanzımanı kırıldı, kaza yaptı, sürekli sorun yaşadı ama enteresan bir adam Prokop. Problemlerle kaybettiği zamanı, bir şekilde telafi edebiliyor, kafasına yedikçe daha da hızlanıyor. 3. gün resmen abarttı, debriyajı bitti, ama geçti Kosciousko’yu. Ama yine de sanki JWRC’de kalite biraz düştü. Sadece Prokop, Bettega ve biraz Kosciousko gidiyorlar, geri kalanlar sepet izlenimi veriyor. Mesela çok yetenekli diye 3 senedir yatırım yapılan  Aaron Burkart’ı, babası geçer diye tahmin ediyorum. Bu arada ilk ayağı çok heyecanlı geçen ve katılan genç pilotların müthiş etap zamanlarına imza attıkları Pirelli Star Driver organizasyonunun 2. ayağı olan bu yarışta, büyük bir başarıya imza atıldı. Star Driver’da yarışan Evo 10’ların hepsinin hem cuma hem de cumartesi günü benzin pompalarından kalmaları, ralli tarihinde herhalde bir ilktir. Daha önce Peugeot Sport’un 3 tane 206 WRC’sinin kapalı parkta çalışmadığına şahit olmuştuk, ama aynı takıma ait 5 tane Evo’ya toplam 15 kere benzin pompası değiştirildiğini, ben ilk kez görüyorum. Gariban gençlerden dördü, 3 gün boyunca sürünüp yolda kalırken, biri de pırlayarak bitirebilmiş yarışı. Yerlere göklere sığdıramadığımız Ralli-Art Italy takımını, bu enteresan olaydan dolayı tebrik ederim…   Yarıştan sonra, pompaların sağlam olduğu ve yakıt buharlaşması teşhisi konmuşmuş, Allahtan havaya uçmamışlar Pirelli’nin gençleri. Yoksa uzaya giden ilk ralli takımı olacaklardı…

Çok istemiş olmama rağmen, İsabeyli Tırmanma’ya gidecek fırsat bulamadım. Fakat bundan sonraki tüm Tırmanma’ları yerinde takip etmeye kararlıyım, yine keyifli bir haftasonu geçmiş Aydın’ın sıcağında. Bu sıcak kimilerine hararet olarak geri dönmüş ama, şans faktörü maalesef bu işin içinde var. Yarışın formatı çok kompakt olduğu için de, insanlar kupalarını alıp, vakitlice yola çıkabilmişler. Öğül Abi spin atınca keyfi kaçmıştır mutlaka. Yine de, motivasyonu kırılmamalı bence, sezon uzun… “Ralli mi yapsam, Tırmanma mı kovalasam” diye düşünmekten geceleri uyku uyuyamayan Tolga, rahat kazanmış. Evo’sunu hazırlayan TOK Sport yetkililerinden Serkan Bey, yarışı evinden takip ederken, derin ralli işlerine giren Seyhun, bizzat komuta etmiş… En çekişmeli gözüken Kategori 1 ve 2’de hareketli bir gün olmuş. Doktorumuz Tunç, yine göz açtırmamış kimseye. Kategori 1’de ise gurur duyduğum çekirgem, kaskını yanından bir an olsun ayırmayan insan modeli Can Ekin, Barkın’ın az farkla önünde birinci bitirmiş. Barkın da hararetten sorun yaşamış galiba. Kategori 3’te, ilk kez start alan Corsa pilotu Şahap Besçi üçüncü olmuş,kendisini tebrik edelim bu güzel başlangıcı için…Kategori 4’te yalnız yarışan Mithat Diker, bir başka Escort resitali vermiş. Bir dahaki yarış Sakarya; temiz hava, bol makara-muhabbet arayan varsa gelsin…

Hatalıysam: arasdincer@rallidergisi.com

Son Haberler : Aras Dinçer

Yukarı
%d blogcu bunu beğendi: