Motor Sporları ve Otomotiv Haberleri

Aras Dinçer : Ypres’den Pamukova’ya

Aras Dinçer/Türkiye Tırmanma Şampiyonası

Ne hafta sonuydu! Cumartesi günü Eurosport canlı yayınında, pazar günü de Pamukova’da güneşin altında, hakikaten çok heyecanlı yarışlar izledik. Pamukova Tırmanmayı takip etmeyenler “abartıyorsun” diyecekler ama, parkurdaki mücadelenin sertliği, IRC’yi aratmadı desem yalan olmaz. Evo 9’ların savaşında ilk çıkış 0.2 saniye ile bitti, Kategori 1’de 10 salise ile yarış kazanıldı, 2.5 saniye içinde 3 pilot vardı. Saniyeler yetmedi, saliselerden medet umuldu, sonuçlar asılana kadar hepimiz 50 kere hesap yaptık kim kazandı, kim ikinci, kim üçüncü oldu diye.

Kategori 2’e Doktor yine rahat kazandı. Burak’ın 306’sında antrenmanlar sonunda fan sorunu vardı, Serkan Duru’nun şifalı ilaçları ile 306 kendine geldi ve Burak da 2. oldu. Hararet ile mücadele’de gösterdiği engin başarıdan ötürü, ayrıca tebrikler kendisine. Kategori 4’de kulaklarımızın pası yine silindi, bu yarıştan itibaren Renault 19 Gr.A’nın direksiyonuna Ünal Şenbahar geçti. Henüz 19’la fazla samimi olamayan Ünal, ilk çıkış pek zorlamadı. Zaten Maxi Megane ile Cem Acar’a da yaklaşamayacağını söylüyordu. İlk çıkışta son sol U virajda hata yapmasına rağmen, Cem Acar çok rahat liderdi. U’da kafadan kayınca, hafifçe yoldan çıkan ve en iyi zamanı Tolga’ya kaptıran Cem Abi, ikinci çıkışta acaba bunu telafi eder mi diye düşünüyorduk ama Megane’a bu yarış nazar değdi. Tanrının bizlere bir lütufu olan Bozian motoru, ikinci çıkışta finişe az kala tam önümüzde patladı ve Megane sustu. Ünal, ikinci çıkışta motoru biraz kesiklik yapan 19 ile, ilk çıkışından 1 saniye kötü gelse de, kazandı. 309’u ile, sezon başına göre çok daha temiz ve hızlı bir yarış çıkaran Ufuk Yavuz, hem bu pilotajıyla takdirleri topladı, hem puanları cebe indirip avantaj yakaladı. Kategori 4’ün başrol oyuncularından sevgili Şaban Abi de bana kızmış, gönlünü aldım neyse ki, buradan tekrar öpüyorum gözlerinden.

Kategori 3’ün 9. göbek Evo kullanan savaşçıları Öğül Abi ve Tolga, ilk çıkıştı yine fena paylaştılar kozlarını. Öğül Abi, antrenmanlarda yoldan çıktı ama neyse ki hiçbir şey olmadı Mitsubishi’ye. ALS patlamaları ve cehennemden kaçış temposunda bir ilk çıkıştan sonra, iki Evo 9 arasında sadece 0.2 saniye fark vardı, Tolga lehine. Heyecanla ikinci çıkışı bekliyorduk ki, Öğül Abi’nin sağ ön jantının asfaltta sürüklenme sesi gelince, anladık ki, iş bitmiş, lastik patlamış. Artık avantaj Tolga’da…

Kategori 1’de ise kan gövdeyi götürdü, nice yiğitler harman oldu! Öncelikle söylemek lazım, Barkın’a çok üzüldüm. Kazanabileceği bir yarışta, otomobiline yenildi ve bu gerçekten çok kötü bir duygu. Yarış sonunda büyük bir olgunlukla “Mekanik spor, ne yapalım” diyordu ama yüzünden anlaşılıyordu hayal kırıklığı. Umarım bundan sonraki yarışlarda sorun yaşamaz ve çekişmeye O da katılır. Barkın daha baştan havluyu atınca, işler iyice karıştı, birbirine yakın dört pilot, kazanmak için gazlamaya başladılar. İsabeyli’de birinci olan Can, ilk çıkışın sondan bir önceki virajında ciddi bir spin attı ve bir ömür boyu süren manevraların ardından 4. zamanı yapabildi. Sahibi olduğu Clio RS hakkında öğlen yemeğinde biraz korkuttuğumuz Eytan’a, bu gerginlik iyi gelmiş olacak ki, geçen yarışlara göre çok daha hızlı göründü. İlk çıkışta en iyi zamandan sadece 3.5 saniye kötüydü, ama kolay teslim olmadı. Hatta neredeyse yarışı kazanıyordu. Toplamda yalnızca 10 salise ile ikincilikte kaldı ama bundan sonraki yarışlarda, rakipleri Eytan’ın zamanlarının peşinden koşarlar herhalde. İlk çıkışta çok temiz bir pilotaj ile en iyi zamanı yapan Atakan Boğazlıyan, ikinci çıkışta biraz şanzıman problemi yaşadı ve Delta Sport filosuna teslim oldu. Yine de Eytan ile arası sadece 2,3 saniye idi toplamda. İlk defa yarışan Bülent Gürkan, ilk çıkışta 2. zaman ile hepimizi şaşırttı ama Can ile Eytan’ın ölümcül ataklarına karşı koyamayarak 4. oldu. Yine de ilk yarışını yapan bir pilot için, hiç de fena değildi Bülent. Bu dörtlü düello’nun galibi, son çıkışta hatasız tırmanan ve 10 salise ile yarışı kazanan Can oldu. Açıkçası, serviste hepimiz ikinciliğe odaklanmasını ve kazanacak kadar yüksek tempoya çıkarsa, Palio’yu kafasına geçirme riski olduğunu söyledik. Ama sağ olsun bildiğini okudu ve mahcup etti bizleri, bravo diyebiliyorum ancak…

Tırmanma şampiyonasına bakıyorum da, sporun şu an içinde bulunduğu, ekonomik kriz kaynaklı durgunluğun en etkili ilacı tırmanma gibi görünüyor bana. Gerçekten çok güzel bir şampiyonamız var, parkurlar çok keyifli, ekip sayısı artıyor, katılımcı ve otomobil profili her sene daha iyiye gidiyor. Biraz daha ilgi görüp desteklenirse, tırmanma şampiyonamız, 80’ler ve 90’lardaki eski haşmetli günlerine geri dönebilir diye düşünüyorum. Ne tip gayretler mesela? Daha fazla veteran pilotun katılımı renk katabilir, yarış sayısı 8’e çıkarılabilir, eklenecek bu 2-3 yarış, toprak zeminli olabilir. Şu an tırmanmalara az veya çok otomobil sokan Delta Sport, Tok Sport, Can-Car gibi garajlara, Parkur Racing, Teknik Motorsport, ST Racing de birkaç üst düzey pilot ve otomobil ekleyebilirse, ralliye gitmeyen seyirci, tırmanmaya koşacaktır. Öğül Abi, Ünal gibi pilotlar, yavaş yavaş ralli planlarının yanına tırmanmaları da eklemeye başladılar.

Cumartesi günü ise, laptop ve televizyon başında Ypres’e kilitlendik. Olağanüstü bir çekişme vardı Belçika’da. Perşembe günü Rallidergisi’nde Ypres ile ilgili ilk başlığı okuyunca gülümsedim: Organizatörler, ralliseverlerin şımartılacağını söylüyorlardı. Biz de şımarmak istiyoruz! Bize de 20 tane Super 2000 gelsin, gerekirse otostopla gideriz etaplara! Bıktım yahu, damgalı eşek gibiyiz, her yarış her etapta hep aynı tipler, kurşun asker gibi bekliyoruz, yakında TOSFED bizden de seyirci lisansı isterse şaşırmayacağım. En baştan söylemek lazım, Kris Meeke’e helal hoş olsun. Ypres rallisinde, Freddy Loix’yı bu kadar zorlamak, ancak WRC klasmanındaki pilotların harcı olabilir. Tamam, bitime 4 etap varken Loix’nın lastiği patlamasaydı, hala ne olacağı belli değildi. Ama lastik gümlediğinde, Meeke 0.8 saniye önde idi Loix’dan, ve bu kadarını kimse tahmin etmiyordu herhalde. İnternetten etap zamanlarını beklerken, Alien vs. Predator filmini hatırladım bir an. Tuzaklarla dolu Ypres etaplarında, altlarında Super 2000’lerle saliseler içinde çekişmek için, korku filmlerinde patlamış mısır yiyecek kadar soğukkanlı olmak lazım. İzleyenlerin bile kanları çekilmiştir herhalde… Skoda Fabia Super 2000 ile Jan Kopecky, yine mükemmel bir yarış çıkardı. Aynı geçen yarış Rally Azores’de yaptığı gibi, önce üçüncülüğe oturdu, sonra arkasındakilerle arasına güvenli bir fark koydu, sonra da birinci ve ikinciye çok yakın kaldı, ama onlarla hiç uğraşmadı. Sadece hata yapmalarını bekledi. Ve Azores’deki senaryo tekrarlandı, öndekilerden biri sorun yaşadı, Kopecky ikincilik puanlarını kaptı. Bu haftasonu Ypres’de aklıyla hızını en iyi birleştiren pilot yine Kopecky idi. Finli Juho Hanninen, asfaltta biraz geride kaldı, toprak yarışlarda yine sözünü söyleyecektir. İlk 15’de çok sürpriz isimler vardı. Vouilloz, Duval, Wilks, Bengue, Snijers gibi isimler yarışı bitiremeyince, Solowow, Betti gibi yavaş pilotlar, rüyalarında bile göremeyecekleri yerde bitirdiler yarışı. Van Den Heuvel ve Schammel’in zamanları enteresandı. Özellikle, hala Evo 9’dan daha hızlı ve dayanıklı olduğunu ispatlayamayan Evo 10 ile Heuvel, çok iyi iş yaptı denebilir. Benim için en büyük hayal kırıklığı Francois Duval oldu. Fiat Abarth mı? Birinci pilot Giandomenico Basso, iki lastiği patlamasaydı, en iyi ihtimalle 6. olabilecekti. Demek ki olmuyor…

Bir parantez de San Marino Rallisi’ne açalım. Serkan Yazıcı ve Ünal Tezel’in 20. bitirdiği yarışta, Paolo Andreucci resital verdi! Bütün etaplarda best time yaparak, rakiplerine hiç de insani bir muamele göstermeyen bu adam, 50’sine merdiven dayadı ve arkasında 2. olan isim, tüm dünya’nın “Pele” gözüyle baktığı (ki haksız da sayılmazlar) Luca Rosetti. Ne diyelim artık, eline sağlık Paolo Andreucci… Start listesinde kim varsa hepsinin zaman kavramını değiştirdin, saniyelerin hesabını şaşıran Rosetti, dakikaları saymaya başlamış. Diğerlerinin halini siz düşünün artık…
Bu haftasonu boşluk var. Herkes biraz nefeslenecek, sonra Temmuz’un ilk yarısı yine çok hareketli, hem Türkiye’de hem Dünya’da… İstanbul Rallisi’nde, Yağız kaçacak herkes kovalayacak, ANOK’un tırmanma yarışı ise çok sürpriz ve çok sevilen bir yerde yapılacak, İstanbul’a da yakın sayılır, mutlaka gelin derim…

Hatalıysam: arasdincer@rallidergisi.com

Son Haberler : Aras Dinçer

Yukarı
%d blogcu bunu beğendi: