Motor Sporları ve Otomotiv Haberleri

Aras Dinçer : Yıldızların Altında

Aras Dinçer

Ömer Bedrettin Uşaklı Amca’mızın ölümsüz nihavend eseri “Yıldızların Altında”, Türk Sanat Musikisinin rakı sofralarına en büyük armağanlarından biridir malum… “Ne diyor yine bu?” diye soranlara cevap: Bu sene krizdi oydu buydu derken, parkurların keyfi kaçtı demiştik. Keyifler yerine gelsin diye yeni bir trend bulundu: Gece etapları. Malum, mevsim yaz, güneş tepemizde, geceleri bile 24-25 derecelerden kurtulamıyoruz. Madem öyle, madem motorsporları komada, madem durum kötüye gidiyor, battı balık yan gider denildi, Pendik’ten İSOK’un yola çıkardığı “Gece yarısı Ekspresi”, İ.M.K ile Belgrad Ormanları’na ulaştı. Gözün gözü görmediği gecelerde sırf rallileri değil, yıldızları seyretmenin de keyfini çıkartır olduk. Uzun yıllardır spotların bu kadar çok kullanıldığı bir sezon hatırlamıyorum ben. En son 1997 sezonunda Ali Sipahi ve Renç Koçibey Rallileri gece yapılmıştı. 2001’de ise toprak Ege Rallisi’nde gece yarıştık 2 lup. Seyri zor olsa da, gece yarış otomobilinin içinde olmak, yarışanlar için büyük keyif. Etraftaki insanların hepsinin de muhtelif yerlerinde lamba, ampul, ışık, fener gibi bilumum aksesuar olunca, matrak bir ortam oluşuyor.

Organizasyonda görev aldım ama yarışı seyirci gözüyle, bir eleştirmen olarak ele almak istiyorum. Start öncesi Azmi Ağabey’in -ne yazık ki- maruz kaldığı o iğrenç olay hariç, sorunsuz bir yarış oldu diyebilirim. İyi bir organizasyon yapısı kuruldu, spontane gelişen haberleşme, güvenlik gibi konularda yaşanan bazı ufak aksaklıklara da hızlı reaksiyon verildi. Sonuçta bu bir organizasyon şablonu ve ilk sefer için iyi işledi bu şablon. Daha da iyi olacaktır. Kupalarda bir karışıklık yaşandı, bazı co-pilotlara kupa verilmemesi pek de hoş olmadı. Yarış merkezi ve etabın bulunduğu bölgedeki kavşak olan Ayvatbendi mevkiine iyi yönlendirme yapılamadı. Gelmek isteyenlerden kaybolanlar oldu maalesef. Sonraki yarışlarda bu da ele alınacak. Çuvaldızı kendimize batırdıktan sonra, çok hoşuma giden bir şeyi de eklemek istiyorum: Starta yaklaşık yarım saat kala, uzaktan yarış merkezine ve servis alanına baktım. Gördüğüm kalabalığın keyif aldığını, o insanların o saatte oraya toplanabildiğini, hatta gece 02.30’daki ödül töreninde bile oldukça fazla sayıda insanın hala orada olduğunu görünce, bizlerin hala var olduğumuzu, motorsporlarının hala ilgi görebileceğini fark ettim. Bunu benden başka fark edenler de vardır eminim.

Yarışı rahat kazanacakken, sağlı-sollu virajlardan oluşan bir kombinede yoldan çıkan Mendo, yine hem üzüldü hem de bizleri üzdü. Kem talihi ne zaman peşini bırakacak, merak ediyorum. Alptekin ise, beklediğimden daha da fazla bilenmiş. Saxo ile hem tempolu gitti, hem de çiziksiz… Gecenin kör karanlığında pusuya yatan Apo, Menderes’in en ufak falsosunu kolluyordu ki, av hata yapınca, avcı tetiği çekti. O gaz ile sponsoruna koşan ve sevgi yumağı oluşturan Alptekin’e, seksen yıldır yarışmasına rağmen daha henüz ilk birinciliğini kazandığı için tebrikler. Şaka bir yana, en azından önümüzdeki sezon sponsor desteği bulması için iyi bir referans olur umarım bu birincilik. Gecenin bir başka savaşçısı da, Jyvaskyla’lı N2 pilotları Derneği Başkanı Orhan idi. Askerden döndüğünden beri ilk kez yarışan ve aylardır start almamış Orhan’dan böyle bir tempo hiç beklemiyordum. Alptekin ve Halim’den oluşan Citroen Sport Kemerburgaz ekibi ile çok iyi mücadele etti. Halim, ise podyumu son anda kaçırdı ama her yarışta mücadele edecek birilerini buluyor ve mutlaka bundan keyif de alıyordur. Keşfi de aynı şekilde keyif alarak yarıştığını söyledi. 131’ler ile yola çıkan Rıza Ağabey, Yeşim, ve Ahmet-Tamer Hasbay Ağabey’ler de renk kattılar yarışa. Ralli faresi Gökhan Saraçoğlu, ölümsüz copilotu Tibet ile gazladı. Halid ve Özhan beklenen zamanları yapamadılar ama bol spin ve heyecan sundular izleyenlere. Engin Kap, ilk etabın sonunda “biz artık yaşlandık, gidemiyoruz” diye surat yapıyordu ama sonradan O da açıldı Escort’u ile. Menderes Garaj – Mami ortak yapımı bir takım oluşturan Cumhur ve İlhan da, Mobil ve Japon bayraklarını dalgalandırdılar yarışta. Roja, problemlerle ve kötü başladı ama sonradan durumu düzeltti galiba az da olsa. Sirun da pek tempo yapmadı. İlerleyen yarışlarda daha fazla yarışmacı olacağını sanıyorum. Umarım diğer garajlardan ve yarışmak istediklerini sürekli söyleyen amatörlerden de katılım olur…

Geçtiğimiz haftaya gidersek, ANOK, Abant’ta bir başka başarı hikayesine imza attı, jilet gibi bir tırmanma organizasyonu izledik. Güvenlik, yarış programı, parkur, hepsi 4×4 idi. Yarışın 3 çıkış olması da iyi idi, hem daha dolu bir program, hem de yarışmacılara daha fazla fırsat anlamına geliyor 3 çıkış. Kategori 1’de bu kez farklı bir birinci vardı: Eytan Halfon. Eytan sıkı maseai yaptı, hatasız yarıştı. Yine Can ile çekişiyorlardı ama 2. çıkış sonrası 2. sırada ve yerine razı olan Can, starta yakın spin atıp dingilini yamultunca, 4. olabildi. Şampiyonluğun bir başka iddialı ismi Barkın ise, ilk antrenmanda yoldan çıktı ve yarışamadı. Barkın’ın kara bahtı gülmüyor bir türlü. Colin McRae’in özlü sözleriyle bezenmiş Palio’su ile Bülent Gürkan da kıymetli puanlar aldı. Kategori 1 şampiyonluğu için aday çok, meydan kalabalık, bakalım neler olacak. Kategori 2’de Doktor T yine antrenman yaptı. Çok da zorlamadı kendini, sevgilisiyle tatile gelmiş gibiydi. Kategori 3’de, Öğül Ağabey ve Tolga yine savaş baltalarını çıkardılar. Öğül Abi 18 inçlik jantlarına ve büyük frenlerine, Tolga ise Serkan Duru’nun kafasında dolaşan tilkilere güveniyordu. Sonunda Serkan’ın tilkileri galip geldi. TOK Sport servis obasında kesilen lastikleri, hazırda tutulan rainleri, psikolojik Öhlins ayarlarını ve bol köfteyi gören Öğül Ağabey bu baskıya dayanamadı ve ufak bir kaza geçirerek 2. oldu. Ama Tolga’nın önünde yol uzun, puan farkı ancak gıdım gıdım kapanıyor, Öğül Ağabey inatçı…

Kategori 4’te ise Maxi Megane yine kötü sürpriz yaptı. Stop noktasında ben, Serkan Duru, Hamdi Saraçkardeşler, Barkın Şahin ve Takım Traktörü Osman Tüter, ikinci antreman çıkışını beklerken, Megane’ın sesi uzaktan hoş geliyordu. Osman’ın “Ne ses var şu Megane’da bee” dedikten 1 saniye sonra, motorun 3 silindire düşmesi ile dehşete kapıldık, şom ağza inandık, Osman’dan uzaklara kaçtık… Şaka bir yana, 309’u ile Ufuk inatla sezon şampiyonluğunu kovalıyor. Neredeyse O da yoldan çıkıyordu, ama yine takdirleri toplamayı bildi, pilotajı giderek şekil kazanıyor. Ünal da az kaldı motor ve marş problemlerine kurban gidiyordu ama biraz daha hızlanmış göründü ve kolay kazandı. Renault kuvvetleri bu yarış biraz sendelediler sanki..

Tırmanma’da Kategori 1 ve 3’ün düğümleri ancak Bozhane’de çözülecek gibi görünüyor. Bozhane’de rekabet demek, mangal gibi yürek, çelik gibi bilek demek… Cengiz Yıldız’ın tabiri ile “Petka ister”… Bozhane’den önce Ağustos’un ilk hafta sonu BOSSEK Tırmanma’da kozlar bir kere daha paylaşılacak.

IRC’de ilk zaferini Rusya Rallisi’nde kazanan ve hatta 1-2 olarak duble yapan Skoda’ya tebrikler ile bitirelim… Kopecky’yi 2 keredir yazıyorum, bu 3. olacak. İstikrarlı pilotajı ile son yarışların hepsini 2. bitiren Çek pilot, şu an 1 puan farkla şampiyona ikincisi ve daha önümüzde Barum Rally var. Kopecky bence podyumda bitirir sezonu. Abarth’ların hali yine perişan, İlk kez toprağa çıkan Proton’un tozunu yuttular. Dahası Grup N’lere geçiliyorlardı ilk iki gün. Rakiplerinin süratine teslim olan Basso, yine rakiplerinin şanssızlıkları ve sorunları sayesinde podyuma çıkabildi ancak. Artık birşey diyemiyorum Abarth ekibi için. Gözümüzde fazla Abarth’ıyoruz demek ki. Şık takım kıyafetleri yaptırıp serviste spagetti pişirmekle takım olunmuyor… Ypres’de hayal kırıklığı yaşayan Guy Wilks ve Proton takımı için de çok sevindim. Lastik patlatınca oyundan düştü Wilks ama etap zamanları gösteriyor ki, Skoda’dan sonra bomba gibi bir Super 2000 daha geliyor.

Hatalıysam : arasdincer@rallidergisi.com

Son Haberler : Aras Dinçer

Yukarı
%d blogcu bunu beğendi: