Motor Sporları ve Otomotiv Haberleri

Aras Dinçer : YÜCE İSA, ABARTH YARIŞ KAZANMIŞ!!

Aras Dinçer/Dünya Ralli Şampiyonası/IRC/Türkiye Tırmanma Şampiyonası

Hafta sonu Gürsu Tırmanma için cuma akşamından Bursa’ya demirleyince, IRC ve WRC’nin son ayakları ile fazla ilgilenemedim. Ama yine de internetten mümkün olduğu kadar haberlere ve zamanlara bakmaya çalıştım. Okyanus adası Madeira’da asfalt rallinin, İskandinavya’da ise toprak rallinin en hasını, en babasını, en çekişmelisini izledik.

Finlandiya’da Mikko Hirvonen’in ancak “mükemmel” olarak nitelemek zorunda kalacağım sürüşü ile, Şövalye Loeb’ü alt edişine tanık olduk. Asker tıraşı yaramış, çok iyi iş çıkardı Mikko… Aslında Loeb yeni bir kaza yaşamadığı için çok çok şanslı. Mücadeleden koptuğu 15. etapta çok zaman kaybetmesine yol açan durum, Polonya’ya benziyor biraz. Virajın içindeki bir çukura ön lastiğini takan Şövalye, lastiğin janttan çıkmasına sebep olmuş ki, bir Pirelli Scorpion’u janttan çıkartacak kadar ciddi bir aksiyona girip, yola sağ salim devam ediyorsanız, çok şanslısınız demektir. Neyse, sonuçta Hirvonen hak ederek kazandı ama şimdi ince hesaplara yenileri eklendi. Şöyle ki, aslında Malcolm Wilson’un hem markalar hem de pilotlar şampiyonası için işine gelecek ideal sıralama 1- Hirvonen 2- Latvala 3- Loeb idi. Çünkü muhtemelen Katalunya’da Daniel Sordo’yu Loeb ile Hirvonen’in arasına sokmak isteyecekler. Eğer öyle olursa, buradaki birinciliğin pek anlamı kalmayacak gibi görünüyor. Citroen Racing’in bunu başarıp başaramayacağını bilemeyiz ama Latvala Polonya’da bariyerlere saplanmasaydı, bu tehdide karşı iyi bir kalkan olabilirdi. Fakat Latvala’nın -hele ilk gün- bırakın kalkanı, kefal bile olacak hali yoktu, Sordo çok rahat 3. gidiyordu. Son iki yarıştır fazla hızlı gittiği için fırça yiyen gencimiz, herhalde bu seferde Malcolm Abi’sinden “Evladım, vur dedik, öldürdün. Yavaş kullan dediysek, Çin malı Carlos Sainz’a yarışı ver demedik” diye fırça yemiş olacak ki, 2. gün biraz kıpırdadı. Nihayet yarışın yarısı geride kaldığında Malcolm Wilson’ın bariyer terapisi meyvelerini verdi ve Latvala Sordo’yu geçebildi, 3. olmayı başardı. -Ne ayarsız adammış bu Latvala?- Ama Ford ve Hirvonen için yetecek mi bu üçüncülük? Sezon sonunda iki şampiyonanın matematik hesapları yapılırken, Latvala’dan kaynaklanan efektleri beraber hesaplayıp göreceğiz hanyayı konyayı…

Evgeny Novikov’u ve Petter Solberg’i çok merak ediyordum, erken birer kaza ile çabuk düştüler oyundan. Kahredici bir başka durum ise, orta sıralarda yaşanıyordu: Loeb ve Hirvonen’in, üç maymunu oynayan Rautenbach, Al Qassimi ve M.Wilson’ı dakikalık etmeleri sizce kaç etaplarını aldı? Yedi? Altı?? Hayır sadece dört… Daha ilk lup bitmeden yani… Çıkarılacak dersi tekrarlayalım: Acropol’de gezinerek 4. veya 5. olmayı babam da becerir. Biraz olsun pilotajınız varsa, daha ilk gün sabahtan bir dakikayı elinize vermezler Finlandiya’da.

Her sezon heyecanı biraz daha sönen ve rekabet kalitesinin giderek düştüğü JWRC’de Martin Prokop, taktik yarışı yapmadı, yine herkesi geçti. Kendisine rakip olabileceğini sanan Kosciuszko’ya da nal toplattı. Prokop bence sonuna kadar hak etti bu şampiyonluğu. Zaten JWRC’nin şu anki katılım profili, Prokop’un seviyesinden çok aşağıda. Kim rakip olacaktı ki Prokop’a? İstikrarsız ve sıradan Kosciuszko mu? Veya hesapta gelecek vadeden ama konuk pilot Pinomaki ve eski spec motorlu Clio R3’ü tarafından Fin topraklarında delik deşik edilen Aaron Burkart mı? Prokop’un PWRC’deki zamanlarını görmesem, JWRC’de yokluktan şampiyon oldu diyeceğim ama, yakın geleceğin iyi pilotlarından biri olacağını tahmin ediyorum. İnşallah sonu Urmo Aava veya P.G Andersson gibi olmaz. Madeira’daki IRC yarışına girmeyen Fin pilotların Super 2000’ler ile mücadelesinde Skoda’sı ile Hanninen, Grande Punto’lu Anton Alen’i yine otlattı. Eskilerin hızlı Finler’inden, iri göbekli fakat hızlı pilot Janne Tuohino, 207 Super 2000 ile ilk gün bu ikiliye yakın gidiyordu ama sonra kendini imha etti. Emre 35. olmuş, fena bir derece değil, geçen seneden çok daha iyi. Burcu da 42. imiş, 43.’nün soyadı Makinen…-acaba safkan mı yoksa isim benzerliğimi?-

Bu arada yarış sürerken, PWRC için çok önemli bir karar alınmak üzere olduğu açıklandı. Nasser Al Attiyah’ın Acropol puanları silinebilir. FIA’nın detaylı teknik kontrolünde, krankın standart olmadığı ortaya çıkmış. İşlem görmüş krank için Attiyah topu haklı olarak Prodrive’a atmış, çünkü motoru yapan Prodrive. David Richards “Bu da mı gelecekti başıma” diye uçağa atlamış, apar topar savunma vermiş. Eğer Dünya’nın en saygın motorsporları kuruluşlarından biri olan Prodrive bu işlere girdiyse, yandık. Onlar yaparsa kim yapmaz… Motor performansı olarak N14 tam bir facia iken, N15 bir nebze olsun hayat belirtisi göstermişti. Ama eğer FIA işin içinde başka işler olduğuna karar verirse, Prodrive için kepazelik olur bu. Attiyah’ın puanları silinirse, son yarış olan Galler Rallisi öncesi Araujo ve Sandell’in ciddi şansı doğacak.

Peki IRC’de neler olmuş? Sürpriz değil, mucize değil, resmen imkansız gerçekleşmiş, Giandomenico Basso ve Abarth Grande Punto Super 2000 yarışı kazanmış! Torino’daki kilisenin papazı, herhalde başlıktaki gibi çığlık atıp, çanları çalmıştır?! Ben duyduğumda inanamadım. Basso, Madeira parkurunu çok iyi bilen bir pilot ama en az onun kadar bilen 7-8 iddialı pilotu ve yenilmez Peugeot’larını geçecek diye birisi iddia teklif etse, cebimdeki bütün parayı ortaya koyardım. Çok mahçup etti beni İtalyan’lar, umarım etmeye devam ederler de hem biz Abarth sempatizanları kendimize geliriz, hem de IRC’nin heyecanı tavan yapar. Yarışta Rosetti’nin kazası hariç önemli bir olay yok. Basso resmen kapıyı kapatmış ve Magalhaes’i, Camacho’yu, Loix’yı, Meeke’i ve Vouilloz’ü geçip kazanmış. Hem de ne geçmek, 2. olan Portekizli Pele Bruno Magalhaes ile çatır çatır çekişerek, 3.5 saniye ara ile gelmişler finişe. Nasıl olduğunu bilmiyorum, tesadüf olup olmadığını ilerleyen yarışlarda göreceğiz. Bu yarışa çift Proton Satria Super 2000 girecek diye haberler çıkmıştı ama asılsızmış. Yeni Proton toprakta becerikli ama asfaltta pek tad vermiyor. Guy Wilks Ypres’den sonra Madeira’da da umduğunu bulamadı. Keşke Skoda Takımı da girseymiş şu Madeira’ya. Jan Kopecky’nin emekleri boşa gitmiş oldu girmemekle. Kişisel kahramanım, üstün pilot Michal Solowow da yine boy göstermiş adada. Basso’ya 7 dakika fark ile 9. bitirmiş, ama Super 1600’lere ve Grup N’lere geçilmemiş, bu da büyük başarı O’nun için.

Geçtiğimiz hafta Sakarya’da düzenlenen rallikros’a da değinmek lazım. Ben yarışa gidemedim ama bazı detayları Süheyl Polatoğlu’ndan ve Uğur Kızıl’dan öğrendim. Öncelikle, çok güzel iki parkur kazandırıldı spora. Krokilerden gördüğüm kadarıyla yolun karakteri, çevresi düzenlemesi vs. hepsi çok cezbedici. Burada Uğur Kızıl’a ve ona her anlamda destek olan Süheyl Polatoğlu ve Akın Bilgütay’a haklarını teslim etmek gerek. Uğur Ağabey, bir takım kendine Müslüman şahsiyetler gibi sadece kendisini merkez alan bir sporcu değil. Şu an aktif olarak yarışmıyor ama yarışmak isteyenler için bir tesis yaratılmasına ön ayak oldu. SOSDER için yaptıkları da ortada. Bu ilk yarışta katılım belki arzu edilen düzeyde olmadı ama ilerleyen ayaklarda olacaktır diye tahmin ediyorum. İtalya asfalt ralli şampiyonası’na dahil Rali Di Lanterna’da Genel Klasman 23’üncüsü ve Trofeo Clio R3’de 9’uncu olan Burak Çukurova – Aykan Alakoç’a da tebriklerimizi sunalım…

“Hani Gürsu Tırmanma?” diye merak edenlerden, biraz daha zaman rica ediyorum. Mevzu uzun, mavra büyük, maraz çok, kafamı toparlamam lazım…

Hatalıysam: arasdincer@rallidergisi.com

Son Haberler : Aras Dinçer

Yukarı
%d blogcu bunu beğendi: