Aras Dinçer : RALLY MONTE BOLU

%s Aras Dinçer/Türkiye Ralli Şampiyonası

Yarışma plakalarında Hitit Rallisi değil de, böyle ecnebice bişeyler yazsaydı, IRC aday yarışına geldik filan sanabilirdik… ANOK bizleri yine yanıltmadı, jilet gibi bir Hitit Rallisi seyrettik. Yanıltmadı diyorum, çünkü bugüne kadar sicili en temiz, organizasyonu en doğru ve sorunsuz ulusal rallimiz daima Hitit olmuştur. Nedeni çok basit: İnsan kaynakları… Tecrübe ve yeteneğin karışımı, gençleri ateşe atarak değil, büyüklerinin yanında staja vererek yetiştiren alt yapısı, en önemlisi pratik zekalı ve kriz yönetiminde kıvrak (kıvıran değil, kıvrak) insanların oluşturduğu ANOK, aslında bir mucize filan yaratmadı. Ellerinde sihirli değnekler de yok, sadece olgunlaşmış bir temel hareket planı ve ne yaptığının farkında olan bir insan gücü var. Dolayısıyla, Bolu’ya da gitseler, Kızılcahamam’da da olsalar, Korsika Rallisi’ni de yapsalar farketmiyor, kendilerine has kriterleri ve standartları var ve motorsporlarının doğasından gelen standartlar bunlar. Tek yapmaları gereken bunları aksiyona geçirmek ve sadece bunu yapıyorlar. Kahramanlık yok, “hallederiz” yok, işi şansa bırakmak yok…Bunların yerine yarışma kartları var, aslan gibi araç parkı var, otoriter ama güler yüzlü, çözüm odaklı yöneticiler var. ANOK için ne dense az…

Bolu’ya ayak bastığımızda tek eksikliğini hissettiğimiz şey, yönlendirme idi. Onun dışında yarışmak veya seyretmek isteyen herkes için her ihtiyaç düşünülmüştü. Doküman veya bilgi mi lazım? Web sitesinde hepsi yayında. Sonuçlar çatır çatır ilan ediliyor, dağıtılıyor. Sekreterya, servis alanı, start bölgesi dört başı mamur. Bolu ve Ankara’nın offroad klüpleri güvenlik ve kurtarma için hazır kıta. Etaplara girip çıkan seyirciler de düşünülmüş, jütler adam gibi çekilmiş, yanından yürünebiliyor, hakemler her geçene “hop nereye, kaç oradan, yasak” demiyor. Çünkü biliyorlar ki, ezilme riski taşıyan kendini zaten belli ediyor. İnsanları kasmadılar ama güvenlikten de asla ödün vermediler. Mesela seyirci etabında, starta yakın bölgelere seyrci alınmadı. Hatta biz ilk başta dırdır ettik, ne diye uzaklaştırıyorlar, göremeyeceğiz diye. Ama ralli bu, olmaz olmaz… Cem Acar hiç ummayacağımız ve bizim durmayı planladığımız bölgeye yakın bir yere doğru uçunca, adamların boş yere endişe etmediklerini görmüş olduk. Görevlerini yapıyorlardı ve kimseye kıyak geçmediler. Gözetmenler formdaydılar, işlerini doğru yapıyorlardı. Bir Yarışmacılarla İlişkiler Sorumlusu düşünün, yarışan-yarışmayan herkese yardımcı, tüm yarışmacıları ismiyle ve simasıyla tanıyor, her an ulaşılabilir durumda, goy goy değil iş yapmaya gelmiş, Onur Aslan’a büyük harfler ile bravo… 23 ve 24 numaraların uzun süre karıştırılması haricinde, yarışmacıları rahatsız eden hiçbir şey olmadı. Seyirci etabının zemini ıslatılıp, sürekli ıslak tutulabilseydi, belki daha iyi olurdu. çünkü toz hem yarışmacıları zorladı, hem seyirciyi yuttu.

Yarışın kendisine gelince, Yağız ve Ersan yine ip gibi giderek, Nejat Ağabey’i, Reha Ağabey’i ve Bursa’nın sıcağında topless gezen ama Bolu’nun ayazında allah ne verdiyse giyinen DirektörCan’ı memnun ettiler. Yağız’ın Evo 9’unun uzaktan gelen sesi, farklı stilini duyuruyor. Motorun sesi hiç kesilmiyor, sadece dalgalanıyor, ALS’yi duymak mümkün değil. Gerek frenajda, gerekse vites değişimlerinde Yağız artık Avrupa Birliği standartlarını tutturmuş. Nano giller Serhat ve Ünal, beklediğim gibi, toprak üzerinde daha tempolu yarıştılar. Tozla mücadelede zorlanmış olsalar da, muhtemelen çamurlu geçecek Kocaeli Rallisi’nde Serhat daha da vahşi olacaktır. Zaten Serhat çamurda çok gider, malum, Ken Block İkitelli Şubesi kendisi… Kocaeli’de  Yağız bitirmeye gidecek, Delta Sport Mitsubishi’leri aralarında çekişeceklerdir diye tahmin ediyorum. Bir ara niyeti bozup, her gördüğümüzde ölümle pençeleşir vaziyette yan giden Güven, kazasız belasız bitirdi yarışı. Beşincilikte sağlam giden ama Öğül Ağabey’in tozuna girince Emre’nin ataklarına maruz kalan Sinan Pulat ve büyük ebatlı kopilotu Tibet, kırmızı Evo 6’larının bir kısmını yollarda bıraksalar da, beşinci olabildiler. Emre, Finlandiya benzeri kaygan ve hızlı etaplarda çok rahat görünüyordu. İstese biraz daha gidebilirdi diye düşünüyorum. Murat bu yarış çok agresif değildi ama Bursa’da beraber yarışmaya başladığı Bahadır’dan çok faydalandığı belli oluyıor. Arabanın içinde herşey yolunda, Murat sakin, deli gibi gazlayarak pahalı tecrübe edinmek yerine, Bahadır’ı dinleyerek daha küçük ama sağlam adımlar atıyor. 3. etaptaki seyircili sağ U’da Simon Jean Joseph’i andıran bir dönüş gösteren Halim, o virajı hayatı boyunca anlatır artık, hepimizin gözleri doldu izlerken. Ünal ve Hakan N3 ve N2’de birinciliklerini ilan ettiler ve Kocaeli Rallisi’nde limitsiz eğlence hakkı kazandılar, gözleri aydın… Bir depo mazot ile yarım sezon idare eden Grande Punto’su ile Mehmet de iyi bir yerde bitirdi yarışı. Yunus ve her yarışa ısrar ve inatla gelen kopilotu Soner, bu yarış Ramazan münasebetiyle daha bir gaza gelmişlerdi. Süheyl’den sadece 2 saniye arkada bitirdiler yarışı. Citroen Sport Maslak ekiplerinden Süheyl Polatoğlu-Hakan uçucu ikilisi, yamuk bir kapı ile bitirdikleri yarışta kıymetli puanlar alırlarken, evsahibim Yüksel “The Teke” ise, yüzlerce lastik patlatıp, asık bir surat ve herkese attığı fırçalar ile Bolu’dan ayrıldı. Bülent McRae, toprakta gazlama arzularını nihayet tatmin etti, diskalifiye olmak için elinden geleni yapan Eytan ise, nihayet amacına ulaştı ve zaman kontrol noktası içinde lastik değiştirerek ihrac oldu. Klasiklerde Engin Kap’ın sürpriz abondonesi ile, bir başka Escort ile yarışan Ahmet Öngün birinci geldi. Seyirci etabında ZK beklerken arkada bekleyen Renault 12’ye Opel Kadett ile geri geri patlayan Kemal Gamgam, hepimizi dumurlara sürükledi.

Düzgün zeminli ve hızlı etaplarda umdukları tutunmayı -doğal olarak- bulamayanlar, bol ALS patlaması, hiç sönmeyen fren lambaları ve “ya biz çok kayıyoruz” feryatları ile yarışı bitirdiler. Türkiye’nin tek düzgün zeminli toprak rallisinde, otomobiller yüksek hızlara çıkınca, doğal olarak fazla kaydılar. Bunda garipsenecek birşey yok, Finler bunun için hızlılar işte…

3. etaptaki seyirci noktası da oldukça neşeli idi, basının veteranlarından Gürkan Çağlar, Pancar Motorlarının yeni müdürü Yalçın Arsan, uzaktan kumandalı arabası ile hepimizi canımızdan bezdiren Ahmet Kaya, sürpriz yaparak Bolu’ya gelen Erdinç ve Ergün Yeşilyurt, Tolga’nın kırmızı Nissan’ına sıkışan bir kamyon dolusu basın mensubu, çekirdekleri ile Akın Bilgütay, daha fazla çekirdeğe sahip Levent Kantürk, eleştirel kişilik Murat Günarslan ve diğer ralliseverler ile yaklaşık 30 kişi idik. Hocamız, yöneticimiz sevgili Metin Ağabey’imize tehditlerle ve zorla emniyet kemeri bağlattık. Süper spesyalde bazı taze ralli seyircileri ardı ardına geçen Evo 9’ları görünce akılları karıştı, arabaları ve pilotları şaşırdılar, “İnci Kargo”, “Yurtiçi Akü” gibi farklı açılımlara yelken açtılar. Kendilerini düzelttik, “Nano bir yaşam felsefesidir” diye tembih ettik. Bolu halkını Ferrari ile tanıştıran Hakkı’ya da Valilik tarafından teşekkür plaketi verildi. Rallivideo forumunda şaka yollu “Benden bahsetmezse arabaların altına atlarım” diyen Harun Özdemir arkadaşımız, tanışma şansımız olmadı ama, sen kenarda dur, senin gibiler lazım bu spora…

Avustralya Rallisi’nde ise neler oldu neler… Dişe diş mücadele sonunda şövalye Loeb önde bitirdi ama son teknik kontrolde Mikko Hirvonen okey attı, farkı 5 puana çıkardı. Hirvonen ile Loeb hakikaten farklı bir boyutta gidiyorlar, diğerleri figürana bağladılar iyice. Citroen Racing’in böyle bir tufaya düşmesine hayret ettim. Bu seviyedeki bir takım nasıl olur da homologe olmayan bir viraj demir bağlantısını kullanabilir? Böyle bir risk, hele ki sezonun bu döneminde alınır mı? Ya ceza yerine diskalifiye edilselerdi? Ki belki de normalde olması gereken buydu? Koskoca Olivier Quesnel dünyanın önünde özür diliyor, bir Fransız için bundan daha aşağılayıcı bir durum olamaz herhalde? Hatta bu durumun ardından PSA’da bir görev değişikliği bile beklenebilir. Aristokrat Fransız’lar böyle skandalları asla unutmazlar çünkü.

Peki bu 5 puanlık fark Mikko’ya yetecek mi? Benim hala şüphelerim var. İspanya’da araya sadece 1 Citroen girerse ve Loeb Galler’i de kazanırsa, şampiyon olabiliyor. İspanya’da Mikko’nun peşine takılacak Loeb dahil dört tane rotweiller var: C4 WRC’leri ile Dani Sordo, Sebastien Ogier ve bu kez bir de Petter Solberg… Prison Break gibi bir sezon finaline hazır olun!

Kocaeli Rallisi’nde görüşmek üzere…

Hatalıysam: arasdincer@rallidergisi.com

Son Haberler : Aras Dinçer

Yukarı
%d blogcu bunu beğendi: