Motor Sporları ve Otomotiv Haberleri

Aras Dinçer: “Biz Daha Kötüsünü Yapana Kadar, En Kötüsü Bu…”

Aras Dinçer

Bu sloganın tam tersi, bir zamanlar Volkswagen’in reklamlarında kullanılıyordu. Son üç haftada etap cennetimiz Bursa’da takip ettiğim yarışlar neticesinde kafamda canlanan izlenim ise, -maalesef ve üzülerek söylüyorum ki-  başlıktaki gibi oldu. Üstelik bu konuda gerek Bursalı, gerekse Bursa dışından Gürsu Tırmanma ve Yeşil Bursa Rallisi’ne katılan yarışmacıların, takım görevlilerinin, basın mensuplarının ve hatta seyircilerin bile büyük çoğunluğu hemfikirler.

BOSSEK’in bünyesinde Zafer Vatansever gibi tecrübesi ve bilgisiyle parmakla gösterilecek bir spor idarecisi ve yönetici var. Yönetiminde Mehmet Besler, Tansel Üründül, Haluk Etel gibi, hepimizin yakından tanıdığı, esasen yarışmacı kimlikli, işin sportif yönetim kısmından uzak ama iyi niyetle çalışan ve BOSSEK’i ayakta tutmaya gayret eden kişiler var.  Fakat son üç haftada açıkça görüldü ki, sadece Zafer Vatansever ile koskoca ralliyi veya tırmanmayı yapmak –elbette- mümkün değil. Bu iki yarışta organizasyon kadrosundaki kişilerin, en az Zafer Vatansever kadar konusuna hakim, ne yaptığını bilen ve güvenilir olmaları gerektikleri ama maalesef olamadıkları, örnekleriyle görüldü. Neydi bu örnekler?

Gürsu Tırmanma’dan başlayalım. Antrenmanlar sonrası Ünal Şenbahar’ın prodüktörlüğünü yaptığı kuzu çevirme gecesiyle neşemizi bulduğumuz yarış, gitgide bir ızdırap halini aldı. Servis alanı olarak sunulan alan, “tarla” tabir ettiğimiz türden zemine sahip, yokuş bir alandı. Böyle bir alanda bırakın servis vermeyi, otomobili krikoya almak bile başlı başına bir maharet ve risk idi. Yürümenin bile eziyet olduğu bozuk bir zeminde, üstelik eğimli bir arazide, bir otomobil krikodan kaysaydı, bir mekanikerin üstüne düşseydi, bundan rahatsızlık duyacak kimse var mıydı acaba? Yarışmacılar ile brifing mekanı, bir arka sokağın ortası olabilir mi? 00 görevi yapan aracın antrenman çıkışlarında kapı numarası taşımadığı, önümüzde yolda kalan bu aracın pilotuna “kapı numaranızı ilk çıkıştan sonra servis alanında verecekler” dendiği görülmüş şey midir? Bir yarışta bir tane bile basın toplantısı yapılmaz mı? 2. Çıkış öncesi bazı yarışmacıların start saatlerinin öne çekildiğine dair bülten çıkarıldı mı? Yarışın direktörü, bu bültenin çıkarılmasının ve dağıtılmasının zorunlu olduğunu Ulusal Tırmanma Talimatı madde 1.2’ye göre zorunlu olduğunu biliyor muydu? Çıkarılmayan bu bülten tabii ki imza karşılığı yarışmacılara dağıtılmış olmadığı ve olamayacağı için, Kategori 1’deki tüm yarışmacılar beklediklerinden bir dakika erken start aldılar. Lastik ısıtmaktan dönen pilotlar kemerlerini- kasklarını takmak için ucu ucuna zaman bulabildiler. Bulamayan Can Ekin’e ise önce gözetmen tarafından kemerleri ve kaskı tam bağlı olmadan start verildi, diagonalden çıkmadan direktör tarafından durdurulup, saat işlerken kemerleri bağlatıldı ve etaba çıkarıldı. O hengamede acele ile bunu yapmaya çalışırken de kaslarından biri yırtıldı, ameliyat masası göründü Can’a…  İlk çıkışta Kategori 1’de ilk üç pilot 1.5 saniye içinde finiş görmüşken, -bu üç pilottan ikisi şampiyonada kıyasıya çekişen Eytan ve Can- diagonalin içinde sayın direktör tarafından 7 saniye bekletilen Can, yarışı kazanma umutlarını Gürsu eteklerinde bırakmış oldu böylece. Kemersiz start veren gözetmenin hatasını yeniden start ile düzeltmek yerine, saat işlerken pilotu diagonelde bekletip etaba bırakan ve durumu içinden çıkılamaz bir hale sokan direktöre tebriklerimi yarış sonunda sunmuştum, sizlerin huzurunda tekrar tebrik etmek istiyorum.

Sadece iki hafta sonra Yeşil Bursa Rallisi’ne geldiğimizde, manzaranın daha da şenlendiğini gördük. Tıpkı Gürsu gibi yine Cuma gecesinden geldim Bursa’ya. Tolga Çilingir ve fukaranın Prodrive’ı TOK Sport ekibini, vahşi et yeme ayinleri sırasında yakalayıp, Onlara katıldım. Derin geyiklerin ardından otelimize çekildik ve cumartesi sabahı servis alanının açıldığı saatte ben de oradaydım. Castrol’ün TIR’ı, Delta Sport ve TOK Sport ekipleri de oradaydılar ve gördük ki, servis alanı açıldığı sırada, henüz servis alanı görevlileri hangi takımın nereye yerleştirileceğini, hangi takımın hangi ebatlarda servis alanına sahip olduğunu bilmiyorlardı. Osman Tüter, Serkan Duru ve servis alanı sorumluları arasında yaşanan sıkı pazarlıklar sonucu, herkese uygun birer yer bulundu.

Start kapalı parkı olarak belirlenen bölgede en az yarış aracı sayısı kadar sivil otomobillerin de olduğunu görünce anladık ki, aslında o bölge önceden kapatılmadığı için, kapalı park, “açık park alanına” dönüşmüş. Gerçi ertesi sabah yarışmacılara dağıtılan karnelerde koskoca bir etabın tüm masalarının eksik olması yanında, kapalı parkın otopark olması çok da önemli değildi. Karnenin eksik basıldığını, yanlış sıra ile basıldığını çok görmüştüm ama bir karne sayfasında koskoca birer özel ve normal etabın yok edilmiş olmasını ilk defa gördüm. Finiş takında hakem yoktu. Zavallı Aykan bekledi bekledi, tam Burak haklı olarak “Ne bekliyoruz, yürü gidelim” dediği sırada, pandoranın kutusundan çıkar gibi bir yerlerden bir gözetmen çıktı koşa koşa geldi. Toplama girişinde sonuçlar dağıtılmadı –en azından her yarışmacıya dağıtılmadı- Seyirci etabında bazı yarışmacılara kel alaka bir sıralama ile start verildi.

Hadi bunların hepsine şaşırdık, ayıpladık, güldük geçtik, peki güvenlik rezaletine de gülmeli miyiz? İki lupun ilk etapları, güvenlik önlemleri alınamadığı için iptal edildi. Sabahtan akşama kadar saatlerce zaman varken, her iki geçişte de bu etabın güvenliği sağlanamayacaksa, bu etap neden yarışa dahil ediliyor?  Yok eğer alınabilecekti ise, alınamamasının sorumlusu kim? Bu iki etap iptal edilince, zaten 97 km olan özel etap uzunluğu, kuşa döndü 78,33 km’ye inmiş oldu. Bırakın etap iptalini, bu etaplar geçilmiş olsaydı bile, bu yarış yine de puan vermemeliydi şampiyonaya. Çünkü Ulusal Ralli Talimatı Madde 2.7.2’nin B Fıkrası der ki, “Ulusal Şampiyonaya puan veren rallilerin özel etap uzunlukları 100-120 km arasında olmalı”. Bu parkura ASN’den nasıl onay çıkıyor, onu da anlamak mümkün değil.  Bu yarış Türkiye Ralli Şampiyonası’na nasıl puan veriyor bu durumda? Etap uzunluğunun yüzde yirmisine yakını iptal edildi… Ama yine de kimseden çıt çıkmıyor. Çünkü her sene kırmızı kitapta bir rallinin etaplarının yüzde kaçı iptal edilirse puan veremeyeceği açıklanırken, bu seneki kırmızı kitapta bu madde yok olmuş?

Puan verirdi, vermezdi, iyiydi, kötüydü, bunların hepsinden geçtim. Ama İlk lupun ikinci etabı, günün ilk etabı olan Baia-1’de gördüğüm –Hep beraber gördüğümüz- manzara akıllara durgunluk verecek cinstendi. Etabın ortasındaki kavşak hem seyirci alanı, hem de bölgedeki en işlek yolların buluşma noktasıydı. Hemen yakınındaki köyden çok sayıda araç geliyordu. Ve bu kavşakta bir tek görevli veya jandarma yoktu, yolu seyirciler olarak bizler kapattık. Kimdi bu “bizler”? Yalçın Arsan, Osman Tüter, Sıtkı Erkek, Ekrem Tezel, Mehmet Erel, Serkan Duru, Murat Günarslan ve 10-15 kişi daha…  ASN aracı ile Metin Çeker ve Murat Kaya da oradan geçtiler, durdular, baktılar ve gördüler. Ve hatta fotoğraf çektiler. Peki bu durumu 200’lü süratlere dayanan Yağız, Ersan, Burak, Aykan ve diğerleri biliyorlar mıydı? Hayır… Kaç yarışmacının önüne otomobil veya motosiklet çıktı? Benim bildiğim beş. Etabın ortasındaki dört yol ağzında trafik Nişantaşı gibiyken, ve burada bir tek resmi görevli ya da güvenlik görevlisi yokken, o etabın startı nasıl verilebilir? Start gözetmenlerine “etap temiz, start verebilirsiniz” diyen hangi aklı evvel ? Bir kaza olup birileri ölseydi bunun hesabını kim kime nasıl verecekti acaba? Ah pardon, nasıl da unuttum, zaten iki etap iptal edilmişti, Baia etapları da iptal edilselerdi, yarışın özel etap mesafesi 50 km’nin bile altına düşecekti, o zaman Ağır Abiler fena kızarlardı işte…

Bu bağlamda, hiç abartısız söyleyebilirim ki, birilerinin başı yanmadan Yeşil Bursa Rallisi bitirilebildiği için hepimiz şükretmeliyiz. Serkan Yazıcı’ya şov yaptırmakla, iyi yarış düzenlenmiyor. Önce kritik işler doğru yapılsın, sonra Serkan Yazıcı davet edilsin direksiyona. BOSSEK’e yazık, olan kulübe oluyor. Her işe Zafer Vatansever koşturamaz, her işe Zafer Vatansever gibilerin koşturmaları lazım. Bursa öyle bir yer ki, aynı anda biri toprak, biri asfalt iki WRC yarışı yapılabilecek kadar etap ve alt yapı var. BOSSEK ne yarışlar yaptı zamanında… Raşit Barışıcı Başkan iken, Atıl Atılgan, Serdar Bakıryapan gibi bu işi çok ciddiye alan, kafası çalışan, oldubittici değil, kaliteli iş çıkarmaya odaklı insanlar sahada bizzat görev yaparlarken, Yeşil Bursa Rallisi’ni, Mudanya, Hüseyin Alan ve Şahintepe Tırmanma’ları herkes iple çekerdi.  Şu an BOSSEK Yönetimi’nde en başta söylediğim gibi iyi niyetle çalışan insanlar var, ama saha ekibi için ne söylense azdır, bir zahmet gidip Hitit Rallisi’ni izlesinler alıcı gözle…

İşin sportif kısmına gelecek olursak, Burak’ın aslında çok basit bir yükseklik ayarı ile uzak kaldığı rekabet, Yağız’ın fazla zorlanmadan kazanmasına sebep oldu. 18 inçlik Pirelli’lerin de bunda katkısı olduğu kesin. Ama kesin olan bir şey var ki, Yağız ne yaptığını ve ne yapması gerektiğini çok iyi bilir hale geldi artık. Yıllar önce Nejat Avcı-Rıza Çukurova ile Renault takımında gördüğümüz tatlı rekabet, şimdi Burak ve Yağız ile devam ediyor. Nano giller Serhat ve Ünal’ın parkurlara dönüşü biraz geç oldu ama iyi oldu. Serhat bu yarış yavaş göründü ama toprak yarışlarda farkı azaltacaktır. Lassa’lar ile BF ordusuna karşı ne yapacak bakalım… Yarışı uzun süre ikinciliğe ortak götüren Tolga, son lupta Evo 9’u yumuşatınca harakiri yaptı.  N3’te Ünal hayal kırıklığı yaşayınca, Antalya’dan Bursa deplasmanına gelen Rüstem Kesgi birincilik basamağına pike yaptı. A6’da Citroen Sport Maslak ekibinden Süheyl Polatoğlu, aynı takımdan R2 görünümlü C2’si ile yarışan Yüksel Özgür’ü yine malup etti ama ev sahibimden toprak yarışlarda karşı atak bekliyorum. A7 versiyon Fiesta’larda Murat ile Burcu benzer zamanları yaptılar, benzer spinleri attılar ve bunun sonuncunda doğal olarak yakın bitirdiler yarışı. Murat’ın kısıtlı tecrübesi ile şimdiden Burcu kalibresine ulaşmış olması güzel. N2’de Hakan Kargın çok eğlendiğini söylediği yarışta bir ara rakiplerinin tehdidi altındaydı ama kendisine goygoyu bırakıp işine bakmasını söylememden sonra daha bir gider oldu ve şampiyonada nispeten rahatladı.

Bu haftanın menüsündeki spesyalitemiz Bozhane Tırmanma. Sadece Kategori 2’de Doktor T rahat, O’nun dışında Öğül Ağabey ve Tolga Kategori 3’te, Can ile Eytan da Kategori 1’de puan puana giriyorlar yarışa, kazanan şampiyon olacak. Kategori 4’de ralliden transfer Ünal ile Don Kişot Ufuk son kez zarlarını atacaklar. Rallilerden tırmanmalara transferler son hızıyla sürüyor, Menderes Okur, Gürsu’dan sonra Bozhane’ye de girecekmiş –Eğer Evo 7’nin diferansiyeli onarılabilirse- Başka sürpriz katılımlar da bekleniyor İstanbul eşrafından. Eğlence arayan Bozhane’ye gelsin.

Hatalıysam: arasdincer@rallidergisi.com

Son Haberler : Aras Dinçer

Yukarı
%d blogcu bunu beğendi: