Motor Sporları ve Otomotiv Haberleri

Aras Dinçer : Dünya Varmış!..

Aras Dinçer/Mahalli Ralliler

Yaklaşık 3 senedir, dilim döndüğünce bu köşede ahkam kesiyorum. Sırf ukalalık olsun diye değil, elimden geldiğince doğruları yazmaya çalışarak yorumlar yaptım. Kimi zaman yarışmacılara, kimi zaman takımlara, kimi zaman federasyona, kimi zaman organizatörlere eleştiri getirdim, tebriklerimi sundum, kısaca ağzıma geleni yazdım. Ama bu yazıyı yazmak, bu yarışa katılmaktan bile zor geldi şimdi. Çünkü, nihayet ayrı kaldığım koltuğuma geri döndüm! İş başa düştü, kimi zaman “ulan o iş öyle mi yapılır, ben olsam böyle yapardım, ne kazma adamlarsınız” gibisinden salladığım yarışmacı kitlesine tekrar katıldım, en ufak hatanın cezasının büyük olduğu tarafa geçtim tekrar…

Kendi tarafımdan bakarsam, tek etaplık, kısa ve kolay görünen bir yarıştı ama 4.5 yıl sonra, kaskı takıp, kapıyı kapatmak gerçekten bir tuhaf oldu ilk başta. El çabukluğu marifet, pratik çözüm bulma, sürekli uyanık olma gibi sanatları içeren copilotluk için eski alışkanlıkları geri kazanmak belki fazla zaman almadı ama, an be an düşündüğümde “Evet yahu, bunu böyle yapıyorduk, şimdi hatırladım” diyerek geçti hafta sonum. Neyse ki, bu pası atana kadar, başımızdan bir aksilik geçmedi. İyi bir otomobil ve iyi bir pilot ile yola çıktım, bu hem bir anlamda rahatlık oldu, hem de bir hedefe gitmenin baskısını daha ilk yarışta önüme koydu. Antrenmanlardaki bitmez tükenmez talihsizliğimiz, neyse ki yarışta yakamızı bıraktı. Sözün özü, Allah hiçbirimizi bu kadar uzun ayrı bırakmasın koltuğumuzdan. Ayrılık kötü, geri dönmek ise tarifi mümkün olmayacak kadar güzeldi. Bana güvenen Menderes’e, Deltasport’a, full face kaskı ile HANS’ını bana veren Cem Ağabey’e (Bakançocukları), ve medyatik destekleri için Çağlar’a, Damat Sait’e ve Gürkan’a çok teşekkür ederim.

Bu kadar edebiyat yeter herhalde, acıların çocuğu moduna girmek istemiyorum. Öncelikle 48 kayıt çok gösterişli idi. 2. yarışta 50’yi kesin geçiyoruz, girecek olan en az 3 ekstra ekip biliyorum çünkü. Yarışı kazanan Mustafa Söylemez ve 2. olan sevgili Güven’in, etabın yarısından sonraki dar kısımlarda kendilerine oldukça güvendiklerini ve risk almakta sakınca görmediklerini tahmin ediyorum. Özellikle Mustafa’nın Evo 9’unun her tarafındaki dallar, yapraklar ve hasarlar, ne kadar çok risk alabildiğinin göstergesi. Zaten bu etabı çok çok iyi bildiği malum. Menderes ile bana gelince, Uğur ile yaptığım 2 yarışı saymazsak, en son Fatih ve Saxo Super 1600 ile tempolu yarışmıştım diyebilirim. Saxo’nun önden çekişli olması ve Fatih’in neredeyse hiç kaymayan stilinden sonra, Evo 9’un gücünü ve Menderes’in bol atraksiyonlu sürüşünü, ilk 2-3 km biraz yadırgadım, “N’oluyoruz” dedim, ama adapte olmak uzun sürmedi. Sonuçta Saxo Super 1600 ile Evo 9 arasında sürüş karakteri olarak büyük fark var. Fakat 2. etaptan itibaren her şey yolundaydı, çok yüksek tempolara henüz çıkmadık ama hata da yapmadık. Şunu da söylemek lazım ki, daha önce yarıştığım Evo 7’ler ile Evo 9 arasında da dağlar kadar fark gördüm. Hatta Emin Ali Sipahi’nin Evo 7’si grup A idi ama, Evo 9’un gücü neredeyse Grup A seviyesinde diyebilirim. Yeni Grup N kurallarındaki 33 mm restriktör ile, çok daha fazla güçler çıkacaktır ortaya. Yeni Evo 9’u ile ısınma turları atan Ömer, ilerleyen yarışlarda daha hızlanacaktır. Fiesta ile Orhan ve Burak’ın yaptıklarına da alkış tutmak lazım. Güçlü otomobiller kullanan ekipleri bir tarafa bırakırsak, Bülent, intercom arızasına rağmen Fiesta ile oldukça hızlıydı, ben bu kadarını beklemiyordum Bursa’lı McRae’den. Bora’nın zamanları çok iyi, açık söylemek gerekirse, kısıtlı tecrübesiyle çok iyi taşımış yarışı. Bence artık kalkmamalı direksiyondan… Diğer göze batanlar, giderek hızlanan Yunus ve ihtiyar delikanlı Nissan’ı ile Tolga oldu. 34 FZB 05’e tekrar hayat veren Adil de, rakip otomobillerle kıyaslandığında çok iyi zamanlar yaptı. O da benim gibi pasını atmaya çalışıyordu bu yarış. Afşin Ağabey, 16 yıl önce pilotluğunu yaptığı ve çok çok hızlı gittiği FZB 05’e bu kez copilot olarak oturunca, eminim bir garip hissetmiştir. A5’te nihayet İlhan’a bir rakip çıktı. Çok kanlı geçen çarpışmalardan sonra, Cüneyt Göz 1 saniyeden biraz fazla bir farkla önde bitirebildi yarışı. Bir başka iddialı A5 savaşçısı Hakan Uçucu ise yolda kalmış, bizden sigara istedi ama Yeşil Ay’cı olduğumuz için sunamadık maalesef. İlerleyen yarışlarda daha fazla heyecan bekliyorum A5’çilerden. N2’yi Levent Ağabey kazanmış, kendi de şaşırmış ama yakıştı O’na… Ahmet ve Kemal beklediğim gibi pek yırtıcı gitmişler ama biri bahtsızlıktan öteki ise diskalifiye’den kurtulamamış. Ahmet niyeti bozmuş, “2. yarışa Evo 9” diye tutturmuş durumda. . Bir dip not: Tolga’nın diskalifiye edilmesi doğruydu ama, benim bildiğim, tek ayaklı yarışlarda, ayak sonunda diskalifiye edilir yarışmacı. Ayağın ortasında değil. Orada ya bir yönetim boşluğu oldu, ya da bir yanlış anlaşılma… Tam start alacakken geri çevrilmesi, haklı olarak canını sıkmış Tolga’nın. C2 kullanan civan pilotlarımızı, nedense biraz yavaş gördüm bu yarış. Citroen Sport Maslak ekipleri Alptekin ve ev sahibim Yüksel Ağabey, bekledikleri yerlere tırmanamadılar, Halim de şanzıman arızasıyla yavaşladı biraz. Tamuray Ersan, bu kez Alptekin’in yanındaydı. Para istesin diye çok ısrar ettim ama beceremedi, ikinci yarış Ersan’ın menajeri olarak Alptekin’in yakasına yapışacağım.

Bir eleştiri de yukarıdakine: Allahım biz sana ne yaptık? Bu hava nedir? 40 yılda bir yarışayım dedim, kasırga çıktı… Donuna kadar ıslanmayan kalmadı, herkes hasta oldu, bizleri geçtim, basın mensubu ve gözetmen kullarına hiç mi acımazsın?

Organizatör İSOK’a gelince. İSOK, 2002 yılından beri İstanbul Şampiyonası’na çok özenerek hazırlanıyor ve organize ediyor. 7 yıldır her yarışa ya katıldım, ya da içinde bulundum. Bu kadar düzgün yürüyen, bu kadar dertsiz yapılan, bu kadar kafa patlatılarak planlanmış bir mahalli şampiyona, ilk defa oluyor. Teknik Kontrol’ün herkese oldukça uzak olması dışında, yarışçıların konforuna dair her şey düşünülmüştü. 2. etabın akıbeti iyi olmadı ama bunun vebali kesinlikle İSOK’un değil, yağmurundur… Hele ki, cumartesi akşamı yapılan yol tamiratı, herhalde cumhuriyet tarihinin en hızlı karayolları aksiyonu olmuştur. Elini taşın altına koyan Halid, Vedat ve emeği geçen herkese, tebrik, takdir, şükran, minnet, ne varsa yolluyorum. Eski yüzleri de gördük Viaport’da pazar günü: Deniz Geyik, tekrar ralli ortamına geri döndü, çok da iyi oldu bence… Yiğit Top, startta sunuculuk yaptı, daha iyisi bulunamazdı. Herkesin çok takdir ettiği, gözcü-gözetmen ahalisine de kocaman bir bravo… Herkesin bir tarafının donduğu bu iğrenç havada, gık demeden görevlerini yaptılar, hem de hatasız…

2. yarışı sabırsızlıkla bekliyorum… Bekliyoruz…

Tekzip: Bir önceki yazımda, FIA’nın Grup N’lerdeki restriktörleri 32 mm’den 31’e düşüreceğini yazmıştım. wrc.com adresinde bir süre önce okuduğum bu haberden sonra, birden rüzgar tersine döndü, restriktörler ufalacağına büyütüldü, 33 mm oldu. 2010 ocak ayından itibaren geçerli olacak bu kural değişikliğini yanlış aktarmış oldum, düzeltmek istedim…

Bir fotoğraf bir nasihat bölümünde bu hafta, Gürsu Tırmanma yarışından bir kare var, ben kendim çektim bu fotoğrafı. Fonda yöresel sebze-meyve hali’nin kıraathanesi, önünde gelin gibi bir Evo 9, ve aklından 40 tilki geçen, 40’ının da kuyruğu birbirine değmeyen takım direktörü Serkan Bey… Tam bir ralli yogası…

Hatalıysam: arasdincer@rallidergisi.com

Son Haberler : Aras Dinçer

Yukarı
%d blogcu bunu beğendi: