Motor Sporları ve Otomotiv Haberleri

Aras Dinçer : 2. Mahalli Meydan Savaşı

Aras Dinçer/Mahalli Ralliler

Çok çabuk geçen iki haftanın ardından, Castrol İstanbul Ralli Şampiyonası’nın 2’nci yarışını da geride bıraktık. “Atlattık” demiyorum, çünkü bu seneki şampiyonada gerek yarışmacılar ve takımlar, gerekse İSOK, son derece ciddiye almış, iyi hazırlanmış ve başarı odaklı görünüyorlar, pek “atlatma” tipi bir yaklaşım göremiyorum kimsede. Yağız’ın hakimiyetinde geçen Türkiye Ralli Şampiyonası’ndan sonra, herkes “çekişme” izlemeyi özlemişti sanırım. İlk yarışın berbat havasından yakamızı kurtarabildiğimiz bu ikinci yarışta, seyirciyi de, “çekişme” ile birlikte parkurda görebildik. Kısacası, 2009’un son rallisi, ilk ayaktan daha keyifli bir yarış oldu.

İlk yarışa giren ekiplerden birkaçının eksikliği, onların yerine listeye giren başka birkaç yarışmacı ve sunuculuk görevini Yiğit Top’tan devralan Burcu haricinde, pek bir değişiklik yoktu ilk yarışa göre. Yine 48 kayıt, yine sorunsuz bir organizasyon, yine C2 pilotlarının anlayamadığım tutukluğu, yine Orhan-Bora-Bülent üçlüsünün Fiesta’larla iyi zamanlara imza atışları vardı… Yarışı nerede bitireceklerini çok merak ettiğim ama mekanikten kalanlar listesine adlarını yazdıranlar, Adil, Erdinç Yeşilyurt ve Kemal Gamgam oldu. Özellikle Erdinç Ağabey’in artık bedevilik seviyesine ulaşan abondoneleri tavan yaptı. Ben yine de “ustalar çok kalır” diyorum… Bu yarışın cezalıları ise, takla atarak hepimizi üzen Yüksel Ağabey, “Ustam takla atar da ben durur muyum” diyerek O’ndan hemen sonra takla atan “Junior Yüksel” İlhan, 2 senedir hazırladığı Corsa’sı yarış sabahı çalışmayan Kutlu ve daha Dudullu kavşağında yolda kalan Jackie Chan spec Evo 3 ile Berkay Şavkay’dı. Bunlardan Yüksel Özgür’ün altını çizmek isterim, geçen yarış yaptığı zamanları beğenmediği için artık gözü nasıl dönmüşse, önce spin atmış, sonra o spini çıkaracağım derken 5. vitesle uçmuş. Dün garajına ziyarete gittim, “Çok niyetim vardı gitmeye” deyip duruyor ve C2’yi son yarışa yetiştirmek için kaportacı Sacit’e bağırmaya başladı bile. Geçen yarış İlhan’ı bolca tırmalayan Cüneyt, 10 yıl önce Osman ile Ka Challenge’a katıldığımız 3684 plakalı Ford Ka ile yine acaip zamanlara imza atmış. Hem turbo hem dizel otomobili ile Mehmet de, tüm sezon yaşadığı bahtsızlıklara inat, akrep burcu Punto’sunu 6. sırada getirdi Via Port’a… Orhan’ın yüzüne de söyledim, yine söylüyorum, armut gibi yoldan çıkmış… O’ndan böyle basit bir hata beklemezdim ama nazar boncuğu olsun bu, arada bir lazım böyle ufak tefek atraksiyonlar… Yeri gelmişken, Orhan’ı, Hakan Kargın’ı, ve diğer yoldan çıkanları yola döndüren, ötanazi hakkını kullanarak yardımı reddeden Hakan Uçucu’ya da el atan, başta Azmi Ağabey olmak üzere, Zeynep, Kerem Üstünkaya, Kutlu, Gökhan, Tibet ve ismini bilmediğim diğer arkadaşları, üşenmedikleri ve taşın altına ellerini koydukları için tebrik etmek lazım. İşin maddi külfetini geçtim, oradan geçen her pilot ve copilot, ortaya vaktini, sağlığını hatta yeri geldiğinde gurununu koyuyor, finişe gelebilmekle motive oluyor. Rallinin güzel yanı dayanışmadır ve seyircinin oyuna müdahil olabildiği yegane sporlardan biridir ralli. Orada hata yapan, yoldan çıkan arkadaşlara yardım etmek lazım. Üstünüz başınız kirlenir diye uzak kalmayın lütfen, çünkü yarın öbür gün bankette yardım bekleyen sizler de olabilirsiniz. (Bkz. 1 fotoğraf 1 nasihat köşesi)

Parçalı bulutlu mekanik sorunlar yaşayan Murat Günarslan ve Tolga da çok eğlenmişler gibi görünüyor fotoğraflarda. Özellikle Tolga’nın sorun yaşamadığı etaplarda yaptığı zamanlar, hiç antreman ve test yapmayan ve sadece mahallileri kovalayan bir pilot için oldukça iyi. Ahmet Kaya, yüzyıllar sonra finiş görmüş. Murat Aygündüz’ü tekrar 205’inin direksiyonunda görmek çok güzeldi, eskiye nazaran çok durulmuş Murat… Roja’nın zamanları takdire şayan. Gaz yemez Palio’su ile Levend Abi de puanlarını cebe indirmiş, afiyet olsun…

Bizlere gelince, yine Mustafa, Güven ve Menderes arasında geçti yarış. İkinci etapta çok özel bir atak yaptık diyebilirim, geçen yarış ilk etapta yediğimiz golün benzerini atmaya çalıştık ve başardık da. O noktadan sonra aynı tempo ile devam edip, finişe kadar yarışı kontrol etmeyi amaçlıyorduk ama Castrol etabının üçüncü geçişinde bu defa golü kendi kalemize attık ve arkamızın biraz yoldan dışarı taştığı bir virajda lastiği patlattık. Yaklaşık 4 kilometre üzerinde gidince, avantajımızı yitirdik. Motorsporları enteresan, ilk yarışı Güven lastik patlatarak vermişti, bu kez de biz Güven’e verdik yine lastik ile. Güven hak etmedi demiyorum, özellikle son etapta cehennemden kaçış temposuyla gitmiş… Mustafa Ağabey ise, son etaba kadar zorladı ve direndi. Açıkçası son etap hepimiz için “ya herro ya merro” etabı oldu, topumuzla tüfeğimizle giriştik birbirimize ama Güven kudurmuş sanırım, tutamadık…  Mustafa Ağabey’in 2. etap zaafı da eklenince, biz de tekrar 2’nciliğe çıktık O’nu geçip. Sonuçta hem Mustafa-Cem, hem de bizim için biraz hayal kırıklığı oldu ama kazanan daima haklıdır, eline sağlık sakallı insan… Umarım son yarışta o beyaz plastik çiçekleri boynumuza biz takabiliriz!!

Bu haftaki bir fotoğraf bir nasihat bölümünde, maziye uzanıyoruz. Yanlış hatırlamıyorsam 1990 senesinden bir fotoğraf çekimi karesi bu. Öylesine birinin çektiği bir fotoğraf değil yani, hatırlayanlar bilir, o dönem, büyük takımların “posta kartları” vardı bu şekilde. Elden ele dolaşırdı bu kartlar, mühim birşey idi yani… Fotoğrafta İskender Atakan-Yusuf Avimelek ikilisi var. O dönemin en iddialı ekiplerinden birinin as pilotları. Hadi sigara reklam yasağını biraz delelim, Marlboro takımının dolar-mark balyalarıyla insan tartakladığı yıllar… İskender Atakan “Kardeşim ben İskender Atakan’ım, eski ayakkabı, eski tulum ile fotoğraf çektirmem” dememiş, olan parayı arabaya harcamış, aslan gibi Integrale’yi altına çekmiş, ama evvelki sene giydiği ayakkabılarla devam ediyor, copilot ile tulumlar birbirini tutmuyor, çekim için stüdyo veya özel bir mekan mekan tutulmamış, etabın ortası tercih edilmiş vesaire. Fakat bunlara takılmamış İskender Atakan, İtalya’dan anlı şanlı Gr.A Lancia gelirmiş de, yolda Sparco’ya uğranıp, 2 takım tulum ve ayakkabı konulamaz mıymış arabanın içine? Tabii ki olurmuş da, maksat butik yarışmak, parlak giyinmek değil, 20 ile gidip ana haber bültenine çıkmak değilmiş; maksat yarış yapmakmış… Anlayanlara olsun bu satırlar da…

Not: Sizlerin de, çektiğiniz enteresan yarış enstantanesi fotoğraflarınız varsa ve bolca ahkam kesilen bu köşede yer almasını isterseniz, bana iletin…

Hatalıysam: arasdincer@rallidergisi.com

Son Haberler : Aras Dinçer

Yukarı
%d blogcu bunu beğendi: