Motor Sporları ve Otomotiv Haberleri

Aras Dinçer: Kenny bize drift atsana…

Aras Dinçer/Dünya Ralli Şampiyonası

Uzun bir aradan sonra tekrar merhaba! Şimdi baktım da, en son mahalli ralliden bu yana hiç ses soluk çıkmamış benden. Tabii bunda iş-güç yoğunluğunun etkisi de vardı ama, hem biraz tembelliğim tuttu, hem de çok sık yazarak kafa şişirmek istemedim. Ne ki, patronlarım Çağlar ve Sait Bey’lerin telkinleri artıp, çok şanssız ama keyifli bir Türkiye Rallisi geçirmiş olmanın ruh hali de eklenince, ilham perilerim harekete geçtiler… Yazacak malzemeler de birikmişti zaten, yeni sezona başlıyoruz o halde…

Bu yazıyı, aslında yarışın değerlendirmesi ve hikayesi olarak ikiye ayırmam lazım, ama bu defa, değerlendirmenin içine hikayeleri sıkıştırmayı deneyeceğim. Yarışmacı gözüyle değerlendirme ile başlarsak, her organizasyonda olduğu gibi artılar ve eksiler vardı. Ben yarışmacı olsam da, objektif yaklaşım adına, eleştirilerimi kendimi organizatörün yerine de koyarak yapmaya çalışacağım. Öncelikle, Sultanahmet’deki start ve feribot gezisi muhteşemdi diyebilirim. İnanılmaz bir promosyon oldu. Gerçi feribotta saz heyetinin dolaştığını gördüğümüzde şoka girdik ama olsun. FIA delegelerinin masasına dansöz çıkartarak Türk olduğumuzu bir kez daha hafızlara kazıdık… Etapların karakterine diyecek yoktu, müthiş keyif aldık. Bozgoca, Hallı, gibi yeni ve yarışana zevk veren etaplara, Darlık, Ulupelit, Ballıca, Mudarlı gibi bildiğimiz ve sevdiğimiz etaplar eklenince, tadına doyulmaz bir parkur çıkmış ortaya. Hatta yağmur yağarken Bozhane’nin asfaltına toprak set up ve lastikleri ile çıkmak, kuru havada bile yeterince korkunç olan Bozhane’nin cirit gibi kayan asfaltında yusuf yusuf drift atmak bile inanılmaz bir keyif ve değişik bir tecrübe oldu. Bozhane’nin toprak kısmı ile Riva da, çok keyifli karakterde etaplardı ama yollara dökülen inanılmaz miktarda taş, maalesef çok keyif kaçırdı ve çok iş açtı yarışanların başına. Riva etabından o taşlar olmadan geçmek isterdim mesela, müthiş bir etap çıkarılmış. Ama zemine dökülen binlerce ton taş, güzelim etabı korku filmine çevirdi, kuzu gibi yol kabusa dönüştü. Bu durum doğal olarak antrenman sonrası tepki gördü. Bu sefer bir başka son dakika operasyonu ile antremandan sonra taşlar dozer ile temizlendi. Bu durumda  çıkarılan yol notları da bir anlamda çöpe gitti. WRC pilotları da bundan dem vurdular zaten ki, belki de organizasyon anlamında notumuzu en çok kıran da, bu yol düzeltme ve düzeltmeye çalışırken işi daha da karıştırma işleri oldu. Tamam, zemin çalışması yapılmasaydı ve yoğun bir yağmur yağsaydı, belki o yollar dayanmayacaktı. Ama zemine o koskoca taşları dökmek, hem yer yer 180 km/s hızlara ulaşılan Riva etabında yarışmacı güvenliğini büyük riske attı, hem de otomobillere çok büyük zarar verdi. Ogier’nin 170 km/s ile giderken lastiği patladı, neyse ki büyük bir kaza olmadan durabildi. Keza bizim de lastiğimiz patladı hızlı bir düzlükte, allahtan arka patladı, önün patladığını düşünmek bile istemiyorum o hızda. Kısacası, şu yarış vakti yol düzeltmesi huyumuzdan artık vazgeçmemiz lazım, kaş yapalım derken göz çıkarıyoruz, birilerinin canı yanacak bu düzeltme işlerinden. Ege Rallisi yaklaşıyor, adım gibi eminim, Beyler ve Efemçukuru yollarına yine yama yapılacak, kamyonlarca mıcır ve zift atılacak. Lütfen yolları olduğu gibi bırakın, bir sürü gevşek malzemenin üzerinde yüzmektense, çukurlardan geçmek çok daha iyidir.

Deniz etabına yazık oldu, ilk geçişte yağmurun, ikinci geçişte ise Dani Sordo’nun azizliği, etabı geçmemize izin vermedi. Sordo’nun C4 WRC’sine çarpan çarpana imiş, güvenlik sebebiyle biz geri çevrildik etaptan. Acaba Sordo yoldan çıktığında start durdurulup, C4’ün yanına bir 4×4 bir Rescue aracı gönderilseydi, otomobil güvenli bir yere hızlıca çekilseydi, biz etap olarak geçemezmiydik Deniz’i? Bunu bir yarışmacı olarak soruyorum elbette, etap sorumlusu, güvenlik sorumlusu, Yücel ve Metin Ağabey’ler o an için konuya daha vakıf idiler, biz anlayamadıysak da, etabı iptal etmek için mutlaka bir mantıklı sebepleri vardır diye tahmin ediyorum. Benzer bir durum, Pirelli’nin Mitsubishi’sinin yandığı noktada  yaşandı. Yarım saate yakın bekledik ki, aslında cayır cayır yanan bir otomobili söndürmek için yarım saat hiç de fena bir zaman sayılmaz. Evo 10 söndürüldükten sonra etap, normal etaba çevrildi. Buraya kadar her şey normaldi ama bu noktada görevliler denizi geçip, derede boğuldular. İtfaiye ve çekicinin yolu tıkaması nedeniyle, oradan uzun süre geçemedik. En sonunda aramızdaki en korkunç insan olan Ercan Ağabey gelip, bağırıp çağırıp yolu açtırdı da, yolumuza devam edebildik. 5 sene önce Citroen ile start alıp, ambulans ile finish’inden geçtiğim Ballıca etabında yine bir kaza yaşandı, yine ambulans etaba girdi, yine ambulans yolunu şaşırdı, acil bir durumda yine ellerin ayakların çarşafa dolaştığını gördük. Yine bir Evo 10 sizlere ömür idi. Zaten Türk’ler olarak, şu Pirelli Star Driver’lardan çektiğimizi, hiç kimseden çekmedik diyebilirim. Biri çakar arabayı yakar, öteki yamaca patlar, pert eder… Çok mu aramışlar acaba bunları, adamlar devamlı kaza yaptılar. İşi gücü bıraktık, Pirelli’nin Pop Star Alaturka’larının enkaz kaldırma çalışmalarını bekledik bütün yarış. Önümüzdeki ay Pirelli liste fiyatlarına sıkı bir zam bekliyorum ben, adamlar masraflı, 3 günde 500bin euro’yu çöp ettiler…

Su bariyerlerinden oluşan özel seyirci etabı, şeklen pek parlak görünmese de, gece ambiansında ve tribünler seyirci ile dolduğunda, ve sevgili Serhan’ın sunumuyla daha bir ümit verici göründü. İskender Atakan’ı Lancia ile etaba çıkarmak iyi fikir idi. Hatta keşke dedik, Cem Acar da diğer Deltona ile gelseydi de, çift kalkış yapsalardı… Seyirci ilgisi, Türkiye standartlarına göre iyiydi denebilir. Biz arkalardan start aldığımız için seyircinin tamamını göremedik, önden start alan ekipler eminim daha fazla seyirci görmüştür yollarda. Yarışmacıların rahatı için birçok şey düşünülmüştü aslında. Her servis girişinde Beyza Abla hepimizi karşıladı sonuçları hemen dağıttı. Yalnız Türk yarışmacılar olarak, bir türlü Türk’lerin genel klasmanına ulaşamadık. Malum, WRC klasmanında NP olarak yarışan Türk’ler ile, klasman dışı yarışan Türk’ler, tek klasman gibi birleşip, ona göre puan aldıkları için, yarışın gidişatını takip edemedik. Klasman dışı yarışan Türk’ler ile WRC kaydı yapan Türk’ler ayrı listelerde tutuldukları için, sürekli “acaba öbür klasmanda kim kaç yaptı”, “kimin toplam zamanı kaç oldu?” diye kehanetlerde bulunup, hesaplar yapmak zorunda kaldık. Bununla beraber, servis alanının düzeni, servisteki görevlilerin titiz çalışmaları, takdire şayan idi. Tüm gözcü ve gözetmenler belli ki çok iyi hazırlanmışlar, yönlendirmeleri, bilgileri, olaya hakimiyetleri gayet başarılı idi.

Özellikle 3. gün, iptal olan etaplar arasında yarış otomobillerini dolaştırırken, kendimizi sabahları köpeklerini Caddebostan’da gezdirmeye çıkarmış kız çocukları gibi hissettik. Önümüzde start alan Jacque ve Leman, arkamızda start alan Cem ve Ufuk ile bol bol geyik yapma fırsatımız oldu. Hatta bir ara o kadar uzun bekledik ki, muhabbete Mert, Kenan ve Alptekin de katıldılar, Ercan Ağabey ile mini zirve yaparak, ne yazsak diye istişarelerde bulunduk filan, boş vaktimiz çoktu yani… Bu boş zamanlarımızı etap sonunda yol verme kavgası ayırma, iptal edilen etaplar için yaptığımız set up’ları düzeltme gibi atraksiyonlarla değerlendirdik. Başka bir enteresan konu, Yağız da dahil bütün eski Ford pilotlarının bu yarış Super 2000 kullanıyor olması idi. Ukrayna’lı arkadaşın uzaya giden ilk Evo 9 ekibi olma yolundaki gayretlerini önce etraftan duyduk, sonra resimlerini hayretle izledik. Beyin fukarası bu adam, Bozhane’de pert etti zaten zavallı arabayı. Demek ki neymiş, her tepe ile şakalaşabilirsin, ama Bozhane ile şaka olmaz… Drift videolarında çok erkek raconlar kesen Ken Block kardeşimiz, Focus WRC’yi derelere tepelere vurdukça kediye döndü. Burası Los Angeles limanı’na benzemez Ken’cim, Meydey müptelası olursun, al sana chicken translate tadında bir mektup:

“Dear Kenny,

What happened??? How was Darlık? Did you like Riva? I guess they shouldn’t seem like Los Angeles Harbour? This is Turkey dude… Meet our Arif Ağabey   –the owner of Meydey- He does the same gymkhana you do, with his truck…

Cheers”

Bu sezon ile birlikte, birçok sevilen ve spektaküler isim tekrar parkurlara döndü. Fatih müthiş bir geri dönüş yaptı. Gerek araç  parkı, gerek pilotaj olarak Türkiye Ralli Şampiyonası’nda üst düzey bir mücadele izleyeceğiz bu sezon. Gerçi vıcık vıcık PR atraksiyonları da görüyoruz artık bol bol, “1 euro daha nereden bulurum” telaşı, insanları saçmalamaya götürüyor. Sporumuzdan tuhaf insan manzaralarına gerekirse değineceğiz ilerleyen yazılarda, bizden kaçmaz… Bu arada, yarış sonrası bazı takım yetkililerinin Asmalımescid’de bol rakı eşliğinde gizli kapaklı toplantılar yaptıklarının duyumlarını aldım. KOSDER mahalli rallisini unuttum sanmayın. El emeği bu ralliye de en kısa zamanda değineceğim.

Bu haftaki bir fotoğraf, bir nasihat köşemizin konuğu sevgili Ömer. Yarışın 2. günü, O’nun aramızdan ayrılışının da 5. yıl dönümüydü. Çok az kişi hatırladı… Çünkü herkes Loeb’le resim çektirme, PR yapma, WRC pilotlarıyla arkadaş olma mücadelesindeydi, kolay değil tabii !!… Anlayana…

Ek bülten:

1- Yarışın son günü  doğum gününü kutlayan sevgili ağabeyimiz Cem Bakançocukları’na tekrardan mutlu yıllar,

2- Antrenmanlar sırasında baba olan sevgili Burak Akçay’ın kızı Nehir’e de uzun ömürler dileriz…

Hatalıysam: arasdincer@rallidergisi.com

Son Haberler : Aras Dinçer

Yukarı
%d blogcu bunu beğendi: