Motor Sporları ve Otomotiv Haberleri

Aras Dinçer: IRC’den Analizler ve Dersler

Aras Dinçer/IRC

Gelelim IRC’ye. Son üç hafta oldukça hareketli iki yarışa sahne oldu, tansiyon gitgide yükselmeye başladı IRC’de. Önce Dünya’nın en zor, en tahmin edilemez, en merhametsiz rallilerinden biri olan Ypres koşuldu Belçika’da. Ypres’de Freddy Loix şampiyonaya geri döndü, fakat bu kez Skoda Fabia Super 2000 ile… Loix’nın Fabia’sı, uzun zamandır beklenen Evo 2 idi. Bu yarışı en iyi bilen 5-6 pilottan biri olan Freddy, fazla zorlanmadan kazandı Ypres’i. Loix’nın IRC’ye geri dönmesi, mutlaka çok iyi oldu, referans pilotlardan biri çünkü. Ama şu saatten sonra şampiyonluk için bir iddiası yok tabii ki… Geçen sezon Kris Meeke’i izlerken, “artık hem hızlı hem de istikrarlı gitmeyi öğrenmiş” diyorduk, ama yanıldığımızı bu sezon gösterdi sağolsun. Loix’yı kovalamaya çalışırken, yine tumba oldu Meeke. Şampiyona kovalamayan bir pilotu geçmek yerine, ikincilik puanlarına konsantre olsaydı, bugün şampiyonada hala şansı olabilirdi Kris Meeke’in. Fakat artık geçmiş olsun, mucize gerek şampiyon olması için. Ypres’in acı tadını alan bir başka “hızlı” da Hanninen oldu. Sardunya’yı kazanarak, şampiyonluk şansını çok güçlendirmişti ama, O da başını derde sokunca, gerçekten istikrarlı ve hızlı gitmeyi bilen tek pilot Kopecky, sayısal loto’yu tutturmuşçasına puanlar kazandı yine. Her zaman aklını kullanıyor Kopecky, Loix’nın gazına gelmedi, işine baktı, ikinci oldu. Hanninen ile neredeyse aynı puana gelmişlerdi Ypres sonrası. Bu zorlu ve tecrübe isteyen yarışta, bu seneki Rally Of Turkey’den tanıdık bir yüz, Belçika’nın yeni genç yeteneği Thierry Neuville ise 207 Super 2000 ile üçüncü gelerek yine takdirleri topladı. JWRC’de de iyi sonuçlar alan Neuville, izlenmesi gereken bir pilot. C2 Super 1600 ile, toprak yarışlarda rakiplerine karşı zorlanıyor olsa da, Bulgaristan’da asfalt üstünde rakiplerini affetmedi ve Super 1600 kullanmanın avantajını da kullanarak, JWRC’de kazanan taraf oldu. Bu yetenekli Belçika’lı, 90’larda Freddy Loix’nın, 2000’lerde de Francois Duval’in yaptıklarını –hatta daha iyilerini- yapabilecek kapasite görünüyor. Fransızca konuşuyor olması ve sürekli PSA grubu araçlar ile yarışması da, Olivier Quesnel amcası tarafından izlendiğini ve desteklendiğini gösteriyor bir nevi… Bir başka ders çıkarılası durum daha: Ypres Rallisi’nin klasmanında JWRC kovalayan tek pilot Neuville değildi. En az onun kadar yetenekli bir başka pilot Kevin Abring de Ypres’deydi Clio R3’ü ile. Demek ki, sadece JWRC kovalamak bile yetmiyor bu işte yükselmek için. Adamlar neredeyse her haftasonu arabanın üzerindeler, çekişme içindeler, farklı şartlardaki farklı rallilere girip, km yapıyorlar, tecrübe kazanıyorlar.

Burcu’nun ağır kazası, kötü oldu. Arabada Açores’e giremeyecek kadar çok hasar oluştu. Kendilerinde bir sakatlık olmaması sevindirici. Ancak bu otomobiller ile gerçekten çok hızlı gitmenin, hatta sadece biraz hızlı gitmenin bile pek kolay olmadığı da anlaşılmıştır herhalde bir takım çevreler tarafından. Ki, “gerçekten çok hızlı gitmek”ten kastım, Loix’nın, Hanninen’in, Kopecky’nin tempoları, “biraz hızlı gitmek” ise Solowow, Betti filan olabilir mesela… Burcu’nun temposu buralarda değil, lokma oldukça büyük, puanlar aslanın ağzında.

Geçtiğimiz haftasonu koşulan Sata Rally Açores’de ise, bambaşka bi senaryo vardı. Son yarışlarda meydana gelen kazalardan sonra, sezonun ikinci yarısı için herkes bir tırsmış, gaza dikkatli basar olmuştu. İkinci gün sonuna kadar yerel pele Magalhaes ile, heryerde hızlı gidebilen ender pilotlardan Hanninen, başa baş gittiler. Genelde Hanninen, yarışların başlarında liderliği alıp, basıp giderdi. Ama hem ilk gün lastik patlatmış olması, hem Ypres’de olanlardan sonra biraz daha temkinli yarışması, hem de Magalhaes’in ev sahibi olma avantajını iyi kullanmasıyla, yarışı kopartamadı Hanninen. Hangisi olursa olsun, bir Skoda ile bir Peugeot’yu çekişirken görmek güzeldi. Zaten son günün ilk etabında toplam zamanları eşitleyip, ralliye sıfırdan başladılar. Ama Hanninen bir kez daha lastik patlatınca, durup değiştirmek zorunda kaldı ve geriye düştü. Jan Kopecky’ye hayatının fırsatı altın tepside sunuldu, aynı anda Magalhaes de biraz zaman kaybetti ve Kopecky liderliğe çıktı. Ama hep “istikrarlı ve sakin” dediğimiz Kopecky’nin, nedense Magalhaes’e kendi arka bahçesinde efeleneceği tuttu. Sabır taşı çatlayan Çek, yarışı kazanma hırsını yenip, bir etap daha dayanabilseydi, şampiyonada liderliğe çıkacaktı. Lakin ne demiştik, akacak su, radyatörde durmaz, artık geçmiş olsun. Avantaj tekrar Hanninen’e geçti. Bir diğer müzmin kazazede Kris Meeke’de de, aynı şekilde sağ ayak kekemeliği baş göstermiş. Podyuma oldukça uzak kaldığı Portekiz’de, Skoda’lar saçmalayınca, ikinciliğe tırmandı, kendisi bile inanamadı buna. Geçen senelerde “çok hızlı”, “geleceğin şampiyonu” gibi vaadlerle lanse edilen Andreas Mikkelsen, Ford Fiesta Super 2000 ile, inek sürüsüne dalınca biraz zaman kaybetti. Ancak ineklerden önceki durumu da pek parlak sayılmazdı. Alışıldık hızını göremedik. Bir başka Fiesta Super 2000 pilotu Bernardo Souza da şaşırttı beni. Ben çok daha rekabetçi zamanlar bekliyordum O’ndan.

Bu iki yarışın bize gösterdiği başka bir gerçek ise, Fiesta Super 2000’lerin, Skoda’lar ve hatta Peugeot’lar karşısında oldukça geride kalmış olmaları. Tamam, Belçika’nın asfaltı Andreas Mikkelsen’in hızlı gidebileceği bir ortam değildi belki, ama Açores’deki sonuçlar da pek iç açıcı değildi Ford Fiesta için: 2. günün sonunda, -Henüz kimse bir sorun yaşamamışken- Mikkelsen (ineklere kafadan dalmadan önce) zirvenin 40 küsür saniye gerisinde kalırken, bu yarışı avucunun içi gibi bilen hızlı pilot Bernardo Souza bile, Skoda pilotlarının bir çuval inciri yok etmesinden önce ilk 5’e sokamadı Fiesta Super 2000’i. Tamam, çekiştikleri pilotlar da sepet değil, hepsi hızlı isimler ama, Fiesta Super 2000’lerin Skoda’lar ve Peugeot’lar karşısında hala çok ödevi var anlaşılan. Monte Carlo sonrası yazımda, Fiesta Super 2000’in gerçek performansını görmek için, eşit seviyedeki pilotlar ile tipik bir rallideki Peugeot-Skoda-Ford sonuçlarına bakmak lazım demiştim. İlk izlenim, Fiesta Super 2000’in aleyhine, bakalım ilerleyen yarışlarda bu tablo tersine dönecek mi? SWRC’de Fiesta pilotları 1-2 gidiyorlar ama, Skoda ile şampiyona kovalayan tek ciddi pilot Prokop, O’nun tecrübesi de Pons ve Ketomaa kadar çok değil, pek denk bir mücadele olmuyor yani orada Ford’lar ile diğer markalar arasında.

IRC’nin bir sonraki yarışı, bir başka Portekiz adası olan Madeira’da. İnişli-çıkışlı ve frenlere eziyet eden uzun asfalt etaplarıyla Madeira, her zaman şampiyonluğa damga vuran yarışlara sahip olmuştur. Bakalım neler olacak, Kopecky durumu kurtarabilecek mi, toprakçı Hanninen, asfaltçılarla baş edebilecek mi, Kris Meeke üzerindeki ölü toprağından kurtulabilecek mi, Açores’de çok hata yapan Yiğit Top eski formunu yakalayabilecek mi, 6-7 Ağustos’da göreceğiz bunların cevaplarını…

Hatalıysam: arasdincer@rallidergisi.com

Son Haberler : Aras Dinçer

Yukarı
%d blogcu bunu beğendi: