Motor Sporları ve Otomotiv Haberleri

Aras Dinçer: Süper’sin, 2000’sin, Sana Colin McRae Binsin..

Aras Dinçer/Mahalli Ralliler

Heyecan ve keyif dolu bir haftasonunu geride bıraktık Eskişehir’de. ESOK, doğrusunu söylemek gerekirse, beklentilerin çok üstüne çıktı. Organizasyon hiçbir şekilde aksamadı, memnuniyetsiz kalan kimse olmadı. Şehirdeki tanıtım, ortam, ralli merkezi olarak seçilen bölge mükemmeldi denebilir. Roadbook’undan, start takına, görevlilerinden lojistiğine kadar, mahalli yarışların piri İSOK seviyesinde bir yarış yaptık diyebilirim rahatlıkla. Emeği geçen herkesin ismi yazıyor yönetmelikte, yazmayanlar da dahil olmak üzere bu yarışa emeğini veren herkese tebriklerimi sunuyorum. Bazı gözetmen noktalarında hatalar yapıldı, neticelerde ve finiş prosedüründe bazı aksaklıklar oldu, ama bunlar eğitimlerle düzeltilebilecek şeyler. Katılanların memnuniyetlerini okudum forumlarda, herkes iyi izlenimlerle ayrılmış Eskişehir’den. Levent Kantürk “Bu yarış hep mahalli kalsın” demiş. Bir taraftan haklı, bu yarış tüm amatörleri mutlu etti bu formatıyla. Bir taraftan da, Eskişehir gibi güzel bir şehirde, çok daha büyük ölçekli yarışlar yapılabilir diye düşünüyor insan… ESOK bir şeyleri ispat etti bence. Anadoludaki kulüplerin birer lokalden ibaret olmadığını, istenirse ulusal seviyesinde bir yarış düzenlenebileceğini gösterdi. Bizler de ESOK’un varlığının ve Eskişehir’deki motorsporları sevgisinin, potansiyelinin farkına vardık. Şehir merkezinden etaplara doğru çıkan seyirci otomobillerini görmek çok güzeldi mesela. Etapların olduğu bölgedeki yerel halkın ilgisi de çok güzeldi. Bütün kavşaklar ve etapların startları seyirci doluydu. Düşünüyorum da, bu yarışı günü birlik izlemeye gelmek bile cazipti –ki öyle yapanlar vardı- Eskişehir’e arabayla ulaşmak 3 saat, yol artık otoyol gibi, hatta trenle bile gelinebilir! Etaplar mükemmeldi diyebilirim, içinde her türlü karakteri barındırıyordu. Ancak, kesinlikle çok tecrübe gerektiren yollardı. Birkaç tuzak vardı hiç kendini belli etmeyen. Önceden görüp nota yazılmazsa, iş açabilecek noktalardı. Nitekim birkaç ekip yakalandı buralara. Belki yarış dışı kaldılar ama çok iyi tecrübe olduğu kesin, bazı şeyler üzülmeden öğrenilmiyor ne yazık ki…

Aslında Mendo ile benim niyetimiz, trenle yiye-içe gitmekti Eskişehir’e. Ancak, tırlarda antrenman arabamızı koyacak yer olmadığı için, mecburen araba ile gittik. Otel ile ralli merkezi Espark yürüme mesafesinde idi, dönüp dolaşmadan hem yemeğini yedi herkes, hem de servisi, yarış merkezini, start bölgesini, kullanacağımız yolları görmüş olduk. Yarışın kompakt yapısı, insanların yorulmasını engelledi, arabayı kapalı parka bırakıp, otele yürüyerek 2 dakikada gitmek büyük rahatlıktı. Hayatımda ilk defa “sen finişe geldiğinde ben otelde duş alıyordum” sözünün gerçeğe dönüşmesini yaşadım. Sevgili Mustafa Söylemez’in rahatsızlığından dolayı yarışamayacağı haberini aldık –Kendisine geçmiş olsun diyoruz- Cuma akşamı, tren yolundan gelen ve sabaha kadar hiç susmayan çan sesi nedeniyle hiç uyuyamasam da, antrenmanı bitirip, beklemeye başladık. Malum, bu yarış Super 2000’e terfi ettiğimiz için, psikolojimiz biraz hoppidi bir durumdaydı. Ben 2005 Ege Rallisi’nden beri, Gr.A bir otomobille yarışmamıştım, Menderes ise ömründe ilk defa Gr.A kullanacaktı. Mitsubishi’den ne kadar farklı olduğunu görmüştük testte. Sonuçta yarışta bocaladık. Üzerimize yapışan “ailemizin 6.’sı” imajını bu yarışta da devam ettirdik. Bir sezonda 5 kere 6. olmak, biraz enteresan oldu tabii. Bu yarışta daha iyi bir derece bekliyorduk doğal olarak. Ama yeni otomobil, her zaman zor oluyor. Her ne kadar ikisi de dört çeker olsa da, Super 2000 ile N4’ün kullanım tarzları ve hızlı gitme formülleri çok farklı. Eğitim şart…

Bu yarış herkes, ortamın neşesinden gaza geldi sanırım. Herkes gazladı. Sinan, Evo 6’nın dibini çıkardı. Hakan ile didişmeleri oldukça heyecanlı geçti ve 20 salise ile bitti. 6 küsür saniye arkalarında, eski günlerini andıran süratiyle Vedat Diker var. Farklı versiyon Mitsubishi’lerle bu üçlünün rekabetini izlemek seyirciye de keyif vermiştir diye düşünüyorum. Volkan Abi için söyleyecek bir şey yok, ama 40 saniye arkasından gelen ve yarışı daha ilk etapta kopartan Uğur, süratiyle gerçekten alkışı hak etti. Uğur bazen gereksiz hatalar yapsa da, saf sürat olarak, Türkiye’deki 2. lig N4 pilotlarının en hızlısı durumunda şu an. Hatta bazen 1. ligdekilere de kafa atıyor etap zamanlarında. Şimşek Hoca biraz keyifsiz ve spinli başladığı yarışta, bir kaya ile kucaklaştı ve yolda kaldı. Super 2000’ler tırtladı yani anlayacağınız… Orçun Nural’ın, Tezcan Dalfidan’ın zamanları takdire şayan. Daha yarış başlamadan geri geri giderken Escort’larına çarpıp farını kırdığımız Bülent Şimşek ve Ali Atay ile, o vesile ile tanışmış olduk, enteresan oldu. TOK Sport ile ilk yarışımızda pek memnun kaldık, Grande Punto’muz bize hiç sorun çıkartmadı.

Son anda aksilik yaşayanları da sayarsak, 50’den fazla ekip ve otomobil geldi Eskişehir’e. Sezon başında KOSDER’in yaptığı ve en az bu kadar başarılı geçen mahalli ralliye ilgi az olunca, amatörler haklı olarak serzenişlerin hedefi olmuşlardı. Ancak hemen İstanbul Şampiyonası öncesindeki bu yarışın zamanlaması cuk oturdu. Herkes için iyi bir test oldu bu yarış. Herkes hatalarını ve eksiklerini gördü. Uzun zamandır fırsat kollayanlar start aldılar. İşin maddi boyutuna bakılırsa, kulüp de çok fayda gördü bundan. Doğru sponsor bağlantıları ile, giderler minimuma inerken, az da olsa para kalmıştır kulüp kasasına diye tahmin ediyorum. Kulüplerin yaşamsı için, çok ufak gelirler bile çok önemli. Umarım artık Karadeniz bölgesinde de bir ralliye katılabiliriz. Mardin, Antalya, Isparta gibi mahallilerin gerisi gelir. BOSSEK ve ANOK eski günlerde olduğu gibi yerel ralli şampiyonaları düzenleyebilir. Senede 6 ulusal, 5-10 arası da mahalli yarış yapılırsa, motorsporlarının çehresi değişir Türkiye’de. Kulüpler canlanır, sponsor bulmak bir nebze olsun kolaylaşabilir, mahalli rallilerde 30’lu ortalamaları görürüz, yeni ve genç yetenekleri daha kolay fark edebiliriz. Emre Yurdakul, Fatih Kara gibi isimler aileden yarışçı değil, birer mahalli şampiyona kazancıdırlar. Yanlış anlaşılmasın, aileden yarışçı arkadaşlarımıza sözüm yok, ben dışarıdan bu spora katılan insanlardan bahsediyorum. Bu tip organizasyonlarla, motorsporları kitlelere özendirilip, gerisi getirilebilir. Volkan Işık’ın daha önce söylediği gibi, bir tür 2. lig kurulabilir mesela. Sadece önden çekiş otomobillere açık olan, 5-6 şehirden oluşan bir alternatif şampiyona. İsmi “Anadolu Ralli Şampiyonası” olur, 50-60 km’lik kısa yarışlar yapılır, 5 yarışın 3’ü puan verir, ulusal unvan ve derece sahibi pilotların katılımı engellenir. Ankara’da, Antalya’da, Eskişehir’de, Karadeniz bölgesinde, Urfa’da, Mardin’de harika parkurlar ve yoğun ilgi olduğunu gördük geçtiğimiz senelerde. Böyle bir şampiyonada katılım patlar ve yeni insanlar kazanılabilir diye düşünüyorum. Bunun faydası birimize değil, hepimize olur. Garajlara müşteri, basına malzeme, kulüplere gelir sağlanır, sporun bu şekilde yayılmasının federasyona faydası olur, sponsorluk cazip hale gelir, çark yine hızlı dönmeye başlar. Ama tabii yetkililerin bunun öngörüsünü yapabilmesi ve tembellikten biraz vazgeçmeleri gerek. ESOK örnek olsun herkese! Demek ki oluyormuş…

Hatalıysam: arasdincer@rallidergisi.com

Son Haberler : Aras Dinçer

Yukarı
%d blogcu bunu beğendi: