Motor Sporları ve Otomotiv Haberleri

Aras Dinçer: Şimşek Hoca İle Lunaparka İlk Adım!

Aras Dinçer

Çok çok çok sıcak bir yarışı geride bıraktık. Haftasonu güneş, hepimizi cezalandırdı, sıcaktan anamız ağladı, üç kuruşluk beyinlerimiz sulandı, arabaların da iflahları kesildi, sapır sapır döküldü garibim makinalar… Cehennem sıcaklarına alışkın olan ben bile bu kadar bunaldığıma göre, diğer pilotlar, co-pilotlar perişan olmuş olmalı. Hele ki gözetmenler ve basın mensupları, Allah onlara kolaylık versin… Etaplarda inanılmaz bir toz kütlesi vardı, sıcak ve sıcağın yarattığı terleme ile o tozlar da üzerlerine yapışmıştır elbette. Çok zor şartlarda görev yapan etapçılara ve basın mensuplarına teşekkür borçluyuz hepimiz.

Yarışları kimin, nasıl kazandığıyla ilgilenmek yerine, ralli sporunun başka faydalarına eğilmiş bir toplumun mensubu olarak, ben de bu sefer Kocaeli Rallisi’nin gerçek analizi yerine, mavrasını yapmayı tercih edeceğim. Beğenmeyenler kusura bakmasın, memnuniyetinizi dostlarınıza, şikayetlerinizi bize iletiniz (!)

Antrenmanların gün ve saatlerinin devamlı değiştirildiği kaotik bir yarış öncesi hazırlık safhasından sonra, ertesi gün, işini harika yapan sunucu Yiğit Top’un doyumsuz sunumlarıyla, Cumartesi günkü kısa lupun startını aldık. İlk etapta çok sayın pilotum Menderes Bey’in tüm telkinlerime rağmen, sıcağın etkisi ve euro’nun yükselmesi sebebiyle olsa gerek, gaza pek basmaması ile, çok da parlak bir zaman yapamadık. Günün kalan etaplarında Mendo biraz kendine geldi ve son olarak seyirci etabında sanırım iyi bir şov ortaya koyduk. Yeri gelmişken, seyirci etabının karakteri ve yarattığı kalabalık yine muhteşemdi. Türkiye’deki en iyi seyirci etabıdır Interteks…

Neyse, akşam servisi için çadırımıza sığındığımızda baktık ki, ilk etaptaki facia bizi 15’inciliğe atmış… Yarışı izlemeye gelen Osman Tüter ve Vedat Bostancı’yı bizim yerimize de rakı içmeleri için meyhaneye yolladıktan sonra, süklüm püklüm otele gittik. Ve birden bire Şimşek Hoca’mız Ünal Şenbahar, günün değil, yarışın değil, sezonun en parlak fikrini attı ortaya: “Gidip duş alalım, sonra da lunaparka gidelim…” Esasında yarışı seyretmeye gelen oğlu Asrın’ın sıkılmaması için yaptığı bu cabbar plana beni de dahil eden Ünal, ilk günkü hayal kırıklığını üzerimden atmam için elinden geleni yaptı. Önce dönmedolaba bindik, hatta binmeden önce bir torba dolusu su ve kağıthelva aldık, havadayken yedik içtik onları sepetimizde… Oradan korku tüneline girdik ve hiç korkmadık, berbattı… Sonra çarpışan arabalara binmeye çalıştık, 3 kere teşebbüs ettik, hiçbirinde başarılı olamadık… Yorulduk, dondurma aldık, neye binsek diye karar veremedik, düşünürken karnımız acıktı, döner aldık… Hepimiz başka birşeye binmek istediğimiz için, cebimizde kalan son biletleri harcayamadık. En sonunda Asrın, uçaklardan oluşan bir tren buldu. İlk başta gözümüze çok yavaş geldi ama en çok o trende eğlendik, çünkü baya hızlı dönüyordu virajları. Cebimde kalan son bileti Asrın’a verdim, O bir loop daha bindi trene, rayların üzerinde dönüp dururken Asrın’ın telefonunun pili uçtu, onu aradık bulamadık filan, ama tüm bunlar olup biterken farkında olmadan ilk etaptaki hayal kırıklığımızı unuttum ben… Ertesi gün başlarken herkese tavsiye ettim Şimşek Hoca ile Lunapark’a İlk Adım’a katılmalarını, sizlere de ederim…

Geyikçiler için bu kadar hikaye yeter herhalde… Biraz gerçeklere bakalım şimdi. Yarıştan hemen önce BOSSEK’in öncü isimlerinden Selçuk Özsevinç’i kaybettiğimizi duyduğumuzda, tabii ki tüm neşemiz kaçtı. Zor günlerde iyi işlere imza atmış, önemli bir isimdi Selçuk Özsevinç. Yokluğu çok hissedilecektir BOSSEK’te. Yakın zamanda kaybettiğimiz bir başka çok sevilen büyüğümüz Cahit Alkan’ın kocaman resmini sekreteryada görünce, hem içimiz bir daha burkuldu, hem de tebessüm ettik, sanki O’nu hiç kaybetmemişiz gibi…

Yarış üst sıralar için biraz monoton geçti, sanki İstanbul Rallisi’nin bir kopyasını yaşadık: Murat birkaç best yaptı, sonra Yağız kontrolü eline aldı ve yarışı lider götürecek bir tempo bularak devam etti, Burak ise iki Ford’a yakın kalmaya çalışarak şans aradı ve podyumu tamamladı.Üç pilottan da bir hata gelmedi, ama özellikle Murat’ın Ören finishindeki atlayışı çok konuşuldu…Grup N ise, bu yarış tam bir aksiyon filmine sahne oldu. Olayların ardı arkası kesilmedi: Önce yeni Evo’su ile Nebil kaldı. Sonra “gel gel” oyunuyla Ercan Abi sahne aldı. Geçirdiği ciddi trafik kazası sonrası iki ayağı da sakat olan Ercan Abi, çok yüksek tempo yapmadan, ikinci giden Uğur’u az farkla peşine taktı ve en sonunda takla attırdı. Yeni Evo 9’una ve Tibet’ine kavuşan Sinan, kendini imha etti, ilk 5 içinde giden Hakkı’nın arabası pes etti, Şimşek Hoca ve Hakan Kargın giderek yükselirken, biz de arkadan saldırıyorduk ilk üçe girebilmek için. Sonra başka olaylar patlak verdi: Bizim lastiğimiz patladı, jant üzerinde giderken etabın bitimine üç viraj kala rot kolumuz pes etti ve koptu. Kayalarla dolu Ören etabında patlak lastik üzerinde gitmek biraz büyük bir risk idi ve maalesef aldığımız bu risk bize pahalıya patladı. Daha sonra 2. giden Şimşek Hoca lastik patlattı ve lunapark’da gösterdiği performansı lastik değiştirmede gösteremeyince, ikinciliği Hakan devraldı ve podyumu böylece tamamladılar Ercan Abi’nin arkasında.

2 çeker mücadelesinde Emre ve Orhan müthiş tempolarıyla hem birbirlerini hızlandırdılar, hem de bazı Grup N’leri geride bıraktılar. Fatih ise kesilmiş lastiklerin kurbanı oldu. Gördüğüm kadarıyla, traksiyon kazanmak için kesilen lastikler, sıcak havada aşırı ısınınca, Fatih’in Punto Super 1600’ü virajları dönemez oldu. Performanslarıyla göze batan diğer 2 çeker pilotları, ilk 10’a girmeyi başaran Tezcan Dalfidan ve Yunus Emre Zümrüt oldu. İlk 10 demişken, yarışı sadece 23 arabanın bitirdiğini söylemekte fayda var. Özellikle Ören etabındaki dev boyutlu taşlar, birçok otomobilin ağır hasar almasına ve lastiklerinin patlamasına sebep oldu.

İdari olarak yarışta bir problem olmadı, senelerdir belli bir organizasyon kalitesini tutturuyor Otosan Kocaeli Rallisi. Tek dert, etapların isimleri beklendiği gibi kaosa sebep oldu… Ancak hakem masalarında yine akıl almaz hatalar gördük. Geçen sene de yine seyirci etabı öncesinde birçok ceza yazılmamıştı karnelere. Bu sene de ZK masaları atlandı, geyiğe dalıp karneyi işletmeyi unutanlara göz yumuldu vesaire…

Bizler Kocaeli’nin tepelerinde debelenirken, Finladiya’da bir ralli klasiği olan 1000 Göller Rallisi koşuldu. Kendi derdimizden başımızı alabildiğimiz sıralarda, internetten yarışı takip etmeye çalıştık. Bugüne kadar kusursuzlukları sebebiyle büyük saygı duyduğum Citroen takımına, bu yarışta Sebastien Loeb’e reva gördükleri muamele sebebiyle tüm saygımı yitirdim. Takım Direktörü Olivier Quesnel sezon başında ısrarla “Pilotlarımız eşittir ve aynı şartlarda mücadele edecekler” demesine rağmen, son birkaç yarışta saf köylü Loeb’e Fransız oyunları oynuyordu. Ogier’yi öne çıkarıp, Loeb’ü köstekleme oyunları bu yarış artık iyice ayyuka çıktı. Utanmadan 3 gün boyunca Loeb’e yolu temizleten Quesnel, yeni prensi Ogier yarışı kazansın diye elinden geleni yaptı. Ama Ogier kazanamadığı gibi, ikinciliği de Latvala’ya kaptırdı. Loeb’ yapılanlar çok yanlış, hatta ayıp… Ama Muhteşem Loeb yine inanılmazı başardı, bütün yarış yolları süpürmesine rağmen birinci geldi. Hirvonen’e çok yazık oldu çünkü daha ikinci etapta, bir virajı dönerken Fiesta RS WRC’nin motoru O’na ihanet etti ve kesiklik yaptı. Tam virajın içinde motoru kaybeden Hirvonen, doğal olarak yoldan çıktı ve bir ağaca vurarak, hem freni kaybetti hem de sağ arkadan ağır mekanik hasar aldı. Bu da O’nun birincilik hayalinin sonu oldu. SWRC’de beklendiği gibi, kimse Juho Hanninen’e yaklaşamadı ama, PWRC’de olanlara hayret etmemek elde değildi gerçekten. Onca İskandinav pilot, birbirleriyle çekişirken, kendilerini imha edince, allahın Yeni Zellanda’lı yavaş insanı Hayden Paddon, bir kere daha birinci geldi. Daha önce de hep yavaş giden ve öndekilerin dökülmesiyle 2 PWRC yarışı kazanan şanslı ve yavaş Paddon’a, bu sene şampiyonluğu el birliği ile hediye ettiler PWRC kovalayan arkadaşlar. Mini’lerin Finlandiya macerası maalesef madara ile son buldu. İddialı Matti Rantanen daha ikinci etapta kendini yoldan dışarı attı. Dani Sordo ile Kris Meeke ise, finishe çok az kala, bir etap arayla mekanikten yolda kaldılar.

Sırada Bolu’daki Hitit Rallisi var. Türkiye’nin en kalabalık startlarına imza atan şehir Bolu’nun dağlarında, çok zor bir yarış bizi bekliyor olacak. Çünkü özel etap kilometresi 150’ye yakın. Herkes gazlıyor, herkes iyice form tuttu, herkesin kendine göre hedefleri var, rekabet giderek daha keskinleşiyor Türkiye Ralli Şampiyonası’nda. Bizim de Mendo ile hedefimiz, Boğaziçi ve İstanbul Rallileri’nde tırmandığımız Grup N podyumuna yeniden çıkmak. Ünal ile koyduğumuz hedef ise, Bolu’daki seyirci etabının hemen yanında kurulu lunaparkta, arkadan itişli çarpışan arabalar ile “Lunapark’a 2. adım”ı gerçekleştirmek…

Yazılarla ilgili gelen maillere teşekkür ediyorum, aklı başında insanlardan olumlu-olumsuz eleştiri almak güzel oluyor. Düşüncelerini ismiyle bildirmek yerine başka ortamlarda paylaşmayı tercih eden arkadşlara da ürkmemelerini, bir diyecekleri varsa, direkt olarak bana söylemelerini tavsiye ediyorum.

Hatalıysam: arasdincer@rallidergisi.com

Son Haberler : Aras Dinçer

Yukarı
%d blogcu bunu beğendi: