Motor Sporları ve Otomotiv Haberleri

Aras Dinçer:Devre Arası ve Mazhar Abi

Aras Dinçer

Kocaeli Rallisi sonrası hem Türkiye Ralli Şampiyonası’nda, hem de WRC’de devre arası tatili oldu. Bu süre zarfında takımlar yaralarını sararken, herkes biraz dinlenme fırsatı buldu. Bir kişi hariç: İkinci yönetim devrine başlayan ve bütün enerjisiyle işe girişen, istim üzerindeki Mazhar Demiralp…

Bu yazı aslında böyle başlamayacaktı. Hem ülkemizde, hem de WRC ve IRC’de ilk devrenin kabaca bir değerlendirmesini yapıp, ikinci devrede neler olabileceğini tahmin etmeye çalışacaktım. Ama beklenmedik o malum olay, ne yazık ki, sadece yazımın değil, sporumuzun da gidişatını değiştirdi. Değiştirmekle de kalmadı, çok büyük bir kayıp yaşamamıza sebep oldu.

Bu paragrafı yazıp yazmamakta tereddüt ettim, çünkü Mazhar Abi’yi çok uzun zamandır tanıyan sporumuzun büyüklerine bırakmak gerekiyordu sözü. Onlar, Mazhar Abi’nin ardından sözlerini söylerken, ben de nasıl becerip de, kendi sözlerimi ifade edebilirim diye çok düşündüm. Bir süre bekleyip, kafayı toparlayıp, öyle yazmak gerekir diye düşündüm ve nihayet elim klavyeye dün gece vardı. Görev başında geçirdiği trafik kazası neticesinde aramızdan ayrılan Mazhar Abi’nin, bu spora verdiği emeği, gösterdiği ciddiyeti, yetiştirdiği insan gücünü, uyguladığı adaleti anlatmaya kalkarsam, sayfalar yetmez; ki zaten bilenler biliyor bunları. Önemli olan, Mazhar Abi’den sonrası… O, tembelliği ve hayıflanmayı sevmezdi. Şartlar ne olursa olsun, görevin tamamlanmasını, işlerin bitirilmesini ve hedefin tutturulmasını gözetirdi. İkinci dönemine de, bu özellikleri sayesinde davet edildiğini düşünüyorum. Onsuz becerilemeyen bazı şeyleri, tamamlaması için, yeniden çalmıştı telefonu. Cevapsız bırakmadı ve kolları yine sıvadı. Sonrasında olanlar malum…

Şimdi mühim olan, Onun yapmaya vaktinin yetmediği işleri bitirebilmek, daha doğrusu bitirebilmemiz… Bunun için, Onun gibi düşünen herkesin bir fikri, yapabileceği birşeyleri, verebileceği eforu vardır diye düşünüyorum. Mazhar Demiralp olmak kolay değil, ama herkes elinden geldiği kadar Mazhar Abi olabilirse, sporumuzda yaşadığımız birçok çarpıklığı yok edebiliriz. Eksikliğini hep hissedecek olsak da, bu eksikliğin etkilerini azaltabiliriz. Bundan en çok Mazhar Abi memnun olacaktır. Bunu en başta yapacak olan da, Meriç’dir. Ki Meriç, bugüne dek yaptıklarıyla, bu yolda şimdiden çok mesafe katetti. Onunla geçen haftasonu Kartepe Tırmanma’da karşılaştık ve hissettiklerini anlamamız ne kadar zor olsa da, en azından dışarıdan göründüğü kadarıyla, yine işine dört elle sarılmış, oyunun kurallarına sadık, tutarlı ve kararlı yönetici vizyonuyla gördüm Meriç’i.

Mazhar Abi ile son diyaloğum, Kocaeli Rallisi servis alanında Metin Çeker ve Murat Kaya’nın da şahit oldukları serzenişlerim ve otelde kendisiyle yaptığımız uzun konuşma oldu. Şimdi herhalde, Ömer Kutluay’ın yönettiği bir takımın otomobilleriyle yarışan, Renç Koçibey, Yavuz Malkoçoğlu, Ali Sipahi, Ayhan Tokyay, Kemal Uludağ, Gürol Menderes, Burak Ulusoy ve Erol Tellaloğlu’nun katıldıkları bir rallide, organizasyon yapıyordur, Cahit Alkan ile birlikte… Ankara’da, kalabalık bir cenaze ile uğurladık Onu. Kimdi hatırlamıyorum ama, cenazenin sonunda birisi günün lafını söyledi: “Sağ olsaydı, kesin bu organizasyonda da bir kusur bulurdu”

Rallide olup bitenlere bakarsak, WRC’de Loeb’ün sürpriz puan kayıplarını izledik. Fakat Şampiyon, başında dolaşan kara bulutlara, Quesnel’in kontrol etmeyi beceremediği şımarık oğlu Ogier’ye, ve pusuda bekleyen Hirvonen’e rağmen bu yıl da hedefine rahatlıkla ulaşacaktır. Çünkü, eski bir Romen atasözü der ki: “Köpekler istedi diye, atlar ölmezler”. Öte yandan, PWRC’de şampiyon belli oldu, Grondal, Flodin, Ketomaki, Kosciuszko gibi, hesapta “patlama yapacak” arkadaşlar, kendi içlerinde birbirleriyle uğraşırlarken, ahmaklar kupası Pirelli Star Driver’ı bile kazanamayan Hayden Paddon’ı şampiyon yaptılar. Ne diyelim, kazanan daima haklıdır, bize tebrik etmek düşer… Bu arada, M-Sport ile WRC anlaşmasının sonuna gelen Ford’un, Bay Wilson ile yeni bir anlaşma yapması an meselesi imiş. Bu iyi bir haber çünkü, Mini ve Volkswagen’in girişimleri ile hareket kazanan WRC’nin, tekrar kan kaybetmesini önlemek için, Ford’un sporun içinde tutulması gerekiyordu. 16 yıldır beraber çalışan M-Sport ve Ford’un birbirlerinden daha iyi partner bulamayacakları da ortada zaten… IRC’de ise yine akıllara durgunluk veren, inanılmaz çekişmelerin yaşandığı iki yarış seyrettik. Barum Rally Zlin’de, ev sahibi Skoda’lar, podyumda hiçbir Peugeot veya Ford’a yer bırakmazken, kendi içlerindeki çekişmeden çok az farkla yerel kahraman Kopecky galip çıktı. Freddy Loix ise, hem Kopecky’nin ensesinde, hem de Hanninen’in çok önünde yarışı bitirerek, hala hızlı olduğunu gösterdi. Yarışın sonunda sadece 1.2 saniye ile ayrılan Kopecky ve Loix hepimize “pes valla” dedirtmişlerdi ama, bir sonraki yarışta olanları görünce, Zlin Rally de yalan oldu. Hızını alamayan Kopecky, gitti Macaristan’daki Mescek Rally’yi de kazandı ama ne kazanmak… Bu kez genç yetenek Thierry Neuville ile kapışan Çek pilot, çelikten sinirleri olduğunu gösterdi: Yarış bittiğinde Neuville ile aralarında 0.8 saniye vardı ki, bunun anlamı, son etabın son sektörüne kafa kafaya girdikleri anlamına geliyordu. Bu durumu etapta giderken arabanın içinde biliyor olduklarını da düşünürsek, her iki pilot ve copilotu da gösterdikleri performans karşısında tebrik etmek durumunda olduğumuzu anlıyoruz. Her ekip dayanamaz böyle bir baskıya. Son iki yarışta yaptığı ataklar ile, bitime üç yarış kala, IRC liderliğine yükselen Kopecky yine de rahat değil. Arkasındaki Hanninen ve Loix, puan olarak biraz geriye düşseler de, kurallar sadece 7 yarıştan puan alınmasına izin verdiği için, kalan üç yarışa asılıp, şampiyon olmaya çalışacaklar. IRC’de matematiksel olarak üç pilotun da pek farkı yok gibi görünüyor şu an için.

Türkiye Ralli Şampiyonası’nda ise, uzayan devre arası tatili sonrası, Eskişehir Rallisi’ni yaşayacağız. Verilen uzun ara sonrası, asfaltı en çok hatırlayan ve elinin pasını en çabuk atanlar, Eskişehir’den karlı çıkacaklar. Bu yarıştan itibaren bazı ekipleri Türkiye Ralli Şampiyonası’nda göremeyeceğiz, şaşırmayın… Haberler bununla da bitmiyor, Kasımın ikinci yarısına ertelenen Hitit Rallisi, Bolu’daki mevsimsel soğuk ve kar ihtimali nedeniyle Antalya’ya taşınıyor, hem de çok farklı ve uzun bir format ile. Sezonun en renkli ve en zevkli rallisini Antalya’da yaşayacağız gibi görünüyor. Öte yandan, Ege Kupası oluşumu için de start verildi. İlk ayak olarak, İsabeyli’de bir toprak mahalli ralli yapılacak. Ege kupası üç ayak olacakmış ama henüz diğer ayaklardan haber yok, bekliyoruz. Yarşın tarihi 29 Ekim, ismi Cumhuriyet Rallisi ve ödülü ise, podyumda bitirenlere Cumhuriyet Altını. Üç ayak yapılırsa, hepsini kazanan ekip, beşi bir yerde tamamlıyor… İşin ucunda altın varsa, kayıtlar coşar mı, dört çeker otomobil kiraları, Etiler’de dubleks villa seviyesine çıkar mı, Super2000 çok pahalı, Evo 9’da kampanya var mı gibi soru ve dedikodular şimdiden başladı… Bir taraftan da, Kulüpler Birliği-Takımlar Komisyonu-Federasyon üçgeninde olup bitenleri izliyoruz hayretler içinde. Bu çok enteresan bir üçgen, sürekli aktif ve kendi içinde parametreleri değişen bir yapısı var. İç açılarının toplamı daima 180 derece, ama köşelerdeki açılar devamlı değişiyor. Açılar devamlı birbirleriyle iletişim halinde, iletişim kanalları internet ve cep telefonu. Suç var mı, kanıt var mı, ceza olacak mı, bir türlü anlayamadık işin aslını. Olayları ve iddiaları bir yana bırak, kim, kimden yana, kimden yana değil, o da belli değil? Kulüp delegeleri sürekli saf değiştiriyor, takım patronları hem şikayetçi, hem de konuyla ilgilenmiyor, internette çok güzel konuşanlar, bir kulübe üye olup, oy hakkı almaya tenezzül etmiyor, Kulüpler Birliği’nin Olağanüstü Genel Kurul dilekçesi’nin altında imzası olan Tolga Şansal’ın, aynı zamanda Takımlar Komisyonu’nun Olağanüstü Genel Kurul ertelensin çağrısında da imzası var??? Biz nasıl bir sirkin maymunlarıyız???

Hatalıysam: arasdincer@rallidergisi.com

Son Haberler : Aras Dinçer

Yukarı
%d blogcu bunu beğendi: