Aras Dinçer : Dokuzuncu Etabın Şifresi

Aras Dinçer

arasTürkiye Ralli Şampiyonası’nın geleneksel açılış partisi niteliği taşıyan Ege Rallisi, tadını damaklarda bırakarak geride kaldı. Genel klasman ve sınıflarda yaşanan yoğun çekişmelerin yanı sıra, yağmuru ve şaşalı kapalı parkı ile tam bir gösteriye dönüşen bu yarış ile birlikte, tekrar uzun etap kilometresine sahip, 2 günlük formata da geri döndük. Önceki sezonlara göre daha az sayıda ulusal katılım olmasına rağmen, mahalli ve historic katılımcılarıyla beraber 50 civarı otomobil toplandı kapalı parkta. Değişken havalı, çekişmeli, keyifli, olaysız-sorunsuz bir yarış oldu.

Forum Bornova’nın kalabalığının önünde start aldık yine. Bazılarımız her sene Forum Bornova’ya kadar onca yolu tepmekten şikayetçiler. Ama bu tip kalabalık AVM’lerin sporun popülerliğine ve sponsorların memnuniyetine olan katkısı da tartışılmaz. Seyirci, kalabalık, meraklılar neredeyseler, oraya gideceğiz, maalesef başka çaremiz yok. Nasıl ki otellere yakın olan ve seyirci çekmeyi beceren İnciraltı servis alanını çok seviyorsak, Forum Bornova’yı da sevmek zorundayız. Sesi, kırık cam parçaları ile gargara yaparcasına boğuk ve çekici çıkan geleneksel sunucumuz Atıl Atılgan’ın peşrevleriyle start aldığımız ilk gün, arada servis almaksızın ikişer etaplık iki lup geçtik. Lup öncesi kısa servis esnasında herkes ellerinde cep telefonları, accuweather ve poseidon hava durumu sitelerini güncellemek ile meşguldü. Bulutlar bir toplandı, bir dağıldı, güneş mi çıkıyor, hava mı kapıyor derken, ilk etabın startından hemen önce şarr diye indirdi yağmur. İlk etabın inişli ilk yarısı sabun gibi kayıyordu. Daha sezona destur demeden uçmamak için, herkes temkinli gitti. Yeni otomobiliyle henüz çok samimi olamayan Yağız, idare eder bir tempoda bitirdi ilk günü. Yeni ama biraz olsun tanıdığı otomobiliyle Orhan, ilk 5’in ve rekabetin içinde kalarak kendine güvenini arttırdı. Yine yeni ama aslında baya içli-dışlı olduğu otomobili ile Burak ise rekabetin tam merkezinde, 4’üncü idi. Günün sürprizi Fatih’ten geldi. Nuh nebi’den kalma spec Grande Punto Super2000 ile Yağız ile birlikte lider Murat’ın hemen arkasında günü bitirdi asfaltçı Fatih. Abarth’ın akrebi kuyruğu kaldırmıştı iğneyi saplamak için… Grup N’de de manzara pek farklı değildi, üç hızlı pilottan en tecrübesizi Yiğit, daha tecrübelisi Uğur ve eksper Ercan Abi’nin Mitsubishi’leri 10 saniye içinde bitirdiler. Yiğit’ten çok bekleyenler, beklediklerinden fazlasını buldular. Nasıl becerdiyse Evo 10’a 10 metre içinde alışan Yiğit, lider kapattı Grup N’i. Uğur’un bazı mekanik problemleri oldu, hızını biraz etkiledi. Ercan Kazaz’da da benzer ufak tefek sorunlar varmış. Aslında ilk üç etapta Hakkı lider gidiyordu ama günün son etabında uçtu. Bir başka felaket de, 2 çeker lideri Yıldıray’ın başına geldi. Üçüncü etapta patlattığı lastik, bütün yarışını çöpe attı Yıldıray ve Mehmet’in. Etap zamanları herkesi şaşkına çevirdi, bir Fiesta R2 ile daha ne kadar hızlı gidilebilirdi bilmiyorum.

İkinci günün sabahı kuru asfaltı bulan Fatih ile Murat, Orhan ile de Burak, toplarıyla tüfekleriyle, Allah ne verdiyse giriştiler birbirlerine. İkinci günün ilk lupu ve son lupun ilk etabı birincilik ve üçüncülük için öyle deli bir çekişme içinde geçti ki, bırakın yarışanları, izleyenler bile eminim zamanları internetten takip ederken tırnaklarını kemirmişlerdir. O hengamede, Yağız’ın oyundan düşüp yarışı bırakmasının bile modası çabuk geçti, her etapta her an her şey olabilir durumdaydı. Artık son iki etaba girilirken, her ihtimale açıktı yarış ama, 9’uncu etapta hiç kimsenin beklemediği, herkesin “yok artık” dediği garip şeyler oldu. Kazanmak için canını dişine takan iki ekip, Murat ve Onur ile, Fatih ve Güray, yarışı birbirlerine altın tepside ikram ettiler 9’uncu etapta. Önce Murat start aldı ve spin attı. Aslında Murat hata yapmadığı sürece yarışı kontrol ederek kazanabilecek durumdaydı. Ama hata işte, herkes yapıyor… Murat spini attı, yetmedi, kaybettiği zamanı toparlamak için, inanılmaz riskler aldı. Tabii ne bilsin, Fatih ile Güray’ın o sırada arayı kapatmak yerine kriko salladıklarını… İnanılmaz bir şekilde etap startına patlak lastik ile gelen Fatih, iki etap arası lastiklerin havasını kontrol etmemenin bedelini ödemek zorunda değildi aslında. Ama lastiği ZK ile start arasında değiştirmek yerine, etabın içinde değiştirmeyi seçince, yarışı çöpe attı. Ralli tanrıları eski spec akrebin kuyruğunu büyük bir beceri ile dik tutmayı başaran Fatih ve Güray’a “yürü ya kulum” demişlerdi sondan bir önceki etapta halbuki… Kader mi diyelim artık, kısmet değilmiş mi diyelim, 9’ncu etabın şifresi mi diyelim, bilemiyorum… Onlar 6’ncılığa düşerlerken, Orhan ile Burak’ın çekişmeleri de artık üçüncülük için değil, ikincilik için olmuştu. Sabah etaplarında Orhan Burak’ı yakalayıp geçmişti ama araları hala 5-6 saniye civarlarında idi. Murat son etapta birinciliğe giderken, Orhan da Ford’un dublesine yol aldı ve yerini korumayı başardı. Grup N’de de işler yine karışıktı. İkinci günün ilk lupunda olağan üstü bir atak yaptı Uğur. Yiğit ile farkı hızla kapattı ama bu kez de bozulan aktif beyni, daha fazla zorlamasına izin vermedi. Son lupta sakin ve olgunca kullandı Yiğit. Ve Grup N’i kazanmakla kalmadı, öndekilerin harala gürelesinden faydalanıp, genel klasmanda da 4’üncülüğü attı çantaya. Ercan Abi, üçüncülüğe yattı, sezon içinde kim bilir neler geçecek aklından, ne tavşanlar saklıyor şapkasının içinde. Yıldıray’dan ilk gün kurtulan Buğra, 2 çeker’i kazandı, Gençler’de de birinci oldu. Buğra bu yarış geçen seneye göre daha hızlı göründü. Yarışın son etabı çoğumuzun canına ot tıkadı, Nebil yolda kaldı, Murat kallavi bir takla attı, biz de etabı bitirdik ama stop masasının birkaç metre ötesinde motordan kaldık. Lafın kısası, yarış Ford’un yarışı oldu, duble yaptılar, takımlarda maksimum puan aldılar, Gençleri ve 2 çeker’i kazandılar.

Gerçekten hızlı ve heyecanlı bir yarış oldu Ege Rallisi. İyi otomobiller, iyi pilotlar, sıkı çekişme, uzun etaplardan oluşan iki gün… Etapları her sene farklı yönde ve farklı kombinasyonlarla vermek yerine, hep aynı formatta yapsalar, belki daha anlamlı olacak? Yıllarca bakılacak bir etap zamanları arşivi olabilir, otomobilleri, pilotları kıyaslamak için iyi bir kaynak oluşturulabilir. Organizasyon adına tek aksama, ikinci gün, yolda kalan ekipler için etaplarda yeteri kadar çekici bekletilmemesi oldu. Yolda kalanlar birkaç saat beklemek zorunda kaldılar. Tamam, daha önce defalarca çekici bekledik, herkes beklemiştir ve bu işin bir parçası bir şeyleri beklemek… Bundan şikayet etmek yersiz belki ama, Ege Rallisi’nden uçak ile geri dönüyor herkes. Birkaç saat dağ başında bekleyince, uçağınızı kaçırıyorsunuz, bunu da düşünmek lazım. Biz ucu ucuna yetiştik uçağımıza.

Geçtiğimiz hafta sonu ise TOSFED Ralli Kupası’nın ikinci ayağı koşuldu İzmit’te. Teke etabını geçtiğimiz Rally 34’e nazire yaparcasına seçilmiş nostaljik etaplarda, keyifli bir asfalt rallisi yaptık Yüksel Özgür ile. Kısa versiyonu bile olsa, tam 9 yıl aradan sonra yine asfalt Işıktepe etabında yarışmak çok güzeldi. Işıktepe’yi tava getiren Mahmut Ayverdi’ye özel teşekkürler bu noktada… Eski Toylar toprak etabı da asfaltlanıp, banketleri ıslah edilmiş, Fransa etaplarını andırdı Toylar, birkaç viraj haricinde tertemizdi yol. Organizasyon, yine Rally 34 gibi, yatılı bir formatta kurulmuştu. Emex Otel’in lobisinde, balkonunda, arka bahçesinde, her yerde keyifli muhabbetler döndü, langırt maçı bile yaptık lobinin ortasında… Aslında işleyiş anlamında, çok iyi idi organizasyon. Ulusal Kocaeli Rallisi’nden pek farkı yoktu. Daha önceki yazımda belirttiğim “TOSFED kupası takvimindeki diğer kulüpler de bu çizgiyi sürdürürlerse, bu lig, kendi başına ayakta duran, kaliteli bir ralli serisine dönüşür” düşüncemin haklı çıktığını gördüm. En az Rally 34 kadar kaliteli idi organizasyon. Bir konu dışında… Söylemek zorundayım… Tamam eskiden internet yoktu, herkes kendi hesabını kendi yapıyordu, sonuçlara ulaşmak eskiden de çok zordu vesaire… Ama artık teknoloji hizmetimizde, emsal teşkil eden yarışlar var, dahası rallisonuc.com gibi mükemmel işleyen, çok ucuza hizmet veren bir web sitesi var hazırda. Böyle imkanlar varken, yarışanlara ve yarışı uzaktan takip edenlere, canlı seyredenlere, sonuçları web üzerinden iletememek, 2014 yılı itibarı ile gerçekten trajikomik oluyor. Yarışın kalitesine yakışmadı bu. Çok şikayet alan bu konu haricinde bir-iki konu daha vardı aksayan. İlk etabın fly finish’i ile stop masası çok yakın olduğu için, hem gözetmenler, hem yarışmacılar zor anlar yaşadılar. Fly çok değil, bir 50 metre geride olsaydı, çok daha sağlıklı bir finish olabilirdi güvenlik açısından. Son normal etap, roadbook’da hiç yoktu! Kafamıza göre gittik son normal etabı. Bu kadar büyük bir hata nasıl yapılır, anlamak güç. Servis alanında iki gün boyunca sonuna kadar sesi açılmış hoparlörlerden aczimendi tarikatına ait ilahiler dinlemek zorunda kaldık ama bunun organizasyon ile bir ilgisi yoktu elbette, tarikat kermesine denk gelmişiz, yapacak bir şey yok. Şehrin orta yerinde bangır bangır ilahiler eşliğinde zeytinyağlı dolma satılan bir servis alanı, İzmit bitmiş…

Yarışın yıldızı, net olarak ve açık ara ile Tansel Karasu idi. Tamam, iyi bir otomobili var, ama 206 WRC değil nihayetinde. O otomobil ile, kendisinden çok daha tecrübeli rakiplerini geride bıraktı. İzmitli olmanın da avantajı ile tabii ki. Erkan Yanıkoğlu ve Tarık Doğançay da, pist otomobilinden çevirme araçlarıyla, oldukça iyi iş çıkardılar doğrusu. Murat Güray başkan yine kudurdu, bizi geçmiş… “Bir şanzımanım olsa, bütün yarışları kazanacağım” diyor. Bazı arkadaşların, hızlı otomobille hızlı gitmenin, yavaş otomobille hızlı gitmeye benzemediğini gördüğünü işaret etti genel klasman zamanları. Bakalım ilerleyen yarışlarda iddia ettiklerini gerçekleştirebilecekler mi…

Bu arada, uluslararası arenada, nihayet özlediğimiz milli başarı haberleri gelmeye başladı. Berkay Besler’in kartingde, Kaan Önder ile Aytaç Biter’in ise ETCC’deki başarıları ile gurur duyduk. Umarım daha da iyisine ulaşırlar, darısı ralli ekiplerimizin başlarına. Bu yıl çok önemli bir yıl olacak. Çünkü yıllar süren emek ve çalışmanın ürünü olan, Volkicar ile birlikte yegane yerli üretim yarış otomobillerimizden biri olan Avitaş Control 4, Dünya Rallikros Şampiyonası parkurlarına vuruyor nihayet. Kırkpınar’daki Başaltı pehlivanlığına denk gelen Super Car Lites sınıfında yarışacak olan Control 4’lerden birinin direksiyonunda da, genç yeteneklerimizden Yiğit Timur oturacak. Böyle bir uluslararası arenada, bir Türk otomobilinin içinde bir Türk pilotunu görmek, gurur vermez de ne hissettirir bize? Yiğit’in programı şimdilik iki yarışı içeriyor, Portekiz ve Türkiye. Ama bu sayının artma ihtimali var. Bakalım Berkay’ın, Kaan’ın, ve Aytaç’ın ardından, Yiğit de yüzümüzü güldürebilecek mi? Control 4’ün dünya sahnesindeki performansı nasıl olacak… Merakla bekliyoruz…

Avrupa Ralli Şampiyonası’nın son ayağı İrlanda Turu Rallisi’nde garip olaylara şahit olduk. Asfaltta bir iddiası olmayan Fin Esapekka Lappi, yarışı baştan sona domine etti. Craig Breen dahil, tüm İrlandalı asfalt ustalarını falakaya dizdi, “Ben asfalttan anlamam” diyen genç Fin… Acropol’de biri yolda kalan, öteki yarışı kazanan Peugeot 208 T16’lar, bu sefer tam anlamıyla çuvalladılar. İkisi de radyatör problemiyle yolda kaldılar. 205 T16, 206 WRC, 306 Maxi, 207 Super2000 gibi rakiplerinin kulaklarını oynatan otomobiller yaratan Peugeot’nun, 206 Super1600, 307 WRC gibi kötürüm prodüksiyonları da olmuştur tarihte… 208 T16 ise şimdiye dek ya podyum yaptı, ya yolda kaldı… Merakla izliyoruz kendisinin akıbetini…

Sadece bir hafta sonra, Eskişehir Rallisi’nin antrenmanlarında olacağız. Bu yıl ralli takvimi yoğun. Eskişehir’de bizi 23 km uzunluğunda yepyeni bir etap, seyirci spesyali ve gece etapları bekliyor. Gece faktörü kimlerin yüzünü güldürecek merak ediyorum. Ege Rallisi gibi yakınçekişmeli ve zor bir yarış olacağını tahmin ediyorum. Fatih bu kez son spec Grande Punto Super2000 ile giriyor. Yağız her zamankinden daha motive ve artık Mini RRC’ye alışmış durumda. Murat istim üzerinde. Orhan ve Burak daha da hızlanmak için hazırlar ve hırslılar. Bakalım Nevzat Aslan bizim için ne numaralar hazırlamış…

Hatalıysam: arasdincer@rallidergisi.com