Onur Aslan : Dört Branş, Dört Yarış

Onur Aslan

Onur Aslan
Onur Aslan
Buruk başlayacağım biraz. Tedbirsizlikler, siyasi rant dengeleri yüzünden kağıt üzerindeki denetleme başarıları ile işletilen madenlerimizde, tarihin en büyük maden kazasını yaşıyoruz.

Tüm geride kalanlara sabır, vefat edenlere Allah rahmet eylesin. Umarım dersimizi çıkarır, hayat denen bu yolda öğrendiklerimizi uygulayarak devam edebiliriz.

Ege’den bu yana bir Tosfed kupası, bir tırmanma ve bir ulusal ralli izledik. Hepsi heyecanlı, çekişmeli, insanı umutlandıran gelişmelerin yaşandığı yarışlar olarak otomobil sporları tarihimize geçti. Bu sebeple yazı biraz uzun olacak, hepsine tek tek değinmek niyet.

İlk olarak, Öğül ağabeyin geçirdiği kaza nedeniyle hatırladığımız ve spora zorunlu veda etmesine vesile olan Soğukpınar etabında gerçekleştirilen sezonun ilk tırmanma yarışı ile başlayalım.

Tırmanma için aslında katılım sayısı açısından çok da ümitli olunmayan bir sezondu. Geçtiğimiz senelerde tırmanma branşının; çok coşkulu, hocaların etapta birbirine gider yaptığı, hala Tolga Çilingir’in 2009 yılında Bozhane son çıkış FF’ten sonra “Yeter lan, daha nereye gidicez, elimden gelen budur!” nidaları ile hatırladığımız yarışları var hafızalarda..

Tırmanmanın kendine has bir raconu vardır, tek başınıza start alırsınız, etabı ezberlemek zorundasınızdır. Bu ezberin içine fren noktaları, nerede ayağınızı kaldırmayacağınız gibi bir çok parametre dahildir. Zor iştir.

Bu sezon ise kim katılacak, kayıtlar beş adetin üstüne çıkar mı diye aramızda konuşurken, İzmir tayfasının diğer branşlarda yaptığı “ender gelişen Osasuna ataklarını”, tırmanmaya yansıtması ile bir anda bu branş için takım kayıtları hasıl oldu, takımlar şampiyonası kuralı çıktı. Bir anda şenlik havasına büründü tırmanma sezonu. Merakla zamanları takip etmeye başladık biz de bilgisayar başında.

Atlantis Racing Team’in geçtiğimiz sezon sonundan hatırladığım ekibi, bu sezon daha emin adımlarla devam ediyor tırmanmaya. Çok sempatikler, Karakaş ailesi aynı kategoride birbirlerine rakipler üstelik. Kamil Karakaş’ın araç üzerindeki hakimiyeti gün geçtikçe artıyor.

Taner Şengezener ise eli çok soğuk olmasına rağmen yine Bursa’da en iyi zamanlara imza atmayı bildi. Saniyeler konuştu aslında, Şengezener’in arkasında Ayhan Germirli Clio ile çok iyi zamanlar yaptı. Ümit Ülkü ise sanırım Skoda Fabia’sını yetiştiremedi, halbuki fotoğraflarda görebildiğim o Fabia’yı dört gözle beklemekteyim şahsen. Bıçkıdere’de izleyebilme dileğiyle.

Aslında üst tarafta böyle bir çekişme varken ben Engin Apaydın’a buradan kocaman bir bravo demek istiyorum. Geçtiğimiz sene Eskişehir’den beri katılabildiği yarışlarda takip etmeye çalıştığım Engin, Palio’suyla yaptığı zamanlarla herkesi kendisine hayran bırakma aşamasına getirdi. Muhtemelen binbir zorlukla buldu sponsorlarını, aracını son dakikaya kadar hazırladı ama bunların verdiği mental yorgunluğu etaba yansıtmadı, Bursalı hocalarının izinde başarılı bir iş çıkardı. Kendisini takip etmesi için bir çok arkadaşımı uyarıyorum, bu haftasonu nasip olursa kendisini İsok Tırmanma’da çıplak gözle izleyeceğiz.

Tırmanma böyleyken Tosfed Kupası ikinci yarışı Kocaeli’deydi. Yine katılım had safhadaydı. Her kategori için birincinin kim olacağı çok meçhul bir yarışa başlıyorduk. Birinci etap hızlı ama çok öğretici, ikinci etap ise özlenen Işıktepe idi. Adil ile Ali Gülan’ın GK çekişmesini zevkle takip ettik. Tansel Karasu ile Clio doktoru Hakan Ertarman’ın kategorileri için çekişmeleri takdire şayandı. Fakat Tansel Karasu, co-pilotu “başhakemlerin kralı” Yüksel Karasu ile güzel zamanlar çıkardılar, 206 RC’nin sesi şahane idi. Erdem İlbaylı ise Rally 34’te bir gözdağı vermişti fakat burada da çok temiz gitti, sorunsuz şekilde zamanlarını yaptı. Ona da tebrikler. Kategori 3’te genel anlamda güzel bir çekişme var, ilgiyle izliyoruz efendim.

Fakat hepimiz geçtiğimiz sene Palio’su ile kendisine hayran bırakan Alper’in zamanlarını merak ediyorduk. Alper’in gözü kara, orası çok belli. Viraja kadar arabayı çok güzel getirir, ne yapacağını bilir. Arabanın içine oturduğunuz zaman çok hızlı gittiğinizi hissetmezsiniz, virajlarda arkası hiçbir zaman kaymaz, düz gider, frenaj noktası her zaman gırtlağındadır, zaman da burada çıkar. Alper de otomobil sporunun gerekliliklerini bence sonuna kadar yerine getiriyor. Serkan Okan ile çok güzel bir uyumları var. Yaklaşık 6 ay sonra oturduğu Saxo ile çok güzel gitti, etapta izleyen kim varsa Alper’in sesi hiç kesilmedi, çok güzel geçti önümüzden dediler. Umarım sezonun devamında da izleyebiliriz kendisini.

Türkiye Ralli Şampiyonası’nda ise ikinci yarışı geçtiğimiz hafta sonu Eskişehir’de idi. Yine Nevzat Aslan’ın güzel organizasyonu ile çok keyif alarak geçirdiğimiz bir hafta sonu oldu. Her gelişimizde ne güzel şehir burası diyerek ayrılıyoruz. Bunda yarışın keyifli geçmesinin etkeni büyük. Teşekkürler Nevzat Başgan.

Birçok insan antrenmanlardan sonra son etap için yorumlarda bulundu. Normal etabı biraz uzun olsa da özellikle son kısımlardaki süratli kısımlar çok zevkliydi. Gece etapları ise hem izleyen hem de yarışan için çok keyifliydi. Zifiri karanlık, gürleyerek gelen yarış otomobilleri, inişe geçen uçaklar gibi yaklaşan ışık hüzmesi, kızarmış fren diskleri. Enfes malzemeler.

Murat, çok güzel gitti, gecenin son etabında yaptığı atak hepimizi heyecanlandırdı. Fakat şanssız bir yol dışı yaşamış, kendisine geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Fatih hakkında tek söyleyebileceğim, daha üst spec bir otomobile binse neler yapar? Çok beğeniyorum sürüşünü. Cem Acar ağabeyin Fatih’e olan desteğine ise çok sevinenlerden biriyim, umarım uzun vadede devam eder. Yağız tam bir “winner” artık. Kazanmak için neler yapması gerektiğini biliyor. MINI ile uyum sürecini de atlattı ama bence hala aracının gırtlağına çökmedi.

Bir önceki yazımda da belirtmiştim. Tam bir şampiyona pilotu diye. Yarış öncesi arkadaşlarıma Burak Çukurova’nın şampiyona için gereğini yapacağını ve en faydalı sonucu onun alacağını söylemiştim. Eskişehir Rallisi sonunda Türkiye Ralli Şampiyonası’nda liderliğe yükseldi, Skoda Fabia S2000’i ile. Şampiyonada genel klasman adaylarından en tecrübelisi şu anda. Ve hiç kimse bence Ünal Tezel’le beraber oluşturdukları bu tabloyu yabana atmasın.

Tebrikler Burak Çukurova ve Ünal Tezel’e.

Murat Doğral için kimsenin bir şey söylemesine gerek yok, adamın bir klası var, herhangi bir kelime o cool duruşu bozabilir, nazar değmesin, sezonun son asfalt yarışına da katılım gösterebilse keşke, kocaman tebrikler kendisine.

Buğra, istikrarlı gidişatına devam ediyor. Ona da bir şey söylemeye gerek yok, yapması gerekenleri yapıyor. CFTT gibi arkasında kocaman bir tecrübe ve güç var.

Bu yazımda Yiğit’ten bahsetmeyeceğim diyordum ama…

Metin Ertuğrul’un görüşüne katılıyorum, Portekiz’de o kadar az kilometre ile yarı finale çıkması bile başarıydı. Ama Yiğit için bu başarı değildi, biliyoruz. Mental olarak kafası sürekli kazanmaya kurulmuş durumda. Yağız için nasıl “winner” dediysek, Championship Manager oynayanlar bilir; potansiyeli yüksek, genç yaşında sürekli 10 üzerinden 8-9 oynayan, sürekli maçın adamı seçilenler için “wonderkid” derdik. Yiğit de tam bir “wonderkid”.

Yiğit’in başarısı aslında sporumuz için nasıl bir malzeme oldu, ondan bahsetmek isterim. En son hangi sporcumuzu, dünya arenasında NTVSPOR’dan canlı olarak izlediniz? #yardirtimur etiketi ile ulaşılan kişi sayısı 2.500.000 civarlarında. Sporun doğası, tabana yayılmak için bir neden zaten. Bunu sizin push etmeniz gerekmez, Yiğit’in Portekiz haftasonu gibi yayılır gider.

Federasyonumuzun bunun üzerine gitmesi ve iletişim stratejilerini buna göre geliştirmesi gerek. Türk milleti cesareti sever, cesarette bizim sporun doğasında mevcut. Bunun farkında olan iki adam daha vardı, güçlerini birleştirdiler, böyle bir iş ortaya çıktı. Serkan Duru ve Halid Avdagiç ağabeylerimi ayrıca tebrik etmek isterim bu konuda. Vizyoner ve ileri görüşlülükleri, Türk otomobil sporlarına sunulmuş bir nimettir, değerlerini bilmek lazım.

Bu yazılık son sözüm, içimde kalır söylemesem; “Alem gidişine, yollar frenajına hasta be. #yardirtimur”