Aras Dinçer : 2017 WRC Falı ve 10.Yıl Yazısı

%s Aras Dinçer

Dünya Ralli Şampiyonası yepyeni bir dönemin eşiğinde. 2017 sezonu öncesinde, yeni kurallar, yeni fabrika takımları, transfer olan ekipler gibi pek çok iç dinamiklerinde hızlı değişimler ve reformlar yaşayan WRC’nin, ralli severlere nasıl bir “yeni ve sıcak rekabet ortamı” sunacağı merak konusu. Yeni sezonun başlamasına artık sadece haftalar kalmışken, WRC’deki değişim rüzgarlarını değerlendirmek istedim bu yazıyla… Ama önce kısa bir not geçeyim, neyin 10. yılı imiş bu başlıktaki 10. yıl???

10 yıl önce, 2006 Yeşil Bursa Rallisi yazısı ile başlamıştım rallidergisi.com’daki yazarlık macerama. Evet, 10 yıl geçmiş ilk yazının üzerinden! Her ne kadar bazen lüzumsuz diyaloglara maruz kalmak zorunda kalmış olsam dahi, sağduyulu ve haddini aşmayan her türlü olumlu-olumsuz eleştiriye kulak verdim; okuyanlar sağ olsunlar. Bu 10 yıl zarfında farklı iletişim kanallarında farklı motor sporları yazarları ortaya çıktı. Ki bu bence iyi bir şey idi, çok seslilik, araştırmacılık, gerçeklerin ortaya dökülmesi bazı insanları rahatsız etse dahi, gereklidir. Gel gelelim, koskoca 10 yıl zarfında hiçbiri uzun soluklu olamadı bu yazarların. Oysa ki, ne kadar çok sayıda nitelikli yazar olursa, yazıların kalitesi artacağı gibi, kamuoyunun bilgilenmesi de o nispette mümkün olur. Maalesef, o mecralardaki tüm yazarlar bir süre sonra işi bıraktı veya yok oldu, veya bulundukları mecralar ortadan kalktılar. Rallidergisi.com hala burada, dolayısı ile ben de hala buradayım. Umarım, bir sonraki 10 yılı size haber verdiğim yazıyı yazarken yalnız olmam, bu kelimeleri tekrar etmek zorunda kalmam…

Eveeet, gelelim WRC faslına… Hepimizin gözbebeği Dünya Ralli Şampiyonası, 2017 sezonunu açmak üzere. 19-22 Ocak tarihlerindeki düzenleneceği açıklanan ve şampiyonanın geleneksel açılış yarışı olma özelliğini senelerdir taşıyan Monte Carlo Rallisi ile başlayacak olan yeni sezon, 16-19 Kasım tarihlerinde yapılacak Avustralya Rallisi ile sona erecek. Geçtiğimiz ay FIA tarafından açıklanan 2017 WRC takvimi, 2 kar, 2 asfalt, 8 toprak, 1 de toprak-asfalt karışık olmak üzere 3 farklı zemin tipinde koşulacak toplam 13 ralliden oluşuyor. Bu rakamlar ve bilgiler, aslında ralli severler için pek de yabancı olan durumlar değil. Ancak 2017 sezonunu, yakın geçmişteki sezonlardan farklı kılması beklenen bazı değişimler söz konusu WRC’de. Ve bu değişimler ışığında belki de son 10 yılın en çekişmeli, en heyecanlı, sürprizlere en açık sezonunun 2017 olacağı yönünde tahminler yürütülüyor. Bu sezon yaşanacak değişim rüzgarlarını derleyelim, bu değişimlerden bazı ön analizler çıkaralım, neler olabileceğini, bu sezonun niye farklı ve çekişmeli geçmesinin beklendiğini madde madde anlayalım bakalım… Papatya falına başlıyoruz…

1-Yeni Kurallar:
2017’nin en önemli kural değişikliklerinden biri, özel etaba çıkış sıralama prosedürünün değiştirilmesi oldu. Dünya Şampiyonu Sebastien Ogier için iyi haber! Artık şampiyona liderine daha adil davranan bir sisteme geçiliyor. Geçen sene, rallilerin özel etap mesafelerinin ağırlıklı kısmı ilk iki günlerde geçiliyordu. Bu sezon da durum farklı değil. Ancak geçen sene rallilerin ilk iki günlerinde yola ilk çıkan ekip, şampiyona lideri oluyordu ve etaba çıkış sıralaması, pilotlar şampiyonasının mevcut sıralaması ile aynı şeklide devam ediyordu. Zeminin gevşek olduğu toprak rallilerde bu sıralama, sezonu önde götüren ekiplere dezavantaj yaratmaktaydı. Çünkü etaplardaki gevşek toprağı, yoldan geçen ilk birkaç otomobil süpürüyordu ve yarış çizgisinden uzaklaştırıyordu. Bu durum, önden start alan ekiplerin daha kaygan, arkalardan start ekiplerin ise daha iyi tutunma veren zeminlerde yarışmasına sebep oluyordu ki, bu da adalet açısından tartışmaya açık bir durum yaratmaktaydı. Bu “toprak süpürme” işinden senelerdir en büyük dezavantajı yaşayan ise Sebastien Ogier idi. Çünkü Fransız pilot, senenin ilk yarışları sonrasında pilotlar liderliğini ele geçiriyor, sonraki peş peşe toprak rallilerde ise, bu yüzden en önden start alıp, yolu süpürmek zorunda kalıyordu. Rakipler zaten yeterince zor iken, bir de onlardan daha kaygan zeminde yarışmak zorunda kalmak, son 4 yılın Dünya Şampiyonunun hem canını sıkıyordu, hem de aldığı riskleri arttırmaktaydı.

2017 sezonu öncesinde bu sıralama sistemi değiştirildi. Artık pilotlar şampiyonası sıralamasının, start sıralaması olarak baz alınması durumu, sadece yarışların ilk gününde geçerli olacak. İkinci ve üçüncü günlerde ise, şampiyona sıralamasının tersi geçerli olacak. Böylece, şampiyonada yukarıda yer alan ekiplerin kaygan zeminde yarışma handikapları da çok daha azalmış olacak. Hatta yukarıda olanlar, sadece ilk gün yol süpürecekler, yani en fazla 120 etap km’si… Fal diyor ki: Ogier’ye gün doğdu, 2 vakte kadar yarış liderliği görünüyor. 2 gün mü desem…

Bir başka kural değişikliği ise, genç pilotların yarıştığı JWRC klasmanında oldu. Daha önceki senelerde sadece Citroen DS3 R3T otomobillere açık olan JWRC’de, artık daha güçsüz ama çok daha ucuz yürütme maliyetlerine sahip Ford Fiesta R2T’ler yarışacak. FIA, DMack ve M Sport üçlü konsorsiyumunun ürünüymüş bu iş.
2017 sezonunun esas büyük olaylarından biri ise, otomobillerin teknik özelliklerini belirleyen kurallardaki değişimlerde yaşanacak: Önümüzdeki seneden itibaren yeni jenerasyon World Rally Car’ları izleyeceğiz. WRC teknik regülasyonlarındaki değişimler, sadece otomobillerin süratlerine değil, seyir zevkine ve heyecanına da zirve yaptıracak gibi görünüyor. İşte yeni nesil WRClerin detayları:

2-Yeni spesifikasyon WRC otomobilleri:
Öncelikle bu yeni teknik kurallara neden ihtiyaç duyulduğuna bakalım: 2011 yılı ile birlikte motor hacimleri 2 litreden 1.6 litreye düşürülen WRC otomobilleri, gözle görülür bir performans kaybına uğradılar. Her ne kadar motor, sürüş dinamikleri ve lastik alanlarındaki teknolojik ilerlemeler otomobilleri hızlandırmaya devam ettiyse de, motorların yetersiz güçleri ve teknolojinin getirdiği nimetler sayesinde artan yol tutuş, artık kaygan zeminlerde bile pek yan gitmeyen pilotlar ve otomobiller doğmasına yol açtı. Yan gitmeyen ralli otomobillerini seviyor muyuz peki? Hayır, sevmiyoruz… Dolayısı ile bu durum, seyir zevkini azalttı ve WRC’nin hem seyirci sayısı, hem de popülaritesinde ciddi düşüşler görüldü son senelerde.

Bu durumları gözlemleyen FIA ralli komisyonu, WRC otomobillerin daha izlemesi keyifli hale gelmeleri için, bir takım teknik regülasyonların pozitif yönde değiştirilmesine karar verdi. 2017’de WRCler daha hızlı ve daha güçlü olacaklar ve çok daha spektaküler pozlar verecekler. Nasıl mı..?

En önemli gelişim, turbo restriktöründe olacak. Turbonun ürettiği havanın motora girişini kısıtlayan bu bileziğin çapı, 33 milimetreden 36 milimetreye çıkıyor. “Ne yani, bir hava borusunun çapı 3 milimetre arttı diye, otomobiller uçacak mı?” diye soranlar için açıklama: Şu 3 günlük fani dünyada daha güçlü ralli otomobilleri de gördük elhamdülillah! Ama modern yarış motoru teknolojilerinde bu 3 milimetrelik artış, 2.5 bar basan bir turbo ile beslenen motordan en az 60 beygir daha fazla güç alınabilmesi anlamına geliyor. Ve daha fazla tork tabii ki… 60 beygiri hor görmeyin… Bir Skoda Favorit, 60 beygir ile geçiriyor hayatını.

Bir başka önemli kural değişimi ise, otomobillerin karoserlerinde olacak. Artık 55 milimetre daha geniş iz açıklığına sahip olacak yeni nesil WRC’lerde, ayrıca çok daha büyük boyutlu spoyler ve difüzörlerin kullanımı da FIA tarafından serbest bırakıldı. Daha genişleyen çamurluklara, frenleri daha iyi soğutmaya yarayan hava çıkışları yerleştirilmesine de izin verdi FIA. Bütün bunlar yetmezmiş gibi, otomobillerin toplam ağırlığı 25 kilo azaltıldı. Daha geniş, daha aerodinamik ve daha hafif yeni nesil WRC’lerin, viraj içi süratlerinde müthiş bir artış olacağı öngörülüyor. Limitler yükseldikçe, merkezkaç kuvvetinin etkileri de artacağından, otomobillerin çok daha yüksek hızlarla yan gideceklerini tahmin etmek zor değil.

Bunlara ek olarak, en son 2010 sezonunda kullanılan, aktif orta diferansiyeller de geri geldiler! Artık pilotlar, etabın içinde seyir halindeyken, orta diferansiyeldeki ön-arka güç dağılımını ayarlayabilecekler.

3-Gelenler-Gidenler: Toyota ve Citroen’in geri dönüşü, Volkswagen’in vedası…

Yaşı 35 ve üzerindeki her ralli sever, Dünya Ralli Şampiyonası’nda yedi-sekiz farklı markanın 30’a yakın fabrika aracı ile yarıştığı Grup A dönemini iyi hatırlar. Çünkü ralli etaplarında çok sayıda ve çeşitli otomobiller görülüyordu ve bu çeşitlilik, ralli sporunu hem daha popüler, hem de daha keyifli kılıyordu. Son yıllarda bir elin parmaklarını geçmeyen sayıdaki fabrika takımları ile, WRC’nin o eski günleri çok aranır olmuştu. 2017 yılından itibaren Dünyanın en büyük üreticilerinden ve WRC’nin eski gediklilerinden iki markanın geri dönüşleri, hem moralleri yükseltti, hem de etaplara büyük heyecan getirdi.

Şu an 9 markalar, 8 de pilotlar şampiyonluğu ile, Lancia ile birlikte ralli tarihinin en başarılı iki markasından biri konumunda olan Citroen, yeni lanse ettiği C3’ün WRC versiyonu ile 2017 Dünya Ralli Şampiyonası’nda yer alacağını yaklaşık 1 sene önce duyurmuştu. 1 sene süren test döneminden sonra, C3 WRC’yi etaplara hazır eden Citroen Racing, bütün gücüyle geri dönmek için sabırsızlanıyor! Fransızlar işlerini bilirler malum… C3’ün de, mirasçısı olduğu Xsara, C4 ve DS3 modelleri gibi başarılı olmasına kesin gözüyle bakılıyor. Takım Direktörü Yves Matton, gençliğin dinamizmi ile, tecrübenin karışımından oluşan bir pilot kadrosu kurdu. Eğer bu aşı tutarsa, C3 WRC’nin başarıya ulaşmaması için hiçbir sebep görünmüyor.

Ve Toyota… Dile kolay, tam 18 yıl sonra 2017’de WRC’ye dönüyor Japon otomotiv devi. Microsoft gibi dev bir sponsoru da ralli sporuna çekmeyi başararak etaplara geri dönen Toyota, kendi içindeki bir ralli geleneğini yıkarak giriyor kapalı parka: Artık TTE (Toyota Team Europe) yok! WRC’yi terk ettiği 1999 yılına dek, yaklaşık 20 yıl boyunca fabrika otomobillerini Almanya merkezli TTE operasyonu ile yarıştırmıştı Toyota. Yıllar sonra geri dönüşlerinde bu defa daha farklı bir yol izliyorlar: Kendi bünyesindeki TTE yerine, efsane Fin pilot Tommi Makinen’in kurup yönettiği bir ekibe teslim edildi Toyota’nın yeni ralli kariyeri. Ekibin mühendislik kadrosunda, her ülkeden WRC’nin tanıdık mühendis yüzleri var, ama yönetim kadrosu neredeyse tamamen Fin. Tabii takımın garajı da Finlandiya’da oldu bu durumda. Yarış otomobili olarak, güncel Toyota Yaris seçilirken, pilot seçimleri de, tıpkı takımın idari kadrosunda olduğu gibi Finlerden seçildi. Yani otomobil Japon, ama etraftaki herkes Fin nüfus kağıdı taşıyor Toyota Gazoo Racing’de!

Toyota ve Citroen’in yeni oyuncaklarını getirip, oyuna dahil olmalarının ardından, 2017 sezonunun 5 takım ile koşulması bekleniyordu. Ama geçtiğimiz ay, Volkswagen’den şok bir açıklama geldi. Dieselgate skandalından doğan müthiş tazminat ve zarar bedelleri, Alman otomotiv devinin bünyesindeki pek çok markanın motor sporlarından çekilmesine sebep oldu. Bu kadar büyük bedellerdeki ceza ve tazminatları karşılamakta zorlanacağı aşikar olan VW grubu, düştüğü bu durumun faturasını maalesef yüksek maliyet kalemlerinden biri olan motor sporlarına kesti. Audi’yi Le Mans’dan çeken Volkswagen, kendi markasının ise WRC’den çekilme kararını aldı. Böylece, sadece çevreye karşı değil, spora ve sporcuya da saygısız olduklarını göstermiş oldular. Çünkü, ellerindeki 3 pilot, 3 kopilot ve onlarca kişilik takım kadrosu, en az 3 sezon daha çalışacaklarını umarken, yeni sezonun başlamasına 2 ay kala işsiz kaldıklarını öğrendiler!

Dünya Ralli Şampiyonası’nda bulunduğu 4 sezon süresince, toplam 52 WRC yarışında start alan Volkswagen Polo R WRC’ler, bu 52 yarışın 43’ünü kazanmayı başararak, %82 gibi müthiş bir kazanma oranı tutturdular. Bu 4 yıla, 4 pilotlar, 4 kopilotlar ve 4 de markalar şampiyonluğu sığdırmayı başarmıştı Volkswagen Motorsport. Bu açıdan saygıyı hak ediyorlar. Ama yumurta kapıya gelince “ben oynamıyorum” demek, hem etik açıdan doğru olmadı, hem de kendi sahtekarlıklarının bedelini spora ödetmek anlamına geliyor. Almanların ani vedası, WRC’deki pilot piyasasını da karıştırdı! İşte Volkswagen’in gidişi ve Citroen ile Toyota’nın geri dönüşleri sonrası, pilot piyasasının durumu:

4-Pilot transferleri: Kaos!
İşte 2017 WRC sezonunun çok eğlenceli geçmesi için gereken sebeplerden belki de en önemlisi, insan faktörü!

Volkswagen gitti, Citroen ve Toyota geldi. Giden gider, gelen gelir, hayat devam ediyor. Ancak bunun bir de, insan kaynakları boyutu var… Malum, otomobiller, içlerinde birileri olmadan kendi başlarına yarışamazlar… Gelen ve giden markalar bu kadar çok olunca, bazı ekipler hiç tahmin edilmeyen şekilde kendilerine birer fabrika otomobili bulurken, bazıları da açıkta kaldı… Bazıları ise, yıllardır alışkın oldukları otomobillerinden inip, başka otomobiller ile yarışmak zorunda kalacak.

Bunların başında son 4 yılın dünya Şampiyonu Seb Ogier geliyor. Tüm şampiyonluklarını Volkswagen takımı ile kazanan Ogier, Almanların tası tarağı toplayıp kaçmalarının ardından, takım arayışına girmişti. Toyota ve M Sport ile testlere katılan Ogier, M Sport’ta karar kıldı. Bu kararı vermesi manidar oldu aslında. Çünkü neredeyse dünyadaki tüm ralli severler hep şunu demez miydi?: “En iyi otomobil ile şampiyon oluyor. Bir de en zayıf otomobil ile görsek ya şu şampiyonu?!” Hadi bakalım… Ford Fiesta RS WRC, bugüne dek hiçbir zaman en iyi otomobil olmadı. Yeni Fiesta kelek mi, kaymak mı çıkar bilmiyoruz ama, artık otomobil avantajı kalmadı Ogier’nin. Umarım daha çekişmeli ve eğlenceli yarışlar izleyebiliriz artık! Esasında bu sezon M Sport için herkes ve herşey yeni… Yenilenen Ford Fiesta, henüz bayii vitrinlerindeki yerini almadan, M Sport yeni Fiesta’yı dünyaya lanse etmiş oldu ve yeni nesil Fiesta RS WRC’sini, yeni nesil Fiesta’nın üzerine inşa etti. Yani sadece kural değişikliklerine değil, yepyeni bir otomobile ve yeni bir lider pilota da alışmak zorunda M Sport ekibi. Takımın ikinci pilotu da değişti. Daha önce 2 kere M Sport’un resmi pilotu olan, ama her defasında koltuğunu kaybeden Estonyalı Ott Tanak, üçüncü kez M Sport resmi pilotu olarak atandı. Bu durumda, takımın geçen seneki pilotları Mads Ostberg ve Eric Camilli işsiz kaldılar!

Ogier’den bahsetmişken, Volkswagen’in diğer pilotları ne yaptı peki? Vukuatlarıyla tanınan Jari Matti Latvala, vatandaşı Tommi Makinen’in daveti ile, Toyota Gazoo Racing’in lider pilotu oldu. Bu da önemli bir transfer. Toyota’nın ikinci pilotu ise, Yaris WRC’nin tüm gelişim testlerinde bizzat bulunan, eski Avrupa Şampiyonu Juho Hanninen. Tecrübeli Fin pilot da, Tommi Makinen’in yakın dostudur zaten… Ve O’nun davetini kabul ederek, takımın tüm kadrosunun Finlerden oluşmasını sağlamış oldu Hanninen. Sezona 2 otomobil ile başlayacak Toyota. İlerleyen yarışlarda bu sayının 3’e yükselmesi beklenirken, test sürücüsü sıfatıyla Skoda’dan transfer edilen bir başka Fin pilot Esapekka Lappi’nin bu üçüncü otomobili kullanacağı tahmin ediliyor.

Volkswagen’in hızlı ve yakışıklı üçüncü pilotu Andreas Mikkelsen ise, şimdilik bir WRC takımı bulabilmiş değil ve Norveçli sürücü, bu sene parkurlardan uzak kalmamak için takım arayışlarını sürdürüyor.

Gelelim Citroen Racing’e… Takımın birinci pilotu uzun zamandır belli. Takım Direktörü Yves Matton ile uzun yıllara dayanan ahbap-çavuş ilişkisini iyi değerlendiren Kris Meeke, DS3 WRC ile kendisine verilen şansları genelde iyi kullandı ve 2017 sezonu için takımın birinci pilotu olmayı başardı. İrlandalı pilot, takımın tecrübeli yüzü. Diğer otomobilleri ise gençlere emanet ediyor Yves Matton. Sezona iki otomobil ile başlayacak Citroen, ve bu sayı 3’e çıkana dek, ikinci otomobili İrlandalı Craig Breen ile Fransız Stefan Lefebvre paylaşacaklar. Hangisi C3’e binerse, diğeri o yarışa DS3 WRC ile katılacak. (Amortiye bak: DS3 WRC! Ne hayatlar var…) Üçüncü C3 WRC devreye girdiğinde ise, üçü beraber yarışacak. Takımın ana sponsoru Abu Dhabi Racing’in pilotu Khalid Bin Qassimi da bir başka C3 WRC ile birkaç yarışa girecek.

2017 öncesi Pilot-Kopilot kadrosunu değiştirmeyen tek takım ise Hyundai oldu. Koreli üretici’nin tecrübeli Fransız Takım Direktörü Michel Nandan, Belçikalı Thierry Neuville liderliğindeki ekipte, İspanyol Dani Sordo ve Yeni Zellandalı Haydon Paddon ile devam kararı aldı. Hyundai takımında her milletten eleman var maaşallah. Aslında Hyundai de otomobil değiştirdi ama gözlerden kaçtı bu değişim: Dayınızın kullandığı 5 kapılı i20 yerine, markanın performans yüzü olan i20 Coupe girdi devreye.

5-Özel katılımcılar için yeni bir hedef: WRC Throphy

FIA, 2017 sezonundan itibaren yeni nesil WRC’lerin özel katılımcılar tarafından kullanılmasını yasakladı. Yeni jenerasyon araçlar, sadece üretici lisansına sahip fabrika takımlarının pilotları tarafından kullanılabilecekler ve ferdi katılımcılar bu araçlarla yarışamayacak. “Peki zengin çocuklar ve sponsoru olan pilotlar ne yapacak?” diye merak edenler, yeni WRC Throphy’ye göz atabilirler. 2011 ile 2016 spesifikasyonlarındaki tüm 1.6 motorlu eski tip WRC otomobillere açık olacak bu şampiyona, elinde eski versiyon WRC otomobil bulunduran pilotlar ve takımlar için yaratıldı. Her pilot, 2017 takvimindeki 13 yarıştan 7’sini seçip girebilecek ve en iyi skor yaptığı 6 yarışın puanlarını saydırabilecek.

İşte 2017 WRC sezonunun yenilikleri ve falı böyle çıkıyor. Her şey beklendiği gibi olursa, bizi keyifli ve çekişmeli bir sezon bekliyor demektir. Umarım yanılmam, çünkü şampiyonun belli olduğu WRC sezonlarından artık hepimiz bıktık usandık…

Hatalıysam: arasdincer@rallidergisi.com