Aras Dinçer: Mudarlı’dan Manzaralar

Kategori : Aras Dinçer

Sezonun şimdiye kadarki en keyifli rallisini geride bıraktık. En keyifli dedim, çünkü Ege Rallisi ilk yarıştı, klasik ilk yarış stresi, yeni araba ile yarışanlarda arabaya alışma stresi, eksikler, gedikler derken, herkes diken üstünde yarıştı. İkinci yarış Boğaziçi Rallisi’nin ise, diğer yarışlardan daha uzun ve zor olduğu için, farklı bir gerginliği vardı. Oysa İstanbul Rallisi’nde mini bir Boğaziçi Rallisi yaptık; daha kısa parkur ve herkesin bildiği etaplar olduğu için, herkes daha bir rahattı. Etaplar da çok keyifli olunca, 1.5 günlük yarışa doyamadık. Lakin…

İSOK, malum, “bizlerin klübü”. “Bizler” kimiz, İstanbul’lu olup, yarışan, yarıştıran, organize eden, yöneten, ama kulübün yolunu bilmeyenler değil, spora ve kulübe gönül verenler… Dolayısı ile, yarışın neresinde olursak olalım, aslında tüm İSOK camiasına ait bu yarış. Onun için, yine iğneyi kendimize batırmamız lazım diye düşünüyorum. Ne de olsa, her tartışmada, her kıyaslamada, İSOK referans alınıyor artık…

Doğru yapılan işlere baktığımızda, öncelikle Via Port desteğinin alınması, lojistik olarak büyük rahatlık oluyor herkes için. Organizasyon komitesinde görev yapanların tecrübeleri ortada, kendi işlerini hiç aksatmadan yaptılar. Yarışın sonuna uzun metrajlı bir mahalli ralli eklenmesi de, çok olumlu bir uygulama oldu. Her ne kadar, bu fikrin sahibi Murat Güray, diğer amatörler tarafından yine Nasreddin Hoca gibi yalnız bırakıldıysa da, en azından kulüp, üzerine düşeni yapmış oldu. Artık kimse “girecek ralli yok” diye mızmızlanmasın. Çok sayıda kaza olmasına rağmen, yarışın akışı fazla sekteye uğratılmadı, yarış merkezi idareyi elden bırakmadı. Ta ki, son özel etaba kadar. Son özel etabın startında olanlar ise, “Allahtan” diyorum, yarışın ve Türkiye Ralli Şampiyonası’nın kaderini etkilemedi, çünkü çok kritik hatalar yapıldı. Mustafa Söylemez’in kazasından sonra, son etabın ZK’sından içeri sadece 6 araba girebildi: Yağız-Bahadır, Murat-Onur, Burak-Ünal, Uğur-Fatih, Burcu-Çiçek ve biz. Ulupelit’in startı durdurulduğu için diğerleri 1 saat sonra gelebildiler Mudarlı’ya. Bu bir saat içinde biz 6 ekip, Mudarlı’nın startında bekledik ki, ralli merkezinden etabın iptal kararı çıksın. Çünkü hem 00, hem de 0 çoktan gitmişlerdi. Hepimiz telsizlere kulak verdiğimiz sırada, tuhaf bir karar geldi: “Oraya 00’ı yolluyoruz, ama 0 olarak çıkacak etaba, çünkü gerçek 0 yarışı bitirdi” Neden gerçek 0’ın da, 00 ile birlikte geri yollanmadığını anlayamamış olmamız şöyle dursun, önden start alacak olan 3 adet Super 2000’i daha büyük bir sorun bekliyordu: Hemen önlerinden çıkacak olan öncü, Halid’in cehennemden kaçış temposunda kullandığı “İdari Kontrol” değil, artık bir Ford Ka idi. Doğal olarak hepimiz orada itiraz ettik: 21 km etapta, 280 beygir, 4 çeker Super 2000’lerin önüne, 80 beygirlik garip Ka’yı öncü koyarsanız, önce Yağız, sonra Burak hatta belki Murat, etap içinde Ka’yı kolayca yakalayacaktı. Uzun süre de tozunda gideceklerdi. Ya o sırada, Türkiye Şampiyonluğu’na giden bu 3 ekipten biri, o toza girip kaza yapsalardı? Bunun sorumluluk kimin olacaktı acaba? Kaza olduktan sonra, böyle bir sorumluluğu kim alabilir ki zaten? Olan olmuş, çaylar içilmiş, giden puanı kim geri getirebilirdi? Biz bu durumu gözetmenlere ve etap sorumlusuna anlatmaya çalıştık, Onlar da iyi niyetle uğraştılar ralli merkeziyle bağlantı kurmak için, yetmedi, spor komiserlerini, yarış merkezindekileri aradık, durumu anlattık. Bize “10 değil, 15 dakika önce çıksın Ford Ka yola…” şeklinde bir çözüm sunuldu. Tek öncü ile, üstelik ilk arabadan 5 değil, 10 değil, 15 dakika önce, içinde irili ufaklı 50’ye yakın sapak olan 21 km’lik etabın startı nasıl gönül rahatlığıyla verilir diye haklı olarak isyan etti Bahadır. Bu sefer, ralli merkezinden başka bir talimat geldi, etap sorumlusu da ikinci öncü olarak tayin edildi ve Ka’dan önce yola çıktı. Biz mecburen startı beklerken bu sefer telsizden etap sorumlusunun kaza yaptığı haberi geldi, eninde sonunda öyle yapıldı, böyle edildi, etabın sonuna kadar öncü gittiğinden bile emin olamadan, paşa paşa start aldık bizler. Yarışı podyumda bitiren 3 araba, en önden start alıyordu, ya etaba bir araç girseydi ne olacaktı? Bu etabın startının verilmesi, bırakın yarışın kaderini etkilemeyi, hepimizin güvenliğini tehlikeye atmaktan başka bir şey değildi. (Bu arada Mudarlı’da beklerken, susuzluktan ölmememiz için, köyden torbalar dolusu soğuk su ve meşrubet getiren Alpaslan (Çukurova) Abi’ye de kendim ve yarışmacı arkadaşlarım adına teşekkür ederim.)

Ballıca etabının son kırıcı kısmının neden parkurdan çıkarılmadığını da anlayamadık. Parkur TOSFED’in onayına sunulduğunda belki bu yol bu durumda değildi. Ama yol bu hale geldikten sonra, eminim bir çözüm bulunup, bu iğrenç 6 km’yi geçmemiz engellenebilirdi diye düşünüyorum. Boğaziçi Rallisi’nden sonra yapılan tamirat bir işe yaramadığı gibi, önceki yarıştan sonra, bir de bu yarış, üstelik ters istikamette geçilince, zemin üzerinde bırakın hızlı gitmeyi, normal otomobil kullanmak bile olanaksız hale gelmişti.

Bu iki mevzu dışında, yarışla ilgili en ufak bir eleştiri konusu yok gibi görünüyor. Emeği geçen herkese teşekkürler ve tebrikler.

Yarışın mücadele tarafına gelirsek, herkes geçtiğimiz hafta sonunun en iyilerinin Hakkı Ağaoğlu ve Ford pilotları olduğunda hem fikirdir sanırım. Yağız ve Bahadır, tüm yarışı baştan sona kontrol altında götürdüler ve tempoyu belirlediler. Takımın ikinci ekibi konumundaki Murat ve Onur ise, bazı etaplarda konumlarını aşarak, ciddi potansiyele sahip olduklarını artık ispatladılar. Bundan sonra Murat için çıtayı düşürmek, bir seçenek olmamalı, çünkü iyi bir ritim yakaladı Fiesta Super 2000 ile. Orhan, yeni copilotu Burçin ile tam uyum sağlamış gibi görünüyor. Fiesta R2’leriyle yarışa çok hızlı başladılar ve ilk gün Fatih ile Bilge’yi arkalarında tutmayı başardılar. Ancak Fatih, yarışın sonlarına doğru inanılmaz bir atak yaptı ve hepimizi gafil avlayarak yarışı 5. bitirdi. Bildiğimiz Fatih geri dönüyor sanırım. Boğaziçi Rallisi’nin kırık ayağı ile tamamlayan Emre, bu yarışta da R2’nin direksiyonundaydı. Fakat yaşadığı büyük kazanın tutukluğunu hala üzerinden atamamış gibi ve elbette kolay değil bu durumda etaba çıkıp gazlamak. Bu yarış Orhan’ın biraz gerisinde kalsa da, çok iyi bildiği Kocaeli etaplarında daha hızlı olacaktır Emre. Hakkı için ayrı bir parantez açmak lazım. Off-Road ile ralli ne kadar farklı olsa da, Hakkı’daki sürat potansiyelini daha iyi gördük bu yarış. Sürat olarak ralliye iyi adapte olmuş ancak, stratejik tecrübe açısından biraz daha zamana ihtiyacı var gibi görünüyor. Grup N bir otomobili (Evo 9 dahi olsa, yine de bu otomobil bir Grup N) bu kadar zorlayınca, bir şeylerin kopup, kırılması çok doğal. Ercan Abi bu yarış normal temposundan daha hızlı gibi göründü. Kırılan şanzımanın katili bu tempo muydu bilmiyorum ama, özellikle yediği cezadan sonra daha da dibini çıkardı Evo 10’un. Grup N’i kazanan Uğur ve Fatih, önce Yeşil Evo 10’u kovalamaya çalıştılar. Ercan abi gazlayıp gidince, tempo düşürdü Uğur, sonra da şanzıman piyangosundan büyük ikramiye çıktı. Biz de Menderes ile amortiyi kaptık, 2. olduk Grup N’de. Aslında Hakkı, Mustafa ve Mendo arasında sıkı bir Grup N poydum mücadelesi geçti bu yarış. Kendi aramızda sürekli yakın pozisyondayken, Hakkı’nın rotu koptu, Mustafa ile Cem Abi ise Ulupelit’de takla attılar. Kaza yapan biz de olabilirdik çünkü sadece birkaç saniye vardı aramızda, hatta iki yerde direkten döndük diyebilirim. Mustafa kaldıktan sonra biz yine de tempoyu düşürmedik çünkü geri dönen Ercan Abi’den kaçmamız gerekiyordu Grup N 2’nciliği için. Ama Ercan Abi’den kaçarken, Fatih’e yakalandık, 0.8 saniye ile 5’inciliği kaptı Fatih bileğinin hakkıyla. Bizim tesellimiz de Ercan Abi’nin önünde bitirmek oldu. Yarışta diğer dikkat çekenler, sınıf 8 şampiyonluğuna giden Tezcan ile, kaza yaptığı yere kadar iyi zamanlar yapan Serhan idi. Tezcan artık belirli bir tecrübeye yaklaştı ve hız ile kontrol arasındaki dengeyi bulabilir duruma geldi. Serhan ve Buğra gibi ham hıza sahip pilotların ise tek ihtiyacı, yeterli tecrübeye sahip olana kadar onların tempolarını doğru ayarlayabilecek birer copilot. Çünkü sürekli çok yüksek tempoda gidince ya Gr.N otomobil buna dayanamıyor veya kaza oluyor. Zaten takım direktörleri Adil de pilotlarına sürekli bunları anlatmaya çalışıyor yarışlar sırasında. Taze Evo 9 pilotları Burak Büyükpınar ve Hakan Kargın’da da silkelenmeler var, zamanları yavaş yavaş yukarıya yaklaşıyor. Berkay Şavkay’ın yer yer iyi zamanları var ve Evo 3 ile yarıştığı düşünülürse, çok daha iyi araçlara yakın zamanlar yapabiliyor. Fakat istikrarsız, ya otomobilde bir sorun oluyor, ya da ceza yiyor ve gerilere düşüyor her defasında. Bu yarış klasmanda umduğunu bulamayanlar sanırım Burcu, Ünal, yavaş kalan ve sonra dingil problemi ile kalan Ferhat ve spin atarak çok fazla zaman kaybeden Burak oldular. Yaşanan pek çok kazadan, biri hariç ciddi bir zayiat çıkmadı neyse ki. Sevgili Cengiz Abi’miz de başarılı bir operasyon geçirmiş omurundan. Kısa zamanda aramıza döner umarım.

Bu arada Volkicar’dan sonra, bir başka yerli imalat yarış otomobili daha, bu yarışta hayata geçti. Halid ve Özhan, kendileri yarattıkları Control 1’e ilk resmi yarışını yaptırdılar. Control 1 alnının akıyla çıktı ilk sınavından, hatta artık resmi bir lakabı bile var: İdari Kontrol

Yarıştan sonra bazı kesimler yine “Ona niye kupa verilmedi, buna niye kupa konmadı” gibi manasız söylemlerde bulunmuşlar. Bu spora harcadıkları paranın beşte biri ile, eşantiyon imalatçılarından en az 30 tane kupa almak varken, neden inatla ralliden gelecek kupaları bekliyorlar, anlamak zor… Türkiye’de dağıtılan kupa sayısı zaten normalden fazla, o kupalara verilen paralarla çok daha faydalı işler yapabilir kulüpler. Yurtdışı yarışların yönetmeliklerini bir zahmet okursak, ne kadar az kupa dağıtıldığını daha iyi göreceğiz.

Bundan sonra Türkiye Ralli Şampiyonası’nda ne olur… Yağız aldı başını gidiyor gibi görünüyor. Burak, İstanbul dışı yarışlarda daha hızlı olmanın yollarını bulmaya çalışacaktır artık. Hem Yağız’ın hem de Burak’ın yanlarında iki tecrübeli copilot ve altlarında denk iki otomobil var. İki zorlu toprak rallisi daha yapılacak. Ardından bilinmez nitelikte bir Eskişehir ve muhtemelen çok hızlı etaplarda koşulacak bir Yeşil Bursa yaşayacağız. Bu iki Asfalt yarışta Burak daha iddialı olacaktır. Puan tablosundaki ilk üç pilotun en kötü puanları silindiğinde, ortaya hala çok yakın puanlar çıkıyor, henüz kimse bir şey kazanmış ya da kaybetmiş değil. Ama bundan sonra ilk hata yapan, muhtemelen şampiyonluğu kaybedecek. Buna bir de Mardin faktörünü ekleyebiliriz ki bence şampiyonluğun düğümü Mardin’de çözülecektir. Bu arada kimse “Murat Bostancı Türkiye Şampiyonu olamaz” diyebilir mi? Bu bir mekanik spor ise, ve Murat’ın şimdiye kadar ortaya koyduğu etap zamanlarına bakarsak, şu an en az Burak kadar Murat’ın da şansı var gibi görünüyor. Bu yarıştaki şanzıman arızası, Ercan Abi’nin kafasında oynadığı şampiyonluk satrancını iyice zora soktu.

Bu yıl Temmuz çok hareketli, bu ayın menüsünde üç önemli yarış daha var. Önce ANOK’un çok iddialı hazırlandığı ve her zaman bol muhabbetli geçen Abant Tırmanma’sını, ardından Sakarya’da Türkiye Otokros Şampiyonası’ndaki Kategori 1-2 ve 4 kapışmalarını ve son olarak Kocaeli Rallisi’ni yaşayacağız. Çeşme’ye yolu düşenler içinse, V1 Challenge Çeşme ayağı var.

Hatalıysam: arasdincer@rallidergisi.com

Tags:

Bir Cevap Yazın

Son Haberleri :

Yukarı Git
%d blogcu bunu beğendi: