Motor Sporları ve Otomotiv Haberleri

Category archive

Çağlar Süren

Çağlar Süren : 2016 FIA World RX Portekiz’de Start Alıyor

Gün saymaktan yorulduk ama ilk yarışla birlikte bütün bu hasrete değecek. 2016 FIA Dünya Rallikros Şampiyonası bu hafta sonu sezonu açıyor. İlk iki yılında olduğu gibi yine Portekiz’in kuzeyinde yer alan Montalegre kasabası, bu müthiş açılışa ev sahipliği yapıyor. Piste varan ekiplerin bugünlerde paylaştığı son fotoğraflar ise gözlerimizi fal taşı gibi açıyor, çünkü tüm pist karla kaplı halde. Her ne kadar hafta sonu 14-15 derecelere çıkacak sıcaklıkla eriyeceğini düşündüğüm kar ve beyaz görüntü ortadan kalkacak olsa da, yerini yağmur ve geçen sene canımıza okuyan çamura bırakacak. 3 Kıtada, 11 ülkede toplam 12 yarışlık bir maraton var önümüzde ve sezon öncesi genel duruma bir göz atmakta fayda var.

rxsnow
Credit: World RX

İki yıl üst üste şampiyon olarak efsanesini perçinleyen Petter “Mr. Hollywood” Solberg yine DS3RX’in direksiyonunda olacak. Daha önce kullandığı ve şampiyon olduğu otomobillerini satışa çıkarınca dedikodular da alıp yürümüştü ancak hiçbirisi doğru çıkmadı. Şampiyon bu branşta üçüncü, kariyerinde dördüncü dünya şampiyonluğu için marşa basacak. Hep söylerim, Petter’in Rallikros’ta olması bizim için büyük şans; bu kadar spektaküler bir tarza sahip olup üstüne de şampiyon olmak herkesin harcı değil. Bize de keyfini sürmek kalıyor.

IMG_7154

Ancak bu sene işler biraz daha zorlaşacak gibi görünüyor. Cebinde 9 Dünya Ralli Şampiyonluğu bulunan  ve kırılmadık rekor bırakmamış Fransız efsanesi Sebsatian Loeb de rallikros ailesine dahil oldu. Peugeot Hansen takımının 208 WRX’i ile yarışacak olan Seb, daha şimdiden favoriler arasında. Hemen belirtmekte fayda var, Seb için de işler o kadar kolay olmayacak. Hem takım arkadaşı Timmy  Hansen, -ki  kendisi geçtiğimiz sene son yarışa kadar Solberg’e karşı şampiyonluk şansını zorladı- hem de diğer müdavimler, bu işin o kadar kolay olmadığını defalarca ispatladılar.

İnternet üzerinden yayınladığı Gymkanalarla, Kardashian’lar kadar takipçiye sahip tek isim olan Ken Block, bu sene FIA WorldRX yapma kararı aldı. Amerika’daki Global Rallycross Championship (GRC)’de geçirdiği sezonların ardından Dünya Şampiyonası’na dönmesi elbette kendi kararı değildi. Anlaşmaya vardığı FORD, bu yönde tercihini bildirince, zavallı Ken o şaşalı Amerika Şampiyonasından kopmak zorunda kaldı. Çünkü o da biliyor ki burada işi çok ama çok zor. Bence bir pazarlama dehası olan ancak bundan daha öte bir kimliği hak etmeyen Ken, umarım bir kaç takla ve yoldan çıkmayla seyircileri coşturabilir. Bundan fazlasını beklemek zaten hayalcilik olur.

Bu noktada OlsbergsMSE takımına değinmeden olmaz. Bir kaç yerde duyduğum ve okuduğum, aslında hiçbir temeli olmadan sadece dedikodulara dayalı bir yanlışı düzeltmekte fayda var. Ford ile OMSE arasındaki anlaşma öyle bir günde sona ermedi. Bunun sinyallerini 2014 sezonunda vermeye başlamıştı, ki o sezonda OMSE Dünya Takımlar Şampiyonu oldu. Yine de Ford’un verdiği sözleri yerine getirmemesi, Fiesta yerine Focus’ta ısrarcı olması, OMSE’nin patronu Andreas Eriksson’u canından bezdirmiş olacak ki, sözleşmeyi 2016 sezonu için yenilemedi. Yani söylentilerin aksine, anlaşmayı bitiren Ford değil Andreas oldu. Hatta Ken Block ile masaya oturan Ford’un tekrar Andreas’a dönüp etme eyleme gel devam edelim dediğini ben bizzat biliyorum. Bu dönemde Toyota ve Hyundai Andreas’ın peşinden çok koştu ancak o, özellikle Amerika pazarında güçlü olduğu için Honda ile uzun dönemli bir anlaşma yaptı. Yeni Honda Civic bu yıl GRC’de yarışacak. Takip eden yıllarda WorldRX’te de izleyebileceğiz. Belirtmeden edemem, bu yeni Honda Civic Supercar’ın tüm gövde panelleri, kapıları hatta özel tasarımlı spoileri Avitaş Motorsport ekibi tarafından İstanbul’da tasarlandı  ve üretiliyor. Ne kadar gurur duysak az.

IMG_6473

OMSE bu sene Dünya Şampiyonasında Fiesta Supercar ile yoluna devam ediyor. Bunun bir kaç sebebi var ancak en başında geleni sporcu yetiştirmek. Honda Civic hazır olana kadar Amerika’da yarışırken, bu tarafta da onları kullanacak pilotların yetişmesini hedefliyorlar. RX Lites 2014 Şampiyonu Kevin Eriksson ve Fin Niclas Grönholm Fiesta’ların direksiyonunda olacak. Evet, soyadı doğru, efsane Ralli Şampiyonlarından Marcus Grönholm’un oğlu. Zaten Marcus da bu sene OMSE takımının World RX operasyonunun başına geçiyor. Hatta söylentiye göre, Niclas Finlandiya’da bu sezon bitmeden  askere gitmek zorunda kalabilirmiş, bu durumda da Fiesta’lardan birisini Marcus kullanacakmış. Ey Yüce Rabbim, bu günleri göreceksin deseler arkamı döner giderdim. Düşünsenize final yarışı ve start çizgisinde Solberg, Loeb, Grönholm var.  1997 Avrupa Ralli Şampiyonu Krzystof Holowczyc de Supercar ile yarışıyor bu sene, hadi onu da ekleyelim. Gigi Galli henüz  açıklamasa da geçen sene İtalya’da ortaya çıkardığı bir Kia Supercar var garajında. Neden olmasın? Saydıkça bu final grubu şimdiden efsane olmaya doğru ilerliyor. Bunlar hep hayal tabi ama hiç bu kadar gerçeğe yakın olmamıştı.

İşin doğrusu, bu sene her bir ayağın, hem yarı finalleri hem de final yarışları başlı başına efsane olmaya aday. Sanırım yıllarca konuşacağımız bir sezon tam da bu hafta sonu Portekiz’de başlıyor.

IMG_7213

RX Lites bu sene Portekiz’le değil Hockenheim yarışı ile sezonu açıyor olacak. Onu ayrıca yazacağım. Daha şimdiden tam sezon katılımını beyan eden pilotlar ve takımlar listesi, RX Lites 2016 sezonunun da oldukça şenlikli geçeceğini gösteriyor. Ama önce Portekiz! 2014 ve 2015 RX Lites Şampiyonları artık Supercar pilotu oldu ve göğsümüzü kabartmaya devam edecekler. Kevin Eriksson ve Kevin Hansen, bu hafta sonu ilk kez Supercar ile hem birbirleriyle hem de o yere göğe sığmayan efsanelerle yarışacaklar. Hiç belli olmaz. Ödül olarak kazandıkları Arjantin yarışlarında her ikisi de finale kadar yükselirken, Eriksson Supercar ile daha ilk yarışında podyuma çıkmayı başarmıştı. Portekiz’de de sürpriz yapabilirler. Gerçi o kadar ağır çamur zeminde, yağmur altında ve hatta soğukta sezon için bir öngörüde bulunmak zor ama, Rallikros’un da en zevkli tarafı bu: her an her şey olabilir, favoriler dökülebilir ve hiç şans tanımdığınız bir isim aradan sıyrılabilir. Anlık karar verme yetisi, kuleden kulaklığa sürekli direktif veren gözü, kulağı Spotter’in tecrübesi, o yarışta tüm dengelerin değişmesini sağlayabilir. Tozu toprağı, kükreyen motorların sesi, alev alev egsozlar, kor olmuş diskler ve elbette müthiş coşkulu onbinlerce seyirci.  Bir motorsporları tutkunu daha ne isteyebilir ki?

Herkese keyifli bir sezon dilerim. İyi seyirler.

Yazı ve Fotoğraflar:
Çağlar Süren
caglar@rallidergisi.com

 

Çağlar Süren : Barcelona’dan İstanbul’a

Rallidergisi-CaglarSuren-BarcelonaRX_3Motorsporları Katedrali olarak da bilinen Katalunya Pistinde muhteşem bir hafta sonu geçiren Dünya Rallikros Şampiyonası ekipleri İstanbul’a vardılar bile. Önce İspanya ayağından bahsedelim.

Uzun yıllardır hayranı olduğumuz Formula1, MotoGP, WTCC kahramanlarının yarıştığı, torunlara anlatılacak olaylara sahne olmuş, efsane isimleri misafir etmiş hatta yetiştirmiş bir pistten bahsediyoruz. IstanbulPark’ın öncü olduğu büyük pistin içine Rallikros Pisti monte etme akımına bu sene Hockenheim ve Katalunya pistleri de katıldı. Hockenheim, DTM ile yapılan anlaşma ile aynı hafta sonu gerçekleştiği için Dünya Rallikros Şampiyonası biraz DTM gölgesinde  kalsa da seyircileri hayran bırakmayı başarmıştı. Katalanlar ise seyri çok kolay, geniş düzlükleri ve sert zeminli toprak bölümü ile geçişlere imkan tanıyan bir pist hazırlamışlar. Bu da tribünleri dolduran 20bin civarında (resmi açıklanan rakam bu olsa da bence daha azdı) seyircinin temposu çok yüksek yarışlar izlemesine zemin hazırladı. Finalde Petter Solberg’in ikinci sıradan kalkıp uzun start düzlüğü ve takip eden geniş virajda Hansen’i geçerek liderliği alması ise herkesin nefesini kesti. RXLites Şampiyonasında ise neredeyse tüm yarışlar bitiş çizgisine kadar ayna aynaya devam etti. O kadar ki, örneğin Heat2’de Bryntesson ve Raymond arasındaki fark 0,19 saniye idi.

Padok alanı ile yarışın gerçekleştiği alan birbirine o kadar uzaktı ki, servis alanından minibüslerle sürekli insan taşıdılar. Ancak benim gibi acelesi olanlar servis beklemek yerine o mesafeyi koşmayı tercih etti. Motorumu hiç bu kadar özlememiştim.  Keşke yanımda  olsa diye çok hayıflandım ama nafile. İstanbulPark bu konuda sezonun en iyisi, ancak bu kadar derli toplu olabilir.

Geçtiğimiz yılın şampiyonu Petter “Mr. Hollywood” Solberg, Peugeot takımının son 3-4 yarıştır sezonu domine etmesine dur dedi ve yarışı kazandı. Hem kendisinin hem de takımının zafer sevinci görmeye değerdi. Bu zaferin arkasında nasıl bir emek olduğunu bilen bilir. Kristoffersson VW Polo’suyla bir parlayıp bir söndüğü sezonda bu kez podyuma çıkmayı başardı. Hansen de Peugeot 208’i ile üçüncü olarak podyumu tamamladı.

Rallidergisi-CaglarSuren-BarcelonaRX_4

RXLites ise başlı başına büyük ses getirdi. Dünya Rallikros arenasında ilk kez bir Kenyalı hatta ilk kez bir Afrikalı, RXLites ile yarıştı. Geçtiğimiz yıl sonu İstanbulPark’ta Avitaş Motorsport’un organizasyonunda düzenlenen Test Gününe katılan 17 yaşındaki Tejas Hirani, Kenya Turizm Bakanlığı desteğiyle Katalunya Pistinde start aldı. TOKSport’un garajından yarışan Tejas, İstanbul ve İtalya’da da yarışacak. Biraz İskandinav hegemonyasında yürüyen Dünya Şampiyonası aksine RXLites gerçek uluslararası şampiyona olma yolunda bir adım daha atmış oldu ki bu First Corner ekibinin ana hedefleri arasında yer alıyor. Hatta önümüzdeki hafta İstanbul’da yine bir ilk gerçekleşecek ve Katarlı Khalid Al-Suwaidi TOKSport’un garajından RXLites ile yarışarak, bu arenaya giren ilk Ortadoğulu olacak.

Çok ses getiren bir başka isim de İspanyol Laia Sanz oldu. 2015 Dakar yarışında en iyi kadın sürücü olmasının yanında genel klasmanda 9. bitirerek gelmiş geçmiş en iyi kadın sürücü ünvanına da sahip olan Laia, RXLites ile rallikros parkurunda şansını denemek istedi.  Yarıştan sadece 2 hafta önce yine Katalunya Pistinde bir Seat Leon ile 24 Saat yarışına katılıp ekibiyle kendi sınıfını kazanan Laia, malesef bu kez umduğunu bulamadı. Menajeri, basın sorumlusu, antrenörü, yardımcısı gibi kalabalık bir ekiple piste gelen Laia, eminim Solberg’ten daha çok imza vermiştir seyircilere. Yerel kahraman olmak böyle bir şey. Ancak evdeki hesap çarşıya uymadı. Menajerinin yarış öncesi söylediği manidar: “SuperCar yerine RXLites tercih ettik ki sportif başarıyı daha kolay kazanalım ve bunu kullanabilelim.” Adamcağız nereden bilsin RXLites rekabetinin bu kadar yüksek olduğunu! Laia en iyi yarışında liderle arasındaki farkı 23 saniyeye indirebildi. Kariyerimi bitirdiniz diye ağlaması da cabası. Kızcağıza “rallikros bu, kurtlar sofrası, neye uğradığını şaşırırsın” diyen çıkmamış hiç!

Bir başka itiraf da 1997 Avrupa Ralli Şampiyonu, Dakar fatihi, Polonyalı efsane pilot Krzystof Holowczyc’ten geldi. Ayak üstü sohbetimiz sırasında iç çekerek şunları söyledi: “Sezon öncesi, birkaç çoluk çocuğu geçer, şampiyon olur, kariyerime bir yenisini eklerim diye düşünmüştüm. Ne büyük hata etmişim! RXLites rekabeti, SuperCar’dakinden daha fazla,çünkü şartlar her zaman eşit. Üstelik, RXLites kullanan, SuperCar’ı çok daha kolay kullanır. Geleceğin şampiyonları kesinlikle buradan çıkacak…”

Bunları duymak hepimiz için ne büyük gurur.

Rallidergisi-CaglarSuren-BarcelonaRX_2

 

Bu hafta sonu Dünya Rallikros Şampiyonası İstanbul’a geliyor. Bir kez daha ev sahibiyiz. “Dünya Şampiyonası” ünvanına özellikle vurgu yapmak gerek. Ulusal, bölge veya özel kupa falan değil; Dünya Şampiyonası! Bunun farkında mısınız?

Yakın çevremde, özellikle camiada dönen konuşmalara, burun kıvırmalara hiç girmeyeceğim. Sadece şunu belirtmekte fayda görüyorum. Bir kaç idealistin omuzlarına böyle büyük bir işi yüklemek hiçbir zaman doğru olmadı, olamaz da. Sonuçlarını geçmişte yaşadık, gördük.  Herkesin bu hafta sonu gerçekleşecek yarışa sahip çıkması gerek. Bilet fiyatları pahalı diyenlere cevabım, sezonun en ucuz biletleri İstanbul’da olur. İki gün için 98 TL. En yakın örnek, iki hafta önce İspanya’da günlüğü 50 Avro, Fransa’da 35 Avro idi. Merak eden araştırabilir. Üstelik bu sene pistte iyileştirmeler yapıldı. Artık gerçek bir zıplama noktası var.  Vural Ak, hiç de mecbur olmadığı halde, sadece gelecek seyircilere daha iyi görüntü verilebilmesi için epey masraf etmiş, IstanbulPark ekibi büyük emek harcamış.  Geçen sene çok dar olan ilk viraj artık daha geniş, zıplama noktası ve toprağa giriş U virajında daha geniş alan. Bunlar ciddi masraflar. Bilet satışından elde edilecek gelir bu küçük değişikliklerin masrafını bile karşılamaz.

Bir de işin uluslararası boyutu var. Geçen yazımda belirttiğim gibi bazı ülkeler sezondan bir yarış kapmak için sıraya girmiş durumda. Bunların başında Letonya geliyor. Katar ve Rusya sırada. Hatta Kenya bile oyuna dahil olma yolunda adımlar atıyor ve bu girişimlerde Halid Avdagiç’in de katkısı büyük. Kısacası, boş tribünlere yarış yapmak kimsenin işine gelmiyor. Tribünleri dolduracak alternatif ülkeleri tercih etmek her an mümkün. En iyi ihtimalle Intercity IstanbulPark’ın IMG ile olan anlaşması bitince yenilemez ve biz de kalan son Dünya Şampiyonası yarışımızdan oluruz. Hazır önüne konmuş bülteni bile yayınlamayan medya mı, daha iyisini yapabilecekmiş gibi konuşan insanlar mı, kimler kına yakar bilemiyorum.

Önümüzde büyük bir fırsat var ve hepimize görev düşüyor. Bu Dünya Şampiyonası yarışına sahip çıkmalıyız. Bilinirliğini arttırmak, duyulmasını sağlamak, daha fazla insana bu bilgiyi ulaştırmak artık o kadar da zor değil. Sosyal medyanın gücü hepimizce malum. En küçük katkı dahi, birleştiğinde büyük etkileri yaratabiliyor. Biraz pozitif olmaktan hiç kimse zarar görmemiştir bugüne kadar.

Aracı olmayanlar için hatırlatmakta fayda var. Yarış günlerinde Bakırköy, Bostancı, Kadıköy, Pendik ve Taksim’den tüm gün otobüs seferleri düzenleniyor. Piste gelemeyenler de NTVSpor’dan (yine bir bel hareketiyle fikir değiştirmezlerse) Pazar günü 14:00 -16:00 saatleri arasında yapılacak canlı yayını izleyebilirler.

Hafta sonu 21 SuperCar ve 10 RXLites start alacak. Geçtiğimiz yıl olduğu gibi yine muhteşem bir şölen bizleri bekliyor. Starta dizilmiş canavarların kudretli sesi ve dünya şampiyonlarının tampon tampona mücadelesi  hiç şüphesiz ki nefesleri kesecek. Geçtiğimiz yıl olduğu gibi Şampiyon belli değil ve puanlar çok yakın. Son yarış olan Arjantin, ülkedeki seçim ve muhatap bulunamama gibi gerekçelerle büyük ihtimalle iptal oldu. Yani İstanbulRX, İtalya’dan önceki son yarış ve rekabet inanılmaz boyutlara ulaşmış durumda. Bu tarihi anlara şahit olmak için önümüzde çok kolay ulaşabileceğimiz bir fırsat var. Orada olacak mısınız?

Çağlar Süren
caglar@rallidergisi.com

 

Çağlar Süren : Cehennemden Selamlar!

Rallidergisi-CaglarSuren-HellRX_1Norveç’in orta batısında 1500 nüfuslu küçük bir kasaba. Bu kasabanın adı “Hell”! İngilizce’de Hell cehennem demek. Sadece ismiyle turist çekmeyi başaran dünyada sayılı yerlerden birisi. Norveç dilinde ise şans anlamına geliyor. İsmiyle yapılan şakaların sınırı yok. “Cehennem’den sevgiler” etiketiyle paylaşılan fotoğraflar sosyal medyada epey yer tutuyor. Bizi ilgilendiren kısmı ise geçtiğimiz hafta Dünya Rallikros Şampiyonası’nın sekizinci ayağı işte bu küçük kasabada yapıldı:HellRX! Ormanlık bir dağın yamacında, iniş çıkışlarıyla ünlü pistte hafta sonu boyunca yapılan müthiş yarışlar nefes kesti. Sezonun en kuzeyde olan ayağıydı : 63ºKuzey. Resmi rakamlara göre 21.000 bilet satıldı. Davetiyeler, takım misafirleri ve diğerlerini de eklerseniz yaklaşık 25.000 kişilik bir güruh bu küçücük kasabanın yamaçlarında Rallikros heyecanına ortak oldu.

 

Yarışlar diyorum çünkü cumartesi ve pazar günü pistin etrafını çeviren yamaçlardaki doğal tribünlere yerleşen rallikros meraklıları toplam 76 adet farklı yarış izlediler. Yazıyla yetmişaltı. Üstelik bunlara mahalli yarışlar dahil değil. Eleme yarışları (Heat), yarı finaller ve finaller; çarpı SuperCar, Euro SuperCar, Touring Car ve tabii ki gururumuz RX Lites! Pazar günü Heat’ler bitip de finallere doğru geçilmeye başlandıkça, yani en hızlıların savaşı er meydanında tozu dumana katınca, yıllar boyu anlatılacak sahneler çıktı. Örneğin Supercar ikinci yarı finali! Şampiyon Petter Solberg’in arada kalıp sağ önü kırması; Andreas Bakkerud’un lider giderken yine aldığı darbe sonucu önce sağ ön lastiğini patlatıp sonra o lastiği tamamen kaybetmesi; Timur Timerzyanov’un Matthias Ekström’ün S1 Quattro’sunun üstünden sekerek takla atması ama yine de yarışı bitirmesi ve hatta finale çıkması. Hangi birini anlatsam bilemedim çünkü hepsi hepsi 6 turluk yarışta aynı anda birden fazla köşede o kadar çok olay oldu ki, piste hakim bir tepede fotoğraf çekmeme rağmen olanları takip etmem mümkün olmadı. Canlı yayın görüntülerini izledim sonradan ve yayın ekibinin de tüm bu olanları yakalamakta ne kadar başarısız olduğunu gördüm. Neler neler olmuştu da ekranlara yansımamıştı.

Rallidergisi-CaglarSuren-HellRX_4

Rallikros’un en büyük avantajı da bu zaten. En fazla 10 dakika aralıklarla hep yeni yarışlar ama her birinin temposu alabildiğine yüksek. Sıkılmanız imkansız çünkü o kadar çabuk ve yüksek tempoda olup bitiyor ki her şey, arada yemek molası bile verseniz döndüğünüzde yan tarafta oturanlardan neler kaçırdığınızı dinlemek zorunda kalıyorsunuz.

HellRX pistine bu yıl 200.000 Avro harcanarak bazı geliştirmeler yapılmış. F1’de kullanılan led ışıklarıyla yarışanlara Sarı/Kırmızı/Yeşil/Mavi bayrak gösteren ve merkezden kablosuz kumanda edilebilen noktalar, fiber internet altyapısı, (Dağın başında fiber internet?!) tesisler ve elbette pist zemini. Tüm bunların karşılığını fazlasıyla aldıklarını düşünüyorum çünkü hem oraya gelenlerin tepkileri hem de tüm dünyadan televizyon başında izleyenlerin sosyal medyadaki geri dönüşleri bu yapılan yatırımlarla yıllarca kendinden söz ettirecek bir kasaba ve hafta sonu yarattıklarının göstergesi.

RX Lites serisinde 12 otomobil start aldı. Pendik, İstanbul üretimi bu canavarlar en az büyük ağabeyleri SuperCar’lar kadar ilgi çekti. Podyumda ise yine gençler vardı. Birinci olan Norveçli Thomas Bryntesson daha 17 yaşında. İkinci Kevin Hansen Jr. da öyle. Üçüncü Kevin Eriksson ise 19. Yarışanlar arasında 1997 Avrupa Ralli Şampiyonu, Dakar’ın önemli isimlerinden ve Polonya’da inanılmaz bir üne sahip Kryzstof Holowczyc gibi isimlerin olduğunu hatırlatmakta fayda var. Holowczyc yarı finallerden önce yaptığımız ayak üstü sohbette dert yandı: “Bu gençleri yakalamak imkansız, daha ne yapabilirim?” Yüzündeki acı ifadeyi tarif edemem. Geleceğin rallikros dünya şampiyonları bizim ürettiğimiz otomobillerle yetişiyor ki bu gururu anlatmak için kelimeler yetersiz kalır.

Birinci olan Thomas, Norveç Motorsporları Federasyonu’nun uzun elemeler sonucu keşfedip destekleme kararı aldığı genç yetenek. Norveç, genç yeteneğini dünya şampiyonu olma yolunda desteklerken bizim ürettiğimiz otomobili ve sahibi olduğumuz şampiyonayı seçiyor. Düşünsenize o pistte dolaşırken koltuklarımız nasıl da kabarıyor!

Podyum sonrası Thomas’ın ağzı kulaklarındaydı: “Kendi evimde kazanmak benim için önemliydi. Her iki Kevin da benden çok daha tecrübeli, bu açığı kapatmam gerekiyor,biliyorum. Takımım çok iyi iş çıkardı ve bana hızlı ve sorunsuz bir otomobil teslim etti. Bu pistte önündekini geçmek çok zor. Hamle yapsanız da hasar almadan devam etmek imkansız gibi. Bu yüzden ilk turdan itibaren öne geçip arkama bile bakmadan kaçtım. Sonuçta birinci oldum ve çok mutluyum.”

Rallidergisi-CaglarSuren-HellRX_5

Bir başka mutlu isim de Kevin Hansen Jr idi. Lider geldiği Norveç’ten yine lider olarak, hatta farkı 9 puana çıkartmış olarak ayrıldı. “Şampiyon olursan ödül olarak Arjantin’de Fiesta SuperCar kullanacaksın, bu seni heyecanlandırıyor mu?”diye sordum. Konuşmasının tonu bile ne kadar heyecanlandığını gösteriyordu: “Bu inanılmaz bir tecrübe! Bazen kendimi orada, SuperCar direksiyonunda hayal ediyorum. Ama önce bitirmemiz gereken 3 yarış daha var. Her şey sırayla. Şimdilik yolunda gidiyor ve burada ikinci olsam da farkı açmış olarak eve lider dönüyorum. Sponsorlarıma karşı sorumluluklarım var, örneğin RedBull atleti olduğum için sadece yarış kazanmayı değil, sezon sonu şampiyon olmayı düşünmem ve bu hedefte gerekirse daha pasif kullanmam gerekebilir. Ve evet, Arjantin’de o koltuğa oturan ben olmak istiyorum. Sana çok iyi pozlar vereceğim orada, söz!”

Pek de alışık olmadığım bir olgunluk ve profesyonellik bu! Daha 17 yaşında, kısacık konuşmasında hem kendisine, ekibine, sponsorlarına ve hem de medyaya göndermeler yapmak? Ne zaman öğrendiniz bu kadarını?

Gelelim dedikodulara. Hem organizasyondan hem de takımlardan muhabbetim olanların ilk sorusu şu oldu:Türkiye’deki savaş ne olacak? İnsan 63º Kuzeyde böyle bir soruyla karşılaşınca cevap vermekte zorlanıyor. “Ne savaşı, o dediğiniz Suriye’de” diyerek kıvırmaya çalıştıysam da anladım ki hepsi çok yakından takip ediyor durumu. “Pistin 10 km yakınında otomobil patlattılar ama!” cevabıyla Sultanbeyli’de karakol önünde gerçekleşen olayı referans göstermeleri bunun ispatı. Bu kadar yakından takip etmelerinin sebebi ise 3-4 Ekim’de İstanbulPark’ta gerçekleşecek sezonun 11. yarışı ve ne yalan söyleyeyim çok belli etmemeye çalışsalar da hepsi endişeli. Geçtiğimiz yıl yine benzer sebeplerle İstanbul’daki yarışa gelmeyen Amerikalı sporcular Ken Block, Tanner Foust ve RXLites pilotu Mitchell DeJong boşu boşuna yarış kaçırdıklarıyla kaldılar. Ancak sorunun kaynağı tam da burada . Geçtiğimiz yıl İngiliz şirketi olan ve Dünya Rallikros Şampiyonası’nın sahibi IMG kısa zaman önce Amerikalılar tarafından satın alındı. Amerikan Hükümetinin, özellikle geçenlerde yaşanan İstanbul Konsolosluğu baskınından sonra Türkiye’yi güvensiz ülke ilan etmesiyle, artık bir Amerikan şirketi olan IMG de bu yönde sızlanmaya, ne yapsak da yırtsak şu işten demeye başladı. Burada hepimize görev düşüyor. Başta IMG’nin Türkiye ortağı olan Doğuş Grubu (ki şu anda Dünya Şampiyonasında yarışan VW ve Audi takımlarının Türkiye temsilcisi), hükümet yetkililerimiz ve Intercity IstanbulPark yönetimi olmak üzere bir takım girişimlerle niyetimizi ve ısrarımızı göstermeliyiz. Ancak tüm bu yönetimlerin gücü bir yere kadar. Asıl etkiyi gösterecek olan taraftarlar, seyircilerdir. Ne kadar kalabalık olursak, o kadar vazgeçilmez oluruz. O kadar gücümüzü gösteririz. Ancak, “Hükümet kaynakları tehlikeli diyorlar ama onbinlerce insan geliyor seyretmeye, elbette İstanbul’da yarışacağız” dedirtirsek bu tartışmaların tamamı son bulur. (Burada belirtmeden edemeyeceğim. Medet umduğumuz Doğuş grubuna ait NTVSpor kanalı, yayın hakları onlarda olmasına rağmen geçtiğimiz hafta Norveç yarışını canlı yayınlamadı. Voleybol yayınlamayı tercih etti. Spor branşından bağımsız olarak söylüyorum, diğer tarafta Dünya Şampiyonası seviyesinde bir organizasyon varken tercihlerini bu yönde kullanmalarını anlamakta zorlanıyorum. Yani işimiz zor!)

İstanbul yarışına sayılı günler kaldı. Önce 5-6 Eylül hafta sonu Fransa yarışı var ki geçtiğimiz sene 70.000 seyirciyle rekor onlarda. Bu yıl yapılacak versiyonu merakla bekliyorum. Sonra da ilk kez gerçekleşecek İspanya yarışı var. Bu yarış efsanevi Catalunya Pistinde gerçekleşecek. Aylar öncesinden tanıtım çalışmalarına başlayan Katalan organizatörler, şimdiden binlerce taraftarın ilgisini çekmeyi başarmış durumda. Yeni bir seyirci rekoru duyarsak şaşırmayalım. Bizde ise bir Facebook etkinliği sayfası haricinde pek bir atılım göremedim hala. Ama ümidimi koruyorum. Geçtiğimiz yıl olduğu gibi büyük bir atakla yarışımızın tanıtımı tüm mecralarda yerini alacak ve herkesin haberi olacak. Biz de Intercity IstanbulPark’ın tribünlerini doldurarak dosta, düşmana, kalan tek dünya şampiyonası yarışımıza nasıl da sahip çıktığımızı göstereceğiz. Sahip çıkmak için tek yol bilet almak ve tribünde olmak değil elbette. Çok basit eylemlerle farkındalık düzeyimizin yüksek olduğunu yukarıda belirttiğim mercilere bildirebiliriz. Örneğin metin içinde @ntvspor’dan bahsederek canlı yayın istediğimizi belirten bir tweet atmak bu kadar zor olmamalı. Türk reflekslerinden kurtulmalıyız artık. Yumurta kapıya gelince eyleme geçmek çok da faydalı olmuyor. Bunu sadece sporda değil , yaşadığımız günlük hayatımızda görmek, ülkenin durumuna bakınca pek de mümkün. Önümüzdeki günler neler gösterecek yakından takip ediyor olacağız ve ben dilim döndüğünce siz dostlarla buradan paylaşacağım.

Hoşçakalın…

Çağlar Süren
caglar@rallidergisi.com

Çağlar Süren : Rallikros’ta Yaz Tatili Bitiyor

925019_988393407860285_1247684453_nSezon arası değerlendirmesi yapmak için bundan daha iyi bir zaman olamazdı. FIA Dünya Rallikros Şampiyonası’nda 2015 sezonu yaz tatilini bu hafta sonu bitiriyor ve yine nefes kesen mücadelelerle dolu yarışlar pistlere, ekranlara geri dönüyor. Biz taraftarlar için bundan daha güzel ne olabilir?

Rallikros, geçtiğimiz yıl FIA tarafından, aslında çok önceden hak ettiği ‘Dünya Şampiyonası’ seviyesine yükseltildikten sonra gözle görülür bir ivme yakaladı. ‘Dünyanın en hızlı gelişen motorsporları dalı’ ünvanı, artık Rallikrosun başlığı gibi oldu. İsim haklarını alan IMG organizasyonunda müthiş yarışlar izledik ve görünen o ki, bunlar sadece gelecekteki tadına doyulmaz anların habercisi.

 
Aldığımız bilgilere göre önümüzdeki sezonlarda Dünya Şampiyonası’na ev sahipliği yapabilmek için ülkeler sıraya girmiş durumda. Bu sene bile son dakikada açıklanan Hockenheim yarışı, işin lobi tarafının nasıl da güçlü çalıştığını gösteriyor. Almanya’da büyük ilgi çeken ve “Formula1 teknolojisinin binek otomobillerle buluştuğu” yorumuna sahip DTM (Deutsche Tourenwagen Meisterschaft) organizasyonu, HockenheimRing’de Mayıs ayında gerçekleşen ayağında Dünya Rallikros Şampiyonası’yla ortak bir hafta sonu geçirdi. Yerinde takip etme şansı yakaladığım bu yarışta, onbinlerce DTM taraftarıyla dolu tribünler Rallikrosun temposundan ve görsel şöleninden oldukça etkilendi. Hatta yanında fotoğraf çektiğim birkaç hakem kulesinde konuştuğum görevlilerin yorumu kelimesi kelimesine şöyle oldu: “Bunlardan sonra DTM çok sıkıcı gelecek!”

Örneğin, bu kısa yaz tatili molasını değerlendiren ülkelerden birisi Letonya oldu. Baltıkların motorsporlarında önde gelen bu küçük ülkesi, 2016 sezonunda bir yarışa ev sahipliği yapabilmek için tanıtım toplantısı düzenledi. OMSE Ford takımında yarışan Leton Reinis Nitiss, Super1600 Şampiyonu Janis Baumanis gibi isimlerin yanında Dünya Şampiyonu Petter Solberg de bu aktiviteye destek verdi.

7568

Hatta, motorsporlarında ülke bilinirliğini arttırmak için bizim Murat 124 kasalı Ladalarla bir kupa düzenleyip Andreas Bakkerud, Toomas Heikkinen, Guy Wilks gibi tanınmış isimleri bu kupada tamamen eğlencesine yarıştırdılar. Lobi diye buna derim! Yönetim ekibi arasında konuşulanlara göre daha sırada Katar ve Rusya var. Onların da oyuna dahil olmasıyla hangi taşlar yerinden oynayacak bilemeyiz. Finlandiya gibi bir ülkenin bu sene takvimden çıkarıldığını unutmayalım.

Sezon bu hafta sonu Kanada yarışı ile devam ediyor. Kanada yarışı aslında, bir hafta süren motorsporları festivalinin parçası. Kanada NASCARı, drift yarışları, fuarlar ve günler süren aktiviteler arasında bir de Dünya Rallikros Şampiyonası yedinci ayağı! Bu kadar fazla başlığın arasında kaybolma ihtimali yüksek olsa da, geçtiğimiz yıl gösterilen ilginin bu yıl katlanarak artması bekleniyor. Sadece, lojistik ve bütçesel olarak Avrupa merkezli takımların hepsinin bu yarışa katılması mümkün olmadığı için SuperCar kayıtları 20’de kaldı. Yine de bu 20 otomobilin şampiyonluğa koşan isimler olduğunu hatırlatmakta fayda var.

Kanada’da bizim RX Lites yarışımız da var. Neden ‘bizim’ olduğunu bilmeyenler için küçük bir bilgi ekleyelim. RX Lites yarış otomobilleri, Pendik, İstanbul’da AVİTAŞ’ın -benim de bir üyesi olmaktan gurur duyduğum- ekibi tarafından tasarlanıp, üretiliyor. Ayrıca AVİTAŞ, OlsbergsMSE ile birlikte RX Lites Dünya Şampiyonasının tüm isim ve yayın haklarının da sahibi. Kısacası bir Dünya Şampiyonası ve bir yarış otomobili bundan daha fazla ‘bizim’ olamaz.

Rallidergisi-CaglarSuren_RX_1

Kanada yarışı, RX Lites Şampiyonasına puan vermese de, ‘Kıtalararası RX Lites Kupası’ ismiyle çok farklı dallardan isimleri eşit şartlarda yarıştırabildiği için büyük ilgi çekiyor. Örneğin bu hafta sonu Pendik üretimi otomobillerimizin direksiyonunda izleyeceğimiz isimlerden birkaçı şöyle : IndyCar ve Nascar pilotu Alex Tagliani, Pro Mazda Şampiyonası finalistlerinden Garett Grist ve Monster Energy sporcusu, Winter XGames ünlülerinden, kar motosikleti cambazı Brett Turcotte. Bu isimler Atlantik’in bu yakasında pek bilinmese de , yeni kıtada onbinlerce taraftarı olan, her hareketleri büyük ilgi çeken meşhur sporcular. İşte bu sporcuların, RX Lites Şampiyonası müdavimleri bizim gençlere karşı neler yapabileceği büyük merak konusu.

Cuma günü serbest antrenmanlar ve Heat’ler Cumartesi günü ise yarı finaller ve final yarışı gerçekleştirilecek. Tüm sezon yayınlamasını beklediğimiz ancak bir kaç yarışta fire veren NTVSpor umarım bu kez bizi hayal kırıklığına uğratmaz. Kanada yerel saatiyle 19:00’da başlayacak yarı finaller ve final yarışları 7 saatlik batı-doğu farkını da eklersek gece yarısından sonra ikide ekranlarımızda olacak.

Son söz olarak, 2-4 Ekim’de ülkemizde gerçekleşecek IstanbulRX’e değinelim. Yukarıda bahsettiğim gibi, Rallikrosa karşı tüm dünyanın ilgisi günden güne artarken, lobi faaliyetleri ve hatta birebir ilişkilerle serinin bir ayağını kapmaya çalışan ülkeler sıraya giriyorken, her ne kadar uzun süreli bir anlaşmamız olsa da bizim daha fazlasını yapıyor olmamız gerekir. Geçen seneye göre öne çekilen tarihlerimiz, bizim için avantaj. Hem hava şartlarının o tarihlerde hala yumuşak olması hem de yaz tatilinin sona erip herkesin evine dönmüş olması iyi bir fırsat. Son yarış Höljes, İsveç’te 39.000 bilet satıldı ki o pist İstanbulPark’ın 3 virajı kadar büyüklükte; arada Fransa yarışı var daha ki bu yarış 70.000 seyirci ile rekoru elinde bulunduruyor. Muhteşem imkanlara sahip Intercity IstanbulPark pistimizi bu sene tıka basa doldurmalı ve seride yerimizi prestij olarak da sağlamlaştırmalıyız. Tüm ülkelerin organizatörleriyle işim gereği birebir ilişkideyim ve sosyal medyada aylar, aylar öncesinden nasıl da tanıtımlar yaptıklarını, nasıl çalıştıklarını çok yakından takip ediyorum, biliyorum. İstanbulRX için iki aydan daha az bir zaman kalmasına rağmen, henüz bir hareket göremedim. Eminim, arkada müthiş bir hazırlık vardır ve kısa zamanda tanıtımlarla, aktivitelerle ev sahibi olduğumuz yarışımızın duyuruları başlayacaktır.

Yine çok heyecanlı anlar bizi bekliyor. Herkese iyi sezonlar…

Çağlar Süren
caglar@rallidergisi.com

Çağlar Süren : Gündüz Düşü

Oldukça uzun bir aranın ardından tekrar bu satırlardan bir kaç kelime paylaşmak heyecan verici. Bu heyecanın arkasında aslında bir rüyanın gerçekleşiyor olması en büyük neden. Rallikros ilk defa bu seviyede ve üstelik burada, ülkemizde, burnumuzun dibinde tozu toprağa katıyor olacak.

Yirmi küsur sene önce, motor sporlarına seyirci değil de ucundan kıyısından içinde olma hevesiyle hakem olarak başladığımda ilk aldığım görev bir rallikros yarışıydı. Ankara’da Oran Sitesinin olduğu yerde, -o zamanlar rallikros yapacak kadar boş alanların olduğu bir yerdi – ilk görevimi almış, kalan tur tabelalarını göstererek bu işlere başlamıştım. O günlerin heyecanını bugün bile taşıyor olmak benim için çok kıymetli.

Rallikrosun o veya bu nedenle ülkemizde kaldırılmasına en çok üzülenlerin başında herhalde ben gelirim. Hatta Facebook’ta “Rallikros Geri Dönsün” diye grup kurmuşluğum bile var. Ne kadar işe yaradı bilemem ama bu hafta sonu Dünya Şampiyonası seviyesinde bir rallikros yarışını kendi ülkemizde takip etme imkanımız olacak. Bu yarışın etkisi umarım ülkemizde de rallikrosun tekrar gündeme gelmesinde iyi bir motivasyon olur.

IMG_8758

2010 yılında Halid Avdagiç’in davetiyle Control 1’in ilk kaynakları yapılırken Sait’le birlikte çekimlerini yapmış, sonrasında Birmingham’daki fuarda sergilenmesi sırasında orada ekibe dahil olmuş ve o zamanlardan bugünlerin hayalini kurmuştuk. Dürüstçe söylemeliyim ki o günlerde erişilmesi çok uzak hayaller gibi geliyordu. Ertesi yıl Control 2 için yine Birmingham’daydık ve ilginin katlanarak arttığını gururla takip ettik. 2013 yılında Control 4, Amerika’da gerçekleşen Global Rallikros Şampiyonasında (GRC) yarışmaya başladığında, zamanlarını SuperCar’larla karşılaştırıp ortaya çıkan canavarın hiç de yabana atılmayacak bir performansa sahip olduğunu hayret ve gururla izledik.

GRC’nin bu kadar ilgi çekmesini fırsat bilen FIA, aslında 2015 için planlanan Rallikros Dünya Şampiyonası takvimini öne alıp IMG ile sözleşmesini imzaladığında her şey birdenbire inanılmaz bir hızla dönmeye başladı. Bilmeyenler için bir kez daha tekrarlamakta fayda var. Dünya Şampiyonası ünvanı aslında çok büyük ve kıymetli bir ünvan. Sadece 5 adet var. Bunlar Formula 1, Ralli, Endurans ve Binek Otomobiller Dünya Şampiyonaları. İşte bunlara bir de Rallikros eklendi ki böylesine tutkunu olduğum branşın bu seviyede yapılıyor olması çok önemli.

İlk kez 1967 yılında, özel olarak davet edilen ralli sporcuları arasında bir televizyon şovu olarak organize edilen rallikros, bugün Dünya Şampiyonası seviyesinde bir branş. Televizyon yapımcısı Robert Reed, İngiltere’deki Lydden Hill pistinde bu işi başlattığında bir gün buralara geleceğini tahmin etmiş miydi acaba? Sordum! Yine Lydden Hill’de, RX Lites ikinci yarışı için pistteydik. Onu görünce heyecanla yanına gittim ve kendimi tanıttım. Cevabı şu oldu: “Merhaba, ben de Robert Reed, rallikrosu icat eden adam!” Bu hiç de mütevazi olmayan takdim, başkasında ne kadar kaba görünse de ona çok yakışıyordu. “Dürüstçe söylemem gerekirse, hayır” dedi. “Ancak, şu an burada olmak benim için ne büyük bir gurur tahmin edebilir misin?” diye de ekledi.

Tahmin edebilirim aslında. Çünkü benzer bir gururu ben de yaşıyorum. Hem çok keyif aldığınız bir spor branşının içinde olacaksınız, hem bunu Dünya Şampiyonası seviyesinde takip etme imkanınız olacak. Tüm bunların üstüne Dünya Şampiyonası içinde başlı başına bir sınıfı yaratan, tasarlayan, üreten ve tüm haklarına sahip bir ekibin parçası olarak sağa sola kartvizit dağıtacaksınız. Gündüz düşü gibi!

RIMG_1141X Lites, Halid Avdagiç’in başında olduğu ve benim de üyesi olmaktan çok büyük gurur duyduğum Avitaş Motorsport ekibinin gerçekten büyük emeği ve özverisiyle hak ettiği yere geliyor. 2014 yılının geri dönüşlerine bakacak olursak önümüzdeki yıllarda bu başarı katlanarak devam edecek. Zira gelen başvuruları, taraftar yorumlarını, seyircilerin ve bizzat yerinde uluslararası medya mensuplarının görüşlerini çok yakından takip ediyorum. 2015 yılında hem yarış sayısının hem de katılımcı miktarının artması söz konusu. “Geleceğin yıldızlarını yaratma” sloganı da RX Lites kupasına çok yakışıyor. Düşünsenize, bu sezonun şampiyonu Kevin Eriksson 18 yaşında, iki yarışı kazanan bir diğeri, Kevin Hansen Jr. 16 yaşında. Her yarışın birincilerinin tur zamanlarına baktığınızda SuperCar sınıfında ilk ona girecek dereceler görebilirsiniz. Ayrıca RX Lites ile yarışıp da SuperCar’a geçen iki de örnek var. Portekiz’de RX Lites birincisi olan Sebastien Eriksson, İsveç’te SuperCar ile yarıştı ve finalde sorun yaşamasa neredeyse birinci olacaktı. Yine RX Lites ile ilk dört yarışa giren Richard Göransson, İtalya’da SuperCar ile ilk yarışında podyuma çıkmayı başardı. Bu branşın geleceği kesinlikle RX Lites okulundan geçenler tarafından şekillendirilecek.

Portekiz’de gerçekleşen sezonun ilk yarışında akredite fotoğrafçı olarak SuperCar’ların ilk startında, hemen otomobillerin sağ arka çapraz dibinde ayakta durup, 6 tane 600 beygirin launch control, ALS ve bilumum teknolojik özellikleriyle yeşil ışığı bekledikleri o “tam gaz” bir kaç saniyede, yerle birlikte ben de sallanmıştım. O müthiş duyguyu tarif etmem olanaksız. Bunca yıldır hem ülkemizde hem de yurt dışında Dünya Ralli Şampiyonası yarışlarında yarışmış, fotoğraf çekmiş ve izlemiş birisi olarak söyleyebilirim ki, o etaplarda aldığınız hazzı Rallikros pistlerinde iki gün boyunca defalarca ve çok yoğun biçimde, üst üste hissediyorsunuz. Çok sevdiğiniz ve nadiren tatma fırsatı bulabildiğiniz bir yiyeceği düşünün. İşte o yiyeceğin açık büfede sınırsızca önünüze konduğu iki günlük bir aktivite hayal edin. Rallikros işte böyle bir his veriyor bana.

Bu hafta sonu iki de Türk sporcu, ay-yıldızlı otomobilleriyle start alacak. Yiğit Timur tüm sezon RX Lites ile yarıştı ve bu son yarışta sezonu ilk üç içinde bitirme şansını zorlayacak. Rallilerden yakından tanıdığımız sevgili Fatih Kara da Toksport çadırından ikinci otomobil ile İstanbulPark podyumunu zorlayacak. Her ikisine de şimdiden başarılar. Ancak, gerek televizyon ekranlarından, gerekse de piste gelip tribünlerden izleyecek olanlara çok önemli bir hatırlatmada bulunmak isterim. Bu yarışı ister bir Türk sporcu, isterse de bir başkası kazansın, sonuçta kazanan her şartta ülkemiz olacak. Çünkü RX Lites tamamen Türk Malı bir operasyon. Yarışı kim kazanırsa kazansın, kazanan biz olacağız.

Hafta sonu pistte görüşmek üzere…

Çağlar Süren

caglar@rallidergisi.com

Nice 7 yıllara…

Hep derim. Ocak ayı en hızlı geçen aydır. Yeni yıla girişimiz daha dün gibi ama işte 1 Şubat oldu bile. 1 Şubat’ın özelliği, bundan aylar önce Ralli Dergisi’nin yeni görünümü için koyduğumuz başlangıç tarihi olması. Sait uzun süredir bu yeni tasarım üzerine çalışıyordu. İşte o gün de geldi çattı.
Ralli Dergisi yayına başladığı daha ilk günlerden itibaren, elektronik dergi formatının öncülerinden oldu. Motorsporları branşlarından Ralli ve benzer dalları sütunlarına taşıyarak, ihtisaslaşmanın da destekçisi oldu. Rallilerin etap sonuçlarının yine internetten canlı yayınlanması ve geliştirdiği becerikli özelliklerle birçok ilke imza attı. Bu geliştirmeler ralli organize eden kulüpler ve hatta 2008’de Arkas Otomotiv tarafından kullanıldı.
Yıllar içinde, giderek artan bir baskıya da maruz kaldık. Bu baskı, siz okuyucularımızdan gelen yorumlarda olduğu kadar, Otomotiv sektöründe bizi takip eden firmalarla yaptığımız görüşmelerde de kendini gösterdi. İstenense basitti. Neden Otomotiv haberlerine de yer vermiyorduk? Bu duruma daha fazla kayıtsız kalamadık ve Ralli Dergisinin yeni tasarımında otomotiv haberlerine ve çok daha fazlasına yer verme kararı aldık. Bundan sonra içeriği çok daha zengin bir dergiyle karşınızda olacağız.
2011 Şubat’ının dergi açısından bir özelliği daha var. 7. yaş gününü kutluyoruz. Dile kolay, tam yedi yıldır kısıtlı imkânlarımızla ne de çok şey başarmış, ne çok ilke imza atmışız. Gittiğimiz yarışları saymayı bırakalı yıllar oldu ama her birinin yeri elbet ayrı. Ralli, Tırmanma, Otokros, Tırmanma, Off-Road, Pist ve hatta Off-Shore tekne yarışları. Tüm bu şampiyonaları yıl içine yayarsanız zaten neredeyse boş hafta sonu kalmıyor. Bu tempoyu 7 yıl sürdürüp, araya bir de televizyon programı sıkıştırdığınızı düşünün. 2009’da Fenerbahçe TV’de yayınlanan RalliTV programı hala soruluyor, isteniyor. Bunları duymak kadar bizi motive eden bir şey daha olamaz. Doğru işler yaptığımızı gösteren en büyük kanıtlar sizlerden gelen yorumlar.
Bu zorlu yolu, yüksek tempoda yürürken bizi yalnız bırakmayan ve desteğini hiç eksik etmeyen yoldaşlarımız oldu. Aras Dinçer bunlardan biri. Yazılarıyla derginin dinamiğini değiştirdi ve önümüze yeni hedefler koydu. Bir diğeri ise tartışmasız Veysel Ünal. Özellikle son iki yılda hemen her işimizde yaslanacağımız dayanak oldu ve desteğini hiç esirgemedi. Herhalde onsuz yapamazdık.
Ve tabi en zor günlerimizde bize destek olan, bu sayfaya yazmakla bitiremeyeceğim niceleri. Her birinize ayrı ayrı teşekkür ederiz. Birlikte başardık ve daha iyilerini birlikte başaracağız.
Birlikte daha nice 7 yıllara…
Çağlar Süren
Yukarı
%d blogcu bunu beğendi: