Motor Sporları ve Otomotiv Haberleri

Category archive

Onur Aslan

Onur Aslan : Neredeyiz?

Onur Aslan

Onur Aslan
Onur Aslan
Geçtiğimiz sene tam bu zamanlarda, Federasyon Başkanı’nı seçmek üzere yine Ankara’da seçim sandığına gitmiştik. İlk başta Ercan Kazaz kürsüye çıkmış, biraz agresif de olsa aslında doğruları telaffuz eden kelimeler kullanmıştı. Ardından şu anki Federasyon Başkanı’mız kürsüye çıkmış, gerçekleştirmek istediği faaliyetlerden bahsederek gelecek için umut dağıtmıştı.

Az buçuk hatırlıyorum, hatam varsa düzeltin lütfen. Salondaki otomobil kulüpleri için yapılacak sporcu kazandırma ve markaları burada nasıl var edeceklerini anlatan projelerden bahsetti. Ardından salonun büyük kısmını oluşturan off-road kulüpleri için ise Baja Kupası projesinden bahsedildi.

Metin Çeker başkan seçildi, tarafsızca izlemeye başladım. Neler olacak acaba diye. Bugünlerde bir sene doldu. Baja Kupası iptal edildi. Markalarla ilgili girişimlerin sonucunu göremedik bir türlü. Elbette arka tarafta çok emek sarfedildi, duyuyor görüyoruz. Federasyon ayağında bütçesel olarak sıkıntılar olduğu telaffuz ediliyor, bunlar elbette yansıyor sezona.

Bir sene oldu, neler olup bitiyor, güncellemek istedim hafızalarımızı. Biz milletçe çabuk unutuyor, konudan konuya çabuk atlıyoruz. Durumumuzu analiz edebilmek adına geçmişi hatırlamakta, nereden geldiğimizi görmekte her zaman fayda vardır.

Açıkçası gerçekten kişisel çabalarla duruyor spor ayakta. Bir strateji üzerine gidilerek kurulmuş sistemlerle gerçekleşmiyor şampiyonalar. Halid Avdagiç ve Toksport WRT olmasa emin olun, Yiğit Timur’u sadece biz biliyorduk yine, Dünya değil. Serdar Bostancı olmasa İstanbul Rallisi kayıt listesinin yarısını oluşturan Ford garajının ürünleri olan otomobiller olmayacaktı. Evo’lar zamanında yapılmış olan kupalardan gelme araçlar, bunun da arkasında Hakan Dinç var. Tırmanma ve Pist şampiyonaları bu sezon Kamil Karakaş, Ümit Ülkü ve Borusan sayesinde ayakta.

Otomobil sporlarını yöneten insan kaynağına baktığınız zaman orada ise tam tersine aslında zamanında düşünülmüş bir strateji ve bu strateji üzerine kurulmuş bir düzen var. Çok sıcak olarak, daha geçtiğimiz hafta sonu gördüğünüz, işini takır takır yapan, Ankaralı ekip Öcal Zilanlı ve saz arkadaşları. Yıllardır bu işin içerisindeler ve belki de farkında değilsiniz, FIA rica etse, Finlandiya’da etap güvenliğinde sıkıntı var dese, bilenler bilir “Atılım Üniversitesi Tunus Caddesi” durağından iki otobüs kaldırır, yaptıkları işleri de FIA tüm dünyaya örnek olarak gösterir.

WRC ve F1 zamanının hakemleri. Bir çoğu komiser, direktör veya baş hakem olarak otomobil sporlarında varlar ama o zamanlarda kurulan dostluk ve arkadaşlıklar hala bozulmadı. Bunlar hep bir düzenin, yaptığı işin hakkını veren yönetimin eseriydi. Burada teşekkür etmemiz gereken kişi rahmetli Mazhar ağabey. Nedense o vefat ettikten sonra hala bir düzlüğe çıkamadık, bir şeyler yolunda gitmiyor. Sürekli bu spor nereye gidiyor sorusu soruluyor. Bununla ilgili de daha ayağı yere basan bir öneri duyamadık, 2012 sonunda yapılan seçimde Satvet Çiftçi’nin planları dışında.

Bunları arada hatırlamak lazım. Nereye gidiyoruz analiz etmek lazım. Şu sıralar gözetmenlerin ücretlerini alamadığından, rallilerin volkanik kayalardan oluşmuş zeminlerinde kırılan arabalardan konuşuyoruz. Yeni bir araç parkımız yok. Varolan araçlar üzerinden kuruluyor takımlar sürekli. Önümüzdeki aylarda daha vahim işlerden konuşabiliriz, şu an sadece dedikodu boyutunda. Birilerinin bir şey yapması lazım ama eskiyen yüzlerin değil.

Bu arada takdire şayan işler de olmuyor değil. Murat Bostancı ve Orhan Avcıoğlu, Toksport WRT’nin iki tecrübeli silahına karşı şampiyonluğa emin adımlarla ilerliyorlar. Sanki biraz daha disipline hareket ediyorlar gibi. Serdar Bostancı’nın ne kadar sağlam otomobiller ürettiğini, zemininin ne kadar kırıcı olduğu konuşulan İstanbul Rallisi’nde bir kez daha gördük. Kayıt listelerine baktığımız zaman Fiesta ST’lerden sonra gelen alt sınıf bir araba kalmadı fakat sanırım Castrol Ford Team Türkiye yeni bir kupa ile R1 otomobiller getiriyormuş. Bu da en azından iyi bir gelişme.

Geçtiğimiz sezon şampiyonanın tamamen iki çekere döndürülmesi konuşuluyordu. İngiltere sistemi yani. Ancak geçtiğimiz haftalarda İngiltere Ralli Şampiyonası durdurulma kararı ile bir sene ara veriyor gibi bir haber okudum. Sanırım rallinin tekrardan kitlelere hitap edebilir olması İngiltere modelinden geçmiyor, biz kendi fikrimizi bulsak? 🙂

Simin’in zamanları günden güne gelişiyor Evo 9’la. Dikkatle takip etmeli. Honda Type R ile yarıştığı günlerden bu yana bence olgunlaştı, her şey daha sistematik ilerliyor, bir kaç seneye Türk otomobil sporlarının dışarıya yansıyan yüzü olabilir, umutluyuz.

Neredeyiz diye bir durum güncellemesiydi yazı, sezon ortası ve Federasyon yönetiminin birinci yılında iyi de olduğunu düşünerek hepinize sevgilerimi sunuyorum, yüzlerin güldüğü günlere.

Onur Aslan : Dört Branş, Dört Yarış

Onur Aslan

Onur Aslan
Onur Aslan
Buruk başlayacağım biraz. Tedbirsizlikler, siyasi rant dengeleri yüzünden kağıt üzerindeki denetleme başarıları ile işletilen madenlerimizde, tarihin en büyük maden kazasını yaşıyoruz.

Tüm geride kalanlara sabır, vefat edenlere Allah rahmet eylesin. Umarım dersimizi çıkarır, hayat denen bu yolda öğrendiklerimizi uygulayarak devam edebiliriz.

Ege’den bu yana bir Tosfed kupası, bir tırmanma ve bir ulusal ralli izledik. Hepsi heyecanlı, çekişmeli, insanı umutlandıran gelişmelerin yaşandığı yarışlar olarak otomobil sporları tarihimize geçti. Bu sebeple yazı biraz uzun olacak, hepsine tek tek değinmek niyet.

İlk olarak, Öğül ağabeyin geçirdiği kaza nedeniyle hatırladığımız ve spora zorunlu veda etmesine vesile olan Soğukpınar etabında gerçekleştirilen sezonun ilk tırmanma yarışı ile başlayalım.

Tırmanma için aslında katılım sayısı açısından çok da ümitli olunmayan bir sezondu. Geçtiğimiz senelerde tırmanma branşının; çok coşkulu, hocaların etapta birbirine gider yaptığı, hala Tolga Çilingir’in 2009 yılında Bozhane son çıkış FF’ten sonra “Yeter lan, daha nereye gidicez, elimden gelen budur!” nidaları ile hatırladığımız yarışları var hafızalarda..

Tırmanmanın kendine has bir raconu vardır, tek başınıza start alırsınız, etabı ezberlemek zorundasınızdır. Bu ezberin içine fren noktaları, nerede ayağınızı kaldırmayacağınız gibi bir çok parametre dahildir. Zor iştir.

Bu sezon ise kim katılacak, kayıtlar beş adetin üstüne çıkar mı diye aramızda konuşurken, İzmir tayfasının diğer branşlarda yaptığı “ender gelişen Osasuna ataklarını”, tırmanmaya yansıtması ile bir anda bu branş için takım kayıtları hasıl oldu, takımlar şampiyonası kuralı çıktı. Bir anda şenlik havasına büründü tırmanma sezonu. Merakla zamanları takip etmeye başladık biz de bilgisayar başında.

Atlantis Racing Team’in geçtiğimiz sezon sonundan hatırladığım ekibi, bu sezon daha emin adımlarla devam ediyor tırmanmaya. Çok sempatikler, Karakaş ailesi aynı kategoride birbirlerine rakipler üstelik. Kamil Karakaş’ın araç üzerindeki hakimiyeti gün geçtikçe artıyor.

Taner Şengezener ise eli çok soğuk olmasına rağmen yine Bursa’da en iyi zamanlara imza atmayı bildi. Saniyeler konuştu aslında, Şengezener’in arkasında Ayhan Germirli Clio ile çok iyi zamanlar yaptı. Ümit Ülkü ise sanırım Skoda Fabia’sını yetiştiremedi, halbuki fotoğraflarda görebildiğim o Fabia’yı dört gözle beklemekteyim şahsen. Bıçkıdere’de izleyebilme dileğiyle.

Aslında üst tarafta böyle bir çekişme varken ben Engin Apaydın’a buradan kocaman bir bravo demek istiyorum. Geçtiğimiz sene Eskişehir’den beri katılabildiği yarışlarda takip etmeye çalıştığım Engin, Palio’suyla yaptığı zamanlarla herkesi kendisine hayran bırakma aşamasına getirdi. Muhtemelen binbir zorlukla buldu sponsorlarını, aracını son dakikaya kadar hazırladı ama bunların verdiği mental yorgunluğu etaba yansıtmadı, Bursalı hocalarının izinde başarılı bir iş çıkardı. Kendisini takip etmesi için bir çok arkadaşımı uyarıyorum, bu haftasonu nasip olursa kendisini İsok Tırmanma’da çıplak gözle izleyeceğiz.

Tırmanma böyleyken Tosfed Kupası ikinci yarışı Kocaeli’deydi. Yine katılım had safhadaydı. Her kategori için birincinin kim olacağı çok meçhul bir yarışa başlıyorduk. Birinci etap hızlı ama çok öğretici, ikinci etap ise özlenen Işıktepe idi. Adil ile Ali Gülan’ın GK çekişmesini zevkle takip ettik. Tansel Karasu ile Clio doktoru Hakan Ertarman’ın kategorileri için çekişmeleri takdire şayandı. Fakat Tansel Karasu, co-pilotu “başhakemlerin kralı” Yüksel Karasu ile güzel zamanlar çıkardılar, 206 RC’nin sesi şahane idi. Erdem İlbaylı ise Rally 34’te bir gözdağı vermişti fakat burada da çok temiz gitti, sorunsuz şekilde zamanlarını yaptı. Ona da tebrikler. Kategori 3’te genel anlamda güzel bir çekişme var, ilgiyle izliyoruz efendim.

Fakat hepimiz geçtiğimiz sene Palio’su ile kendisine hayran bırakan Alper’in zamanlarını merak ediyorduk. Alper’in gözü kara, orası çok belli. Viraja kadar arabayı çok güzel getirir, ne yapacağını bilir. Arabanın içine oturduğunuz zaman çok hızlı gittiğinizi hissetmezsiniz, virajlarda arkası hiçbir zaman kaymaz, düz gider, frenaj noktası her zaman gırtlağındadır, zaman da burada çıkar. Alper de otomobil sporunun gerekliliklerini bence sonuna kadar yerine getiriyor. Serkan Okan ile çok güzel bir uyumları var. Yaklaşık 6 ay sonra oturduğu Saxo ile çok güzel gitti, etapta izleyen kim varsa Alper’in sesi hiç kesilmedi, çok güzel geçti önümüzden dediler. Umarım sezonun devamında da izleyebiliriz kendisini.

Türkiye Ralli Şampiyonası’nda ise ikinci yarışı geçtiğimiz hafta sonu Eskişehir’de idi. Yine Nevzat Aslan’ın güzel organizasyonu ile çok keyif alarak geçirdiğimiz bir hafta sonu oldu. Her gelişimizde ne güzel şehir burası diyerek ayrılıyoruz. Bunda yarışın keyifli geçmesinin etkeni büyük. Teşekkürler Nevzat Başgan.

Birçok insan antrenmanlardan sonra son etap için yorumlarda bulundu. Normal etabı biraz uzun olsa da özellikle son kısımlardaki süratli kısımlar çok zevkliydi. Gece etapları ise hem izleyen hem de yarışan için çok keyifliydi. Zifiri karanlık, gürleyerek gelen yarış otomobilleri, inişe geçen uçaklar gibi yaklaşan ışık hüzmesi, kızarmış fren diskleri. Enfes malzemeler.

Murat, çok güzel gitti, gecenin son etabında yaptığı atak hepimizi heyecanlandırdı. Fakat şanssız bir yol dışı yaşamış, kendisine geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Fatih hakkında tek söyleyebileceğim, daha üst spec bir otomobile binse neler yapar? Çok beğeniyorum sürüşünü. Cem Acar ağabeyin Fatih’e olan desteğine ise çok sevinenlerden biriyim, umarım uzun vadede devam eder. Yağız tam bir “winner” artık. Kazanmak için neler yapması gerektiğini biliyor. MINI ile uyum sürecini de atlattı ama bence hala aracının gırtlağına çökmedi.

Bir önceki yazımda da belirtmiştim. Tam bir şampiyona pilotu diye. Yarış öncesi arkadaşlarıma Burak Çukurova’nın şampiyona için gereğini yapacağını ve en faydalı sonucu onun alacağını söylemiştim. Eskişehir Rallisi sonunda Türkiye Ralli Şampiyonası’nda liderliğe yükseldi, Skoda Fabia S2000’i ile. Şampiyonada genel klasman adaylarından en tecrübelisi şu anda. Ve hiç kimse bence Ünal Tezel’le beraber oluşturdukları bu tabloyu yabana atmasın.

Tebrikler Burak Çukurova ve Ünal Tezel’e.

Murat Doğral için kimsenin bir şey söylemesine gerek yok, adamın bir klası var, herhangi bir kelime o cool duruşu bozabilir, nazar değmesin, sezonun son asfalt yarışına da katılım gösterebilse keşke, kocaman tebrikler kendisine.

Buğra, istikrarlı gidişatına devam ediyor. Ona da bir şey söylemeye gerek yok, yapması gerekenleri yapıyor. CFTT gibi arkasında kocaman bir tecrübe ve güç var.

Bu yazımda Yiğit’ten bahsetmeyeceğim diyordum ama…

Metin Ertuğrul’un görüşüne katılıyorum, Portekiz’de o kadar az kilometre ile yarı finale çıkması bile başarıydı. Ama Yiğit için bu başarı değildi, biliyoruz. Mental olarak kafası sürekli kazanmaya kurulmuş durumda. Yağız için nasıl “winner” dediysek, Championship Manager oynayanlar bilir; potansiyeli yüksek, genç yaşında sürekli 10 üzerinden 8-9 oynayan, sürekli maçın adamı seçilenler için “wonderkid” derdik. Yiğit de tam bir “wonderkid”.

Yiğit’in başarısı aslında sporumuz için nasıl bir malzeme oldu, ondan bahsetmek isterim. En son hangi sporcumuzu, dünya arenasında NTVSPOR’dan canlı olarak izlediniz? #yardirtimur etiketi ile ulaşılan kişi sayısı 2.500.000 civarlarında. Sporun doğası, tabana yayılmak için bir neden zaten. Bunu sizin push etmeniz gerekmez, Yiğit’in Portekiz haftasonu gibi yayılır gider.

Federasyonumuzun bunun üzerine gitmesi ve iletişim stratejilerini buna göre geliştirmesi gerek. Türk milleti cesareti sever, cesarette bizim sporun doğasında mevcut. Bunun farkında olan iki adam daha vardı, güçlerini birleştirdiler, böyle bir iş ortaya çıktı. Serkan Duru ve Halid Avdagiç ağabeylerimi ayrıca tebrik etmek isterim bu konuda. Vizyoner ve ileri görüşlülükleri, Türk otomobil sporlarına sunulmuş bir nimettir, değerlerini bilmek lazım.

Bu yazılık son sözüm, içimde kalır söylemesem; “Alem gidişine, yollar frenajına hasta be. #yardirtimur”

Onur Aslan : Delikanlı İşi; Ege

Onur Aslan

Onur Aslan
Onur Aslan
Hepinize merhabalar. Bir süredir Ralli Dergisi’nin çok sevdiğimiz insanları Çağlar Süren ve Sait Kuş ile yazmak üzerine konuşmalar yapıyorduk. Bu sezonun çok renkli geçeceğinin belirmesi üzerine ben de bu heyecanı bir nebze olsun aktarabilmek adına yazmaya karar verdim ve Ralli Dergisi ekibiyle irtibata geçtim..

Biliyorsunuz hem Türkiye’nin en eski otomobil sporları kulübü olan Ankara Otomobil Sporları Kulübü’nde Yönetim Kurulu Üyeliği hem de “Cevdet Durmaz ve Ekibi” olarak Can Çoker ile bu sezon Historic Ralli Şampiyonası’nda yer alıyoruz. Hem organizasyon tarafında hem de yarışmacı tarafında yer almamın yazılarım için beni yeteri kadar besleyeceğine inanıyorum. Dolayısıyla yazacak şeyler biriktikçe bundan sonra Ralli Dergisi’nde yazıyor olacağım. Her zaman yazısını keyifle okuduğum sevgili Aras Dinçer’le de Ralli Dergisi’nde oluşturduğumuz bu yazar kadrosu gayet eğlenceli oldu. Emirgan buluşmalarımızdan sonra artık burada da spor ve spor severi beslemek adına çok keyifli yazılar çıkacaktır, sevgiler Aras Dinçer’e.

Biliyorsunuz aslında sezonu geçtiğimiz aydan itibaren açmıştık. Andoff’un gerçekleştirdiği açılış yarışı, en renkli sezon açılışına aday gösterilse açık ara farkla birinci seçilebilir. Ardından rallide de, İstanbul seyircisinin bizi yabana atmayın bizde burdayız dediği, akıllarda ıslaklık, çekişmesi ve seyircisiyle kalan Rally 34’le sezonu açtık.

Geçtiğimiz hafta sonu ise Türk otomobil sporunun lokomotif branşı rallinin ulusal sezon açılışını, artık geleneksel hale gelen Ege Rallisi ile gerçekleştirdik. Rally 34 yağmura rağmen ne kadar keyifli ise Ege Rallisi’de her sınıfta yaşanan çekişme itibariyle yarışa giden, gidemeyip de internet başından sonuçları takip eden spor severleri bir o kadar memnun etti.

Kadroları ve değişim hikayelerini hepimiz biliyoruz. En büyük atağı Toksport WRT tarafından “profesyonel” anlamda hızlı pilotları kadrosuna katması ile gördük. CFTT’nin S2000 pilotlarını sabit tutarak R2 kadrosunda yaptığı ciddi revizyon bu sezon yine her zamanki iddialarından vazgeçmediklerini gösterdi. Bonus Parkur Racing’in “otomobil sporlarında strateji” üzerine üniversitelerde kürsü sahibi olması gerektiğine inandığım Ercan Kazaz’ı tekrar etaplara geri çağırması ile Cumartesi öğlen kimsenin ne olacağını kestiremediği bir yarışa başlamış olduk ki bu sezonun son yarışı Hitit Rallisi’ne kadar böyle devam edecek sanırım. O yüzden çok güzel bir sezon bizi bekliyor, eşiniz dostunuz kim varsa haber verin, yarışa götürün, tozunu yutturun, 2012 sezonundan daha iyi bir sezon yaşayacağız.

Tahmin edildiği üzere Yağız ile Murat bize tam anlamıyla her etap sonu tansiyon tavanda dereceler başında oturturken, Fatih Kara’nın bahsedilene göre bir alt spec Punto’suyla etap birincilikleri, Burak Çukurova’nın tam bir şampiyona pilotu edasıyla temposunu sürdürdüğü ve gerektiği yerde agresifliğini gösterdiği, Orhan Avcıoğlu’nun Yağız ile Murat’a ilk yarıştan rahat vermeyen dereceleri kafaya giden pilotların her yarışı kazanabilecek potansiyelde olduğunu bize gösterdi.

Sınıf N4 ise tam bir muamma idi. Bir yandan yeni imajında bıraktığı sakalları ve bireysel olarak hastası olduğum gözlükleri ile Ercan Kazaz yarış öncesi sınıfı kazanmak istediğini belirten demeçlerde bulundu. Bence co-pilotu Emire Cantürk ile şampiyonanın renk skalasında önemli bir yere sahipler. Hep varolmaları dileğiyle. Az sonraki cümlelerde hızına zaten yeteri kadar değineceğim gözü kara pilot Uğur Soylu genel klasman ilk 5’te yer almak istediğini söylerken, “Takılma, bize her yer flat out!” mottolu Hakkı, Subaru’nun gırtlağına çöktüğü zaman yaptığı zamanları hepimizin bildiği Sabri Ünver, bir sene sonra parkurlara dönen iki sene önce Ege’de sınıfın kazananı olan Nebil Erbil ve “Road Runner” Yiğit’in arasındaki çekişmeyi herkes Fitch’den gelecek kredi notu bekleyen ülkeler gibi bekliyordu. Evet sınıfı ilk defa oturduğu Mitsubishi EVO X ile Yiğit kazandı ama bence Yiğit kadar tebriği Uğur Soylu da hakediyor. İkisinin temposu inanılmazdı. Son etapta podyumdaki mücadelede oldukça “yürüyen” S2000 pilotlarından en yukarıdaki isim Fatih Kara’nın sadece 16 saniye arkasında idiler. Yiğit ile Burak Çukurova’nın ise arasında sadece 8.3 saniye vardı. Toksport WRT’nin bu iki “delikanlı” pilotuna bize izlettikleri de mücadele için teşekkürler. Bu arada dikkatinizde kalsın Yiğit, finiş gördüğü her yarışta birinci olmaya devam ediyor.

R2’lerde Buğra’yı uzun zamandır takip ediyorum. Çok efendi, okulunda başarılı, gerektiği zaman temposunu ayarlamayı bilen, genç yaşına rağmen aldığı başarılarda şımarmayan, herkese karşı saygılı, daha limitine gelmediğine inandığım bir kardeşimiz. Bu sezon yeni co-pilotu Burak Erdener ile belirledikleri akıllı tempoları ile yarışı kazansa da, Toksport WRT’nin yeni transferi Yıldıray, bence en çok bahsedilmesi gereken isim bu yarış. Bir tık daha dikkate ihtiyacı var, incarlarını izleme fırsatı yakalarsanız sanki Ankara – İstanbul arası konforlu bir seyahat edercesine kullandığı R2’siyle attığı zamanlar, Emre Büyükbayrak’ın ona taktığı lakap olan “Çıldıray” niteliğinde. Yarışın ilk etabında Hakkı’yı da geçse S2000’lerin arkasına geçecekti. Yıldıray bu sene iki çekerde çok can yakacak, biraz dikkat sadece. Nazar değmesin diyerek diğer yarışlardaki performansını merakla bekliyoruz. Bu arada Ümitcan, Eytan Halfon ve sayın Tanrıbilir her an iki çekerde sürprize kalkışabilir, hiç kopmadılar bu yarışta mücadeleden. Dört çekerden inip iki çekere binerek o tempoya erişmek kolay olmasa gerek.

Historic’te ise tam manasıyla sezon başlamadı. Cevdet Durmaz’ın aylardır el emeği, göz nuru şeklinde hazırladığı Golf’ler Eskişehir’de görücüye çıkınca Escort’lar karşısında neler yapabilir göreceğiz. O şampiyonada da çok keyifli rekabetler ve çok şahane insanları etaplarda görebiliriz.

Bu arada ralli branşımız senelerdir ilk defa bu kadar neticeler anlamında bilinmezlik içinde. Bu bilinmezliğin de doğal olarak rekabeti arttırarak hızı doğuracak. Dolayısıyla bu hızın da ralliyi izlenesi bir spor haline getirmesi su götürmez bir gerçek iken, sporun yayılması için bu kadar “malzeme” kullanılarak bir şeyler üretilmeli.

Bizler yine de olabildiğince bu sezon etaplara eş, dost, tanıdık, akraba, komşu gibi bir takım yakınlık duyduğumuz insanları etaplara götürelim, bakın 10 gün sonra iki çekerlerin meydan muhaberesinde ikinci randevu Kocaeli’nde. Hava da güzel duruyor tahminlere göre, bilginize.

Yukarı
%d blogcu bunu beğendi: