Category archive

Otomotiv

Efsane Transit Elektriklendi

08/04/2022 Kategori : Elektrikli Otomotiv

Avrupa’nın en güçlü ve Türkiye’nin ilk elektrikli ticari aracı E-Transit, Kocaeli’de hattan indirildi

Avrupa’nın en güçlü elektrikli ticari aracı E-Transit’in üretimi, elektrik enerjisinin tamamını yüzde 100 yenilenebilir kaynaklardan elde eden Kocaeli Fabrikaları’nda başlıyor. Ford Otosan, bu adımla birlikte Ford’un Avrupa’daki elektrikli ticari araç üretim üssü haline geliyor. 

Türkiye otomotiv sanayisinin lider şirketi Ford Otosan, Ford’un Avrupa’daki ilk elektrikli ticari aracı Ford E-Transit’i, Kocaeli fabrikalarında hattan indirdi. Törene, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Koç Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve Ford Otosan Yönetim Kurulu Başkanı Ali Y. Koç, Koç Holding CEO’su Levent Çakıroğlu, Koç Holding Otomotiv Grubu Başkanı Haydar Yenigün, Ford Otosan Genel Müdürü Güven Özyurt ve Ford Otosan çalışanları katıldı.

Ford Otosan, otomotiv sanayisinin dönüşümündeki liderliğini elektrifikasyon sürecine de taşıyor. Daha önce Gölcük Fabrikasında Plug-in Hybrid (PHEV) üretimi için yeni bir seri üretim hattı açan Ford Otosan, burada üretilen Türkiye’nin segmentinde ilk PHEV ticari araçlarıyla uluslararası ödüller elde etmişti.  Geçen yıl Mart ayında açıklanan, elektrikli ve bağlantılı yeni nesil ticari araç projelerine yönelik 10 yıl etki süresine sahip, 2 milyar Euro tutarındaki yatırım planının önemli adımlarından biri ise, E-Transit’in üretimiyle hayata geçiyor. Batarya montajı dahil Türkiye’de üretilen ilk tam elektrikli ticari aracın üretim sorumluluğu ile, Ford Otosan Kocaeli Fabrikaları da Türkiye’nin ilk   elektrikli araç entegre üretim tesisi konumuna ulaştı. Elektrik enerjisinin tamamını yüzde 100 yenilenebilir kaynaklardan elde eden Gölcük fabrikasında üretilen Avrupa’nın en güçlü tam elektrikli ticari aracı E-Transit, bu anlamda Ford Otoan’ın elektrifikasyon yolculuğunda önemli bir kilometre taşı.  

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank: “E-Transit ile tarihi bir ana şahitlik ediyoruz”

Törende yaptığı konuşmada otomotiv sanayisinin Türkiye’nin ihracatı açısından önemine değinen ve otomotivde yeni nesil araçlara doğru yaşanan dönüşümde, Türkiye’nin öncü olması gerektiğini belirten Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank; “Ford Otosan’ın geçen yıl duyurduğu 2 milyar Avroluk yatırımın ve 10 yıllık vizyonunun ilk aşamasındayız. Bugün otomotiv sektöründe hızlı bir dönüşümden bahsediyoruz. 2030’da dünyadaki araçların yüzde 30’u elektrikli ve bağlantılı araçlardan oluşacak. Türkiye otomotiv sanayisindeki üretim gücü ile dünyadaki 14 üretici arasında yer alıyor. Ülkemiz elektrikli araç pazarında aslan payını almaya talip.” dedi ve sözlerini şöyle sürdürdü: 

“Ford Otosan’ın bugün ortaya koyduğu E-Transit ile tarihi bir ana şahitlik ediyoruz. Sektörde Türkiye’yi bir adım öne çıkaracak elektrikli Transitlerin hayırlı olmasını diliyorum. Ford Otosan, Türkiye’nin gözbebeği ve Ford Otosan’ın kapasitesini artırması ihracatımızı da artıracak. Yatırımlar artarsa Türkiye kazanacak.”

Ali Y. Koç: “Ford Avrupa’nın ilk elektrikli ticari modeli E-Transit’in ülkemizde, Türk mühendisleri ve işçileri tarafından üretilmesi, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk yıllarından itibaren adım adım büyüyen sanayileşme hamlelerinin bir neticesidir.”

Türkiye’nin ve Ford Avrupa’nın ilk elektrikli ticari modeli olan ve elektriği yüzde 100 yenilenebilir enerjiden tedarik edilen Gölcük Fabrikası’nda üretilen E-transit’i hattan indirmenin kıvancını yaşadıklarını belirten Koç Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve Ford Otosan Yönetim Kurulu Başkanı Ali Y. Koç ise, “Bugün Koç Topluluğu ve Ford Otosan olarak sadece bizim için gurur verici bir adım atmıyoruz. Türk otomotiv sanayisinin geldiği noktayı; ülkemiz sanayisinin teknoloji, üretim ve insan gücü açısından ulaştığı zirveyi de kutluyoruz. Gururla ifade edebilirim ki; Ford Avrupa’nın ilk elektrikli ticari modeli E-Transit’in ülkemizde, Türk mühendisleri ve işçileri tarafından üretilmesi, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk yıllarından itibaren adım adım büyüyen sanayileşme hamlelerinin bir neticesidir” dedi. 

Ford Otosan’ın son dönemde yaptığı yatırımları hatırlatan Ali Y. Koç, sözlerine şöyle devam etti: “Bütün bu yatırımlarımızın gayesi ortak: Ülkemizin bugün ve gelecekte küresel ölçekte rekabet edebilme gücünü daha da artırmak. Bu doğrultuda otomotiv ana sanayimizi, giderek gelişen yan sanayi ekosistemimizle birlikte, küresel üretim ağının en önemli ve vazgeçilmez oyuncularından biri haline getirmek.”

Ford Otosan’ın, 60 yılı aşkın köklü kurumsal kültürü ve tecrübesiyle, kurulduğu günden bu yana Türkiye’de sanayinin gelişimiyle birlikte anıldığını ifade eden Ali Y. Koç, “Geçmişten bugüne attığımız adımlara baktığımızda, dünyada otomotiv sektörünün gidişatını doğru okumayı başardığımızı memnuniyetle görüyoruz” diye konuştu.

Ali Y. Koç, “Dünyamız, büyük etkileri olan siyasi, ekonomik, toplumsal ve teknolojik değişimlerle, yeni riskler ve fırsatlarla dolu farklı bir geleceğe yol alırken, Türkiye’nin her yönüyle kalkınmasına destek olmak amacıyla, Koç Topluluğu olarak – şartlar ne olursa olsun – gelecekte de ülkemiz için yatırım yapmaya ve katma değer yaratmaya, var gücümüzle devam edeceğiz” dedi. 

Güven Özyurt: “Stratejik adımlarımızın ve bugüne kadarki başarılarımızın bir ürünü”

Hızla değişen bir dünyada Ford Otosan’ın esnekliği, yüksek kaliteli üretimi ve verimliliği ile öne çıktığını; üst düzeydeki üretim ve mühendislik çözümleri ile müşteri taleplerini hızlı bir şekilde karşıladığını belirten Ford Otosan Genel Müdürü Güven Özyurt, sözlerini şöyle sürdürdü: 

“Halihazırda Ford’un Avrupa’da sattığı Transit ailesi araçların yüzde 87’sini Kocaeli Fabrikalarımızda üretiyoruz. Ford’un Avrupa’daki ilk elektrikli aracının, adeta Transit’in evi haline gelen Kocaeli’de hattan inmesini, elektrikli araçlar konusundaki stratejik adımlarımızın ve bugüne kadar imza attığımız başarıların bir ürünü olarak görüyoruz. Efsane Ford Transit’in elektriklenmesi, başka dönüşümlerin de kapısını aralıyor. Önümüzdeki seneden itibaren sorumluluk alanımız Ford’un diğer elektrikli modellerinin üretimiyle daha da genişliyor ve Ford Otosan, Ford’un elektrikli ticari araç üretim üssü haline geliyor.”

Avrupa’nın en güçlü tam elektrikli ticari aracı E-Transit, ticarete yön verecek

Batarya montajı dahil Ford Otosan tarafından üretilen Avrupa’nın en güçlü tam elektrikli ticari aracı E-Transit, ticaretin geleceğine yön vermeye devam edecek. 50 yılı aşkın sürede 10 milyonun üzerinde üretimle Ford’un Avrupa’daki en uzun ömürlü modeli ve dünyanın en çok tercih edilen ticari aracı haline gelen Ford Transit’in elektrikli versiyonu E-Transit, Ford’un otomotiv sektöründeki elektrik dönüşümüne liderlik etme vizyonunu da ortaya koyuyor. 

Ford E-Transit, güçlü batarya kapasitesi ile ortalama filo kullanıcılarının günlük olarak sürdüklerinden 3 kat daha fazla mesafe kaydedebiliyor. Van, çift kabin van ve kamyonet gibi üç farklı gövde seçeneğiyle sunulacak E-Transit hem AC hem de DC hızlı şarj özelliğine sahip. Böylece AC şarj ile yaklaşık 8,2 saatte yüzde 100 şarj olabilirken 115 kW DC Hızlı şarj özelliği ile de 34 dakika içinde yüzde 15’ten yüzde 80’e kadar şarj gerçekleştirebiliyor.

Renault, Yeni Nesil Mitsubishi COLT’u Bursa’da Üretecek

07/04/2022 Kategori : Otomotiv

52 yıldır Türkiye’de faaliyetlerini sürdüren Renault Group, ara vermeden devam ettiği yatırımlarına yeni nesil şehir otomobili Mitsubishi COLT’un Bursa’da üretimini de ekliyor. 

Renault Group Türkiye CEO’su ve Oyak-Renault Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Doğu: “Yatırımlarımıza Türkiyeye duyduğumuz sarsılmaz güven doğrultusunda ara vermeden devam edeceğiz. Yeni duyurumuz, bu kararlılığımızın somut bir göstergesidir.”

Yeni nesil COLT, tıpkı Clio modelinde olduğu gibi Renault-Nissan-Mitsubishi İttifakı’nın modüler CMF-B platformunda üretilecek. Yeni araç 2023’ün 4. çeyreğinde Avrupa’da satışa sunulacak.

Renault-Nissan-Mitsubishi İttifakı’nın “kazan-kazan” felsefesine dayalı işbirliği stratejisi ve Renault Group’un Oyak Grubu ile 52 yıldır süregelen köklü ortaklığı, Yeni Nesil Mitsubishi Colt’un Oyak-Renault Bursa Fabrikası’nda üretilmesi kararı ile daha da güçleniyor.

Renault Group Türkiye CEO’su ve Oyak-Renault Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Doğu, konuyla ilgili yaptığı açıklamada şunları söyledi:

Renault Group olarak 1969dan bu yana Türkiyede Oyak Grubu ortaklığında köklü ve başarılı bir şekilde ve 21 yıldan bu yana da sektör lideri sıfatıyla varlık göstermekteyiz. 

Binek araç üretiminde lider konumunda olan ve üretiminin %80’ini ihraç eden Oyak-Renault Bursa Fabrikası Türkiyenin en fazla ihracat yapan şirketleri arasında 3. sırada yer alıyor ve Türkiyenin toplam ihracatına yıllık 2,3 milyar avroluk katkıda bulunuyor (2021 rakamı). 150den fazla noktadan oluşan yaygın satış ve satış sonrası servis ağıyla Renault ve Dacia markalarının dağıtım faaliyetini yürüten Renault MAİS A.Ş., Türk otomotiv pazarına en geniş yelpazede ürün sunan şirketlerin başında geliyor. Oyak-Renault Bursa fabrikasında üretilen Clio ve Megane Sedan yıllardır tüketiciler tarafından en çok tercih edilen modeller arasında yer alıyor. 2000 yılından bu yana Türkiyeye yaptığımız yatırımların toplamı 2 milyar avro seviyesinde bulunuyor.

Yatırımlarımıza Türkiyeye duyduğumuz sarsılmaz güven doğrultusunda ara vermeden devam edeceğiz. 

Yeni duyurumuz, bu kararlılığımızın somut bir göstergesidir.” 

VW ID.Buzz Sonunda Ortaya Çıktı

09/03/2022 Kategori : Elektrikli Otomotiv
Martin Meiners

Beş yıl sonra, Volkswagen ID. Buzz nihayet üretim özellikleri ile ortaya çıktı. Evet, elektrikli mikrobüsün hayata geçmesi için bekleme sona erdi (biraz daha beklemek kaydıyla). Ve bunca zaman içinde, minibüs, konseptin dış tasarımının çoğunu korumayı başardı ve hala konseptin doğurduğu ismi koruyor: ID. Buzz. Bildiğimiz kadarıyla, VW ID isimlendirmesinde bir sayı yerine bir kelime son eki olan ilk model.

Dışarıdan, özellikle isteğe bağlı iki tonlu boyaması sayesinde öncüsüne selam duruyor. Minibüsün üst ve alt bölümlerini ayıran karakter çizgisine karışan benzer ince farlara ve arka lambalara sahip. Hava girişleri için ön tamponun altında sayısız elmas açıklığa sahip. Arka sütunlar biraz daha kalın ve orijinal arkadan motorlu kamyonetlerin arka hava girişlerinden ilham alıyor. Aynı zamanda şekliyle de oldukça iddialı. Elbette, burun ve arka kapak boyunca kurumsal ışık çubuğunun eklenmesi gibi farklılıklar var ve muhtemelen pratiklik nedenleriyle biraz daha az yuvarlak şekilere sahip. Yarı yüzer bir çatı görünümü vermek için sütunların tümü de gizlenmiş.

İçeride, minibüs daha çok modern bir VW’ye benziyor. Standart 10 inç Dijital Kokpit gösterge ekranının yanı sıra bilgi-eğlence için 10 inç dokunmatik ekrana sahip. İsteğe bağlı olarak 12 inçlik ekran ile gelebiliyor. Ayrıca, diğer VW’lerde beğenmediğimiz iklim kontrolü için dokunmatik düğmeler de yerinde duruyor. ID.4’ten gelen gösterge ışığı, çeşitli işlevler için görsel ipuçları sağlayan bir dönüş sağlıyor. Ama yine de, iç tasarım tümden modern bir VW sunmuyor. Opsiyonel olarak sunulan, dış kısımla uyumlu iki tonlu bir iç mekan mevcut.

Renk konusunda, tamamı üst renk için Candy White kullanan dört adet iki tonlu seçenek var. Bunlar, üstte gösterilen kısa dingil mesafeli yolcu minibüsünde gördüğünüz Kireç Sarısı ve Enerjik Turuncu. Ayrıca, yukarıda gösterilen ID Buzz Cargo’da görülen Bay Leaf Green ve Starlight Blue da mevcuttur. Bu renklerin dördü de tek renkli konfigürasyonlarda bulunabilir ve bunları Candy White, Mono Silver ve Deep Black gibi seçenekler olarak birleştirmek de mümkündür.

Çeşitli ID.Buzz konfigürasyonları mevcut olacak, ancak yalnızca bir tanesi ABD’ye geliyor. Avrupa’da Buzz bu yılın üçüncü çeyreğinde kısa dingil mesafesi ile ya üç-ön koltuk sırası veya önde iki koltuklu ve arkada üç koltuklu iki sıralı yolcu minibüsü olarak sunulacak. Daha sonra kısa dingil mesafeli modelin altı koltuklu üç sıralı versiyonu ikinci sıra koltuklarla birlikte satışa sunulacak. 2023’te VW, üç sıra ve yedi koltuklu uzun dingil versiyonunu satışa çıkaracak. Bu ABD’de de satılacak versiyon olacak ama 2025 modeli olarak 2024’e kadar bayilere ulaşmayacak.

Şimdiye kadar ID.Buzz için yalnızca bir güç aktarma organı duyuruldu. ID.4 tabanındaki aynı arkadan motorlu, arkadan itişli yerleşim düzenidir. Motor, 201 beygir gücü ve 310 newton/metre tork üretiyor. ID.4’te de kullanılan 82 kWh’lık batarya Buzz’da da yer alacak ve 77 kWh kullanıma hazır olacak. Şarj oranları AC şarj için 11 kW ve DC hızlı şarj için 170 kW’dır. VW, ek pil seçeneklerinin daha sonra açıklanacağını ve diğer ID modelleriyle aynı MEB mimarisi üzerine inşa edileceğinden, gelecekte 302 beygir gücüne sahip çift motorlu, dört tekerlekten çekişli bir varyantın gelebileceğini söyledi.

ID.Buzz’ın fiyatlandırması ise açıklanmadı. VW İngiltere’de düzenlenen önizleme sürüşünde şirket, kargo versiyonu yaklaşık 42.000 £ ile 50.000 £ hedeflediğini söylemişti. ABD sürümünün, yalnızca ekstra boyutu nedeniyle 42.000 $ civarında başlayan ID.4’ten daha yüksek başlayacağından eminiz. Ancak, uzun dingil mesafeli versiyonları hazır olmadan önce ve birkaç yıl arasında kesinlikle daha fazlasını öğreneceğiz.

<a rel=
JOEL STOCKSDALE

AutoBlog yazarının aşağıdaki linkteki haberi tercüme edilmiştir.

Tamamen Elektrikli ilk Rolls-Royce: SPECTRE

29/09/2021 Kategori : Otomotiv

Rolls-Royce Motor Cars bugün yaptığı tarihi bir açıklamayla, ilk tamamen elektrikli otomobilinin yolda test edilmesinin yakın olduğunu duyurdu.

Rolls-Royce’un kendi uzay çerçevesi mimarisiyle desteklenen otomobil 2023’ün 4. çeyreğinde piyasaya çıkacak.  400 yıllık bir kullanım simülasyonu olacak küresel testler 2,5 milyon kilometreyi kapsayacak.  

Ayrıca 2030’a kadar tüm Rolls-Royce ürünleri tamamen elektrikli olacak. Lüks otomobil üreticisi artık herhangi bir içten yanmalı motorlu otomobil üretmeyecek. 

Rolls-Royce Motor Cars CEO’su Torsten Müller-Ötvös, marka için bu çığır açan anı açıklarken şunları söyledi; Bugün, 4 Mayıs 1904’ten bu yana Rolls-Royce Motor Cars tarihindeki en önemli gün. O tarihte, kurucu babalarımız Charles Rolls ve Sir Henry Royce, ilk kez bir araya geldi ve ‘en iyi’yi yaratacakları konusunda anlaştılar. Dünyada motorlu araba’. 

Zamanında kendilerine sunulan en ileri teknolojiyi kullanarak ve olağanüstü mühendislik akıllarını uygulayarak, bu iki öncü, tamamen yeni bir ayrım ölçütü belirleyerek, erken içten yanmalı motorlu arabaları gürültülü, rahatsız edici ve ilkel ulaşım araçlarından yükseltti.“Yarattıkları otomobiller, dünyaya gerçek bir lüks deneyimi sundu ve Rolls-Royce için bugüne kadar tartışmasız olarak işgal etmeye devam ettiği nihai zirve konumunu güvence altına aldı. Marka, bir yüzyıldan fazla bir süredir içten yanmalı otomobillerde en iyiyi tanımlamaya devam ediyor.“

117 yıl sonra bugün, Rolls-Royce’un küresel tamamen elektrikli otomobil devrimini yükseltecek ve ilk ve en iyi süper otomobili yaratacak olağanüstü yeni bir ürün için yolda test programına başlayacağını duyurmaktan gurur duyuyorum. Bu bir prototip değil. Gerçek olan bu, açıkça test edilecek.

Elektrikli otomobil konusunu sürekli ele aldıklarını belirten Torsten Müller-Ötvös şöyle devam etti;Ancak mevcut teknolojinin Rolls-Royce deneyimini destekleyebileceği konusunda  şimdiye kadar tatmin olmadık. Rolls-Royce’da bir süredir elektrikli bir güç aktarma organı deniyoruz. Sessiz, rafine ve neredeyse anında tork oluşturarak muazzam bir güç üretmeye devam ediyor.  Rolls-Royce’da buna “waftability” diyoruz.

2011’de  çalışır durumda  tamamen elektrikli bir Phantom olan 102EX’i ortaya çıkardık. Bunu 2016 yılında, markanın birkaç on yıl sonraki geleceğine yönelik vizyonumuzu temsil eden yine tamamen elektrikli 103EX ile izledik.”  

Bu olağanüstü ürünler, müşterilerimiz arasında elektrikli güç aktarma teknolojisine büyük bir ilgi uyandırdı. Rolls-Royce için mükemmel bir seçim olduğunu düşündüler. Ve son on yılda bana defalarca “Rolls-Royce ne zaman elektrikli olacak?” ve “İlk elektrikli arabanızı ne zaman üreteceksiniz?” gibi sorular sorulmuştur.

“Açık bir sözle cevap verdim: ‘Rolls-Royce bu on yılda elektriklenecek.’ Bugün sözümü tutuyorum.” 

Rolls-Royce, bugün gerçeğe dönüşen tarihi ve benzersiz bir girişime başladı. Tasarımcılarımız ve mühendislerimiz bizi buraya getirmek için durmaksızın çalıştılar. Artık tarihteki ilk tamamen elektrikli Rolls-Royce’un yol testlerine başlamaya hazırız.”

Güç aktarma sistemi teknolojimizdeki bu temel değişiklik, ürünü dünyanın en seçici ve talepkar bireylerine, Rolls-Royce müşterilerimize sunmadan önce, ürünün her yönüne meydan okumamızı gerektiriyor. 

Markamız için yeni bir mirasın başlangıcı olan bu araba için Phantom, Ghost ve Wraith gibi isimler kadar çağrıştıran tamamen yeni bir isim üzerinde karar kıldık. 

Yeni isim  ”Spectre”,ürünlerimizin içinde bulunduğu öteki dünyaya ait ortama mükemmel bir şekilde uyar . ”Spectre” ile 2030 yılına kadar tüm ürün portföyünün tamamen elektrifikasyonu için referanslarımızı belirledik. ” dedi.

Yepyeni Opel Astra artık Şarj Edilebilir Hibrit

13/07/2021 Kategori : Otomotiv
The new 2021 Opel Astra

Tamamen yenilenen yeni Astra, Mokka, Crossland ve Grandland’ın ardından cesur ve saf tasarım felsefesiyle yorumlanan Opel’in ilk hatchback modeli olmasıyla ön plana çıkıyor.  Bununla beraber yeni Astra, şarj edilebilir hibrit teknolojisine sahip versiyonlarıyla da ilk kez elektrikleniyor. Markanın yeni yüzü ve temel dış tasarım öğesi olan Opel Vizör’le daha dinamik bir görünüme kavuşan yeni Astra’nın iç mekânında ise geniş ekranlar ve sezgisel kumandalarıyla tamamen dijital Pure Panel dikkatleri üzerine çekiyor. 168 LED hücreye sahip en güncel Intelli-Lux LED® Pixel Far teknolojisine sahip olan yeni Astra’da, 6 ileri manuel ve 8 ileri otomatik şanzıman versiyonları, verimli dizel ve benzinli motorlar ile zengin kişiselleştirme seçenekleri öne çıkıyor. Yeni Opel Astra, 2022 yılında Türkiye’de yollara çıkmaya başlayacak.

Alman otomotiv devi Opel, başarı hikayesi 30 yıl önceki efsanevi Kadette’e kadar uzanan ve en çok satan modeli olma unvanını taşıyan Astra’yı tamamen yeniledi. Altıncı nesil Astra, SUV modeller Mokka, Crossland ve Grandland’in ardından Opel’in cesur ve saf tasarım felsefesiyle yorumlanan ilk hatchback modeli oldu. Yeni Astra’yla beraber tamamen yeni bir sayfa açan Alman üretici, kompakt modelin iki farklı performans seviyesiyle tercih edilebilecek şarj edilebilir hibrit versiyonlarını da duyurdu. Böylece, Astra şarj edilebilir hibrit teknolojisiyle ilk kez elektrikliye geçiş yaptı. Markanın yeni yüzü ve temel dış tasarım öğesi olan Opel Vizör’le daha dinamik bir görünüme kavuşan yeni Astra’nın iç mekânında ise geniş ekranlar ve sezgisel kumandalarıyla tamamen dijital Pure Panel dikkatleri çekiyor. 168 LED hücreye sahip en güncel Intelli-Lux LED® Pixel Far teknolojisine sahip olan yeni Astra’da, 6 ileri manuel ve 8 ileri otomatik şanzıman versiyoları, verimli dizel ve benzinli motorlar ile zengin kişiselleştirme seçenekleri de öne çıkıyor. Yeni Astra’yı Rüsselsheim’daki genel merkezinde tasarlayıp geliştiren Opel, modelin üretimine sonbaharda başlayacak ve yeni Astra’yı 2022 yılında Türkiye yollarında da göreceğiz. 

“Yeni bir Şimşek doğuyor”

Yeni Astra’yı değerlendiren Opel CEO’su Michael Lohscheller, “Yeni Astra ile yeni bir Şimşek doğuyor. Yeni model etkileyici tasarımıyla, sınıfının öncü teknolojileriyle, elektrikli ve mümkün olan en düşük emisyonlara sahip yüksek verimli motor seçenekleriyle yeni bir dönemin kapılarını aralıyor. Yeni Astra, en küçük ayrıntıya kadar büyük bir hassasiyetle tasarlandı. Yeni nesil Astra’nın markamızın en çok satan modeli olmaya devam edeceğinden ve markamıza birçok yeni müşteri çekmek için gereken her şeye sahip olduğundan eminiz” şeklinde konuştu.

Opel’in güçlü ve saf tasarım felsefesinin yeni yorumu

Yeni Astra’nın tasarımı Opel’in 2020’li yıllar boyunca uygulayacağı güncel tasarım diliyle buluşuyor. Markanın ilk kez gerçek anlamda Mokka’da kullandığı yeni yüzü ve temel dış tasarım öğesi olan Opel Vizör, aracın ön cephesi boyunca uzanıyor yeni Astra’nın daha geniş görünmesini sağlıyor. Ultra ince Intelli-Lux LED® farlar ve Intelli-Vision sisteminin ön kamerası gibi teknolojiler ön yapıya kusursuz bir şekilde entegre ediliyor. Yeni nesil Astra, yandan bakıldığında gayet  dinamik bir görünüm sergiliyor. Arkadan bakıldığında ise Opel Compass yaklaşımı, merkezi olarak tam ortada konumlanan Şimşek, dikey olarak hizalanan yüksek konumlu fren lambası ve arka stop lambaları tarafından tekrarlanıyor. Tüm dış aydınlatmalarda olduğu gibi stop lambalarında da enerji tasarruflu LED teknolojisi kullanıyor. Şimşek logosu, bagaj kapağının mandalı olarak önemli bir işlev üstleniyor. 

Yeni Astra, yeni tasarım yaklaşımımızın heyecan verici bir sonraki adımını temsil ediyor” sözleriyle yeni Astra’nın tasarımını değerlendiren Tasarımdan Sorumlu Başkan Yardımcısı Mark Adams, “Güçlü Vizör ön yüzü, kaslı çamurluk kemerleri ve parlak yüzeyleriyle yeni Astra, son derece sportif ve kendinden emin bir kişiliğe sahip. İç mekân da geleceğe cesur bir adım atıyor. Yeni Pure Panel, geniş cam yüzeylere sahip sürücü odaklı kokpiti ile müşterilerimize tamamen yeni bir duygusal deneyim yaşatacak”  ifadelerini kullandı.

Tamamen cam seçeneği ile yeni nesil Pure Panel dijital kokpit

Aynı Alman hassasiyeti, ilk kez Mokka’da kullanılan yeni nesil Pure Panel ile vurgulanan iç mekânda da geçerli. Bu geniş dijital kokpit, isteğe bağlı olarak tamamen cam şeklinde tercih edilebiliyor ve sürücü tarafı havalandırmasıyla birlikte yatay biçimde entegre edilen iki adet 10 inç ekrana sahip olmasıyla dikkat çekiyor. Ön camdaki yansımaları önleyen perde benzeri bir katman sayesinde ekranların üzerinde bir siperliğe gerek duymayan kokpit, ileri teknoloji ile işlevselliği bir arada sunuyor ve iç ambiyansı daha da geliştiriyor. En aza indirilen zarif tuş şeklindeki fiziki kumandalarıyla Pure Panel, dijitalleşme ve sezgisel kullanım arasında optimum denge sağlıyor. Dokunmatik ekran dışında doğal dilde ses kontrolü ile de kullanılabilen ve bağlantılı servislere sahip yeni nesil bilgi-eğlence sistemi, akıllı telefonlar için geliştirilmiş kablosuz Apple CarPlay ve Android Auto bağlanabilirliği sunuyor.

Astra, güçlü şarj edilebilir hibritlerle ilk kez elektrikliye geçiyor

Yeni Astra, markanın kompakt sınıf tarihinde bir ilk gerçekleştirerek satış başlangıcından itibaren yüksek verimlilik seviyesine sahip benzinli ve dizel motor seçenekleri dışında güçlü şarj edilebilir hibrit versiyonlarıyla da  piyasaya sunulacak. Güç seçenekleri benzinli ve dizel versiyonlarda 110 HP (81 kW) ile 130 HP (96 kW) arasında değişiyor ve şarj edilebilir hibrit versiyonlarda ise 225 HP’ye (165 kW) kadar uzanıyor. Benzinli ve dizel motor seçeneklerinde altı vitesli manuel şanzıman standart olarak sunulurken, daha güçlü motor seçeneklerinde ise isteğe bağlı olarak sekiz vitesli otomatik şanzıman da sunuluyor.

Dinamik ve dengeli yol tutuş, “otoyol güvenli” fren ve stabilite özellikleri

Yeni Astra, en başından itibaren Opel DNA’sına uygun şekilde, son derece esnek EMP2 çok enerjili platformun üçüncü nesli üzerine inşa edildi. Bu, yol tutuşunun dinamik ama aynı zamanda dengeli olduğu ve her Opel gibi yeni modelin de “otoyol güvenli” olduğu anlamına geliyor. Modelin yüksek hız dengesi en öncelikli geliştirme hedeflerinden biri olarak karşımıza çıkıyor. Yeni model fren anında, üstün bir performans sergiliyor ve düz bir çizgide olduğu kadar virajlarda da oldukça dengeli kalıyor. Yeni Astra’nın burulma rijitliği ise önceki nesilden yüzde 14 daha yüksek.

Daha alçak ve daha geniş

Sportif bir beş kapılı gövde tipiyle pazara sunulacak yeni Opel Astra, daha alçak bir siluete sahip olmasına karşın, yerini aldığı nesil ile kıyaslandığında daha geniş bir iç mekana sahip olacak. Yeni Astra, 4.374 mm uzunluk ve 1.860 mm genişlik ile tam da kompakt sınıfın merkezinde yer alıyor.  Yeni Astra, 2.675 mm (+13 mm) daha uzun bir dingil mesafesine sahip olmasına karşın önceki modelden sadece 4,0 mm daha uzun. Kaslı ve kendinden emin duruşuyla yeni Astra, ayarlanabilir zemine sahip pratik bagajıyla 422 litrelik bir bagaj hacmi sunuyor.

Yarı otonom şerit değiştirme dahil, gelişmiş sürüş destek sistemleri

Yeni Astra, aynı zamanda en güncel otonom sürüş destek sistemlerini de içeriyor. Tüm bu gelişmiş teknoloji ön camdaki çok işlevli kameraya ek olarak biri önde, biri arkada ve birer adet yanda olmak üzere dört gövde kamerası, biri önde ve her bir köşede olmak üzere beş radar sensörü ve ayrıca ön ve arka olmak üzere ultrasonik sensörleri kullanıyor. Kamera ve sensörler, kameraların ve radarın menzilini uzatan Intelli-Drive 2.0 kapsamında e-horizon bağlantısıyla entegre ediliyor. Bu teknoloji, sistemin virajlardaki hızı uyarlamasını, hız önerilerinde bulunmasını ve yarı otonom şerit değişiklikleri yapmasını sağlıyor. Direksiyon simidindeki el algılama özelliği, sürücünün her zaman sürüşe keyifle dahil olmasını sağlıyor.

Intelli-Drive 1.0 arka çapraz trafik uyarısı, uzun menzilli kör nokta algılama ve otomobili şeridinin ortasında tutan aktif şerit konumlandırma gibi işlevleri kapsıyor. Oldukça uzun otonom sürüş destek sistemleri listesi ayrıca, ayarlanan hızı aşmadan öndeki aracı takip etmek için hızı artıran veya azaltan, gerekirse durana kadar fren yapabilen uyarlanabilir hız sabitleme sistemini de içeriyor. Otomatik şanzımanla sunulan Start&Stop işlevi ile sürüş otomatik olarak devam ediyor. Sınıfının en gelişmiş sürüş destek sistemleri ayrıca; büyük bir yükseltilmiş gösterge ekranı ve daha kolay park etmek için bir kamera ve radar tabanlı sistem olan Intelli-Vision gibi fonksiyonları da içeriyor.

Yeni Astra, premium Intelli-Lux Pixel Light®’ı kompakt sınıfa getiriyor

Astra’nın ileri teknolojide öncü olma rolü, Opel markasının uzmanlık alanları olan aydınlatma ve koltuk sistemleri ile devam ediyor. Önceki nesil, 2015 yılında uyarlanabilir matrix farın pazara sunulmasında öncü bir rol oynamıştı. Yeni nesil ise aydınlatmada son nokta olan Intelli-Lux LED® Pixel far teknolojisini ilk kez kompakt sınıfın kullanımına sunuyor. Opel’in Grandland ve Insignia modellerinde kullanıma sunulan bu ileri teknoloji, her biri ultra ince farda 84 olmak üzere 168 LED hücresiyle pazarın en gelişmiş aydınlatma teknolojisini kullanıma sunuyor. Uzun far, trafikteki diğer paydaşların gözünde parlama yapmadan milisaniyeler içinde kusursuz bir şekilde ayarlanıyor. Karşıdan gelen veya önde ilerleyen trafikte, sürücüler ışık huzmesinden kesinlikle etkilenmiyorlar. Işığın menzili ve yönü, sürüş koşullarına ve çevreye göre otomatik olarak uyarlanıyor.

Masaj ve havalandırma özelliğine sahip, sınıfının en iyisi AGR ergonomik koltuklar

Opel’in ödüllü ergonomik AGR koltukları haklı bir üne sahip ve yeni Astra bu uzun soluklu geleneği sürdürüyor. “Aktion Gesunder Rücken e. V.” (Sağlıklı Sırtlar Kampanyası) sertifikalı ön koltukların konumu önceki nesile göre 12 mm daha alçak. Bu da sportif sürüş hissini destekliyor. Spor ile konforu mükemmel harmanlayan koltukların köpük yoğunluğu, iyi bir duruşu garanti ediyor. Yeni Astra’nın AGR ön koltukları, kompakt sınıfın en iyisi ve elektrikli sırt eğim ayarından elektrikli bel desteğine farklı isteğe bağlı ayar işlevi bulunuyor. Nappa deri ile birlikte, havalandırma, sürücü için masaj ve ön dışında arka koltuk ısıtması sunuluyor. Ayrıca, şık Alcantara döşemeler de sunuluyor.

Peugeot’nun yeni yüzü: PEUGEOT 308

18/03/2021 Kategori : Otomotiv

Nesiller boyunca satılan 7.000.000’den fazla araçla kompakt sedan segmentindeki başarısının zirvesinde yer alan Peugeot markası, 2014’te Yılın Otomobili ödülü de dahil olmak üzere uzun bir ödül listesi kazanan Peugeot 308’in yepyeni versiyonunu gururla sunuyor.

Yeni Peugeot 308’in doğal olarak sınıfının en iyisi olan son derece baştan çıkarıcı tasarımı, markanın yeni armasını taşıyor.

Mimarisi genel olarak optimize edilen yeni Peugeot 308’in geliştirilen iç mekanı dinamizmini ve kimliğini ortaya koyuyor.

Teknolojik açıdan, yeni Peugeot 308 en son nesil sürüş yardımcılarını; sezgisel, bağlantılı ve kararlı bir şekilde modern bir bilgi-eğlence sistemi olan i-Connect® Advanced’i içeren yeni Peugeot i-Cockpit®’i sunuyor.

En küçük aerodinamik ayrıntılara kadar verimli ve yüksek performans sunan yeni Peugeot 308, tercih edilen güce sadık olarak, şarj edilebilir hibrit ve içten yanmalı motorlar sunuyor.

Yeni Peugeot 308, satış yapılan ülkeye bağlı olarak, markanın %100 dijital satın alma, takas, finansman ve teslimat yeri seçimi sağlayan çevrimiçi satış sitesinden de satın alınabilecek.

Türkiye’nin en büyük otomotiv yatırımı yine Ford Otosan’dan

17/03/2021 Kategori : Haberler/Otomotiv

Türk otomotiv sanayinin öncü şirketi Ford Otosan, Avrupa’nın en büyük ticari araç üretim üssü olan Kocaeli Fabrikalarında gerçekleştirmeyi öngördüğü 2 milyar euroluk (20,5 milyar TL) yeni yatırımının en önemli fazını duyurdu. Ford Otosan’ın elektrikli ve bağlantılı yeni nesil ticari araç projelerini hayata geçireceği, önümüzdeki 10 yılı kapsayan yatırımın vizyonu Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan, Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, Koç Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve Ford Otosan Yönetim Kurulu Başkanı Ali Y. Koç, Ford Avrupa Başkanı Stuart Rowley, Koç Holding CEO’su Levent Çakıroğlu, Koç Holding Otomotiv Grubu Başkanı Cenk Çimen,  Ford Otosan Genel Müdürü Haydar Yenigün ve Ford Otosan Genel Müdür Baş Yardımcısı Dave Johnston katılımları ile gerçekleştirilen toplantıda açıklandı.

Ford’un ‘Yeni Nesil Transit Custom’ ailesinin dizel ve şarj edilebilir, hibrit elektrikli PHEV (Plug-In Hybrid) versiyonları ile tam elektrikli versiyonu 2023 yılı ortası itibarıyla kademeli olarak seri üretime hazır hale gelecek ve müşterilere sunulacak. Ayrıca, Ford ve Volkswagen’in stratejik ortaklığı kapsamında da Yeni nesil Volkswagen 1 tonluk ticari araç modeli Ford Otosan tarafından Türkiye’de üretilecek.

Avrupa’nın ticari araç üretim lideri, Türkiye’nin ihracat şampiyonu Ford Otosan, otomotiv sanayinin elektrikli dönüşümüne liderlik etme misyonuyla belirlenen, Kocaeli’de elektrikli ve bağlantılı yeni nesil ticari araç projelerinin hayata geçirileceği, 2026’ya kadar sürecek olan 20,5 milyar TL’lik yeni yatırımının en önemli fazını duyurdu.

Ford Otosan’ın elektrikli ve bağlantılı yeni nesil ticari araç projelerini hayata geçirmek amacıyla duyurduğu otomotiv sanayisinin en büyük yatırımı kapsamında; Kocaeli Fabrikaları’ndaki çoğunluğu ihracata yönelik olan ticari araç üretim kapasitesi 650 bin adede çıkacak; yanı sıra 130 bin adetlik batarya montaj kapasitesine ulaşılacak. Ford Otosan tarafından gerçekleştirilen doğrudan 12 bin kişiyi aşkın istihdam ilave 3 bin kişi ile 15 bin kişiye yükselecek. Bununla birlikte, yan sanayide oluşacak ilave 15 bin kişilik istihdam öngörüsü ile toplam 18 bin kişilik yeni iş imkanı yaratılmış olacak.

Yatırım tamamlandığında Türkiye’nin elektrikli ticari araç üretimindeki öneminin artması, aynı zamanda Ford’un elektrikli ticari araç üretim üssüne dönüşmesi hedefleniyor.

Tam elektrikli yeni nesil Transit Custom modeli ve Volkswagen’in 1 tonluk ticari aracı Ford Otosan tarafından Kocaeli’de üretilecek

Ford Otosan Kocaeli Fabrikaları, ilk etapta 2022 yılı itibarıyla Ford’un tam elektrikli ilk ticari aracı E-Transit’in Avrupa’ya yönelik seri üretimini gerçekleştirecek ve bataryalarını da Kocaeli’de temin edecek. Böylece, Kocaeli’de Türkiye’nin ilk ve tek elektrikli araç entegre üretim tesisi kurulmuş olacak.

Ford Otosan, 2023 ilk yarı itibarıyla ise ‘Yeni Nesil Transit Custom’ ailesinin dizel ve şarj edilebilir, hibrit elektrikli PHEV (Plug-In Hybrid) versiyonları ile tam elektrikli ilk versiyonunu da üretmeye başlayacak. Ayrıca; Ford ve Volkswagen’in stratejik ortaklığı kapsamında yeni nesil Volkswagen 1 tonluk ticari araç modeli de Ford Otosan tarafından Kocaeli’de üretilecek.

Bugün açıklanan 1,4 milyar € tutarındaki proje fazı ile Ford Otosan’ın 1 tonluk orta ticari araç kapasitesinin 405 bin adede yükselmesi planlanıyor.   

Koç Topluluğu ve Ford Motor Company arasındaki köklü ortaklığın simgesi Ford Otosan’ın ‘ilk’leri başarmaya ve değer üretmeye devam etmekte olduğunu vurgulayan Koç Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve Ford Otosan Yönetim Kurulu Başkanı Ali Y. Koç ise, “Özellikle belirtmek isterim ki; pandeminin yarattığı belirsizlik ortamında ve herkesin yatırımdan uzak durduğu bir dönemde, tarihimizin en büyük otomotiv yatırımını yapıyor olmak Topluluğumuzun ve ortağımızın ülkemize olan inancının en büyük ispatıdır. Bu yatırımla, Kocaeli Fabrikalarımız Türkiye’nin – bataryası dahil – ilk ve tek elektrikli araç entegre üretim tesisi haline gelecek. 10 yıl sürecek bu yatırımı ileriye dönük stratejik bir hamle olarak görüyoruz. Ortaya çıkacak büyük katma değerin yanı sıra, oluşturulacak ekosistemle de Memleketimizin otomotivdeki rekabet gücünün önemli ölçüde artmasına hizmet edeceğiz” dedi.

Ford Avrupa Başkanı Stuart Rowley ise; “Ford ve Türkiye arasındaki ilişkinin temelleri neredeyse 100 yıl öncesine dayanıyor.  Bugün geldiğimiz noktada Ford Otosan, Türk otomotiv sektörünün öncü şirketi ve global otomotiv endüstrisinin en başarılı ve köklü ortak girişimlerinden biri olmaya devam ediyor. Ford olarak, Koç Topluluğu ile ortak girişimimiz Ford Otosan ile bugüne kadar Türkiye’de başardıklarımızdan gurur duyuyoruz. Bundan sonrasında da bu başarılara yenisini eklemeye hazırız” diye konuştu.

Bu stratejik yatırım öngörüsü ile; halihazırda sadece araç değil mühendislik ve teknoloji ihracatında yıllardır liderliği elden bırakmayan Ford Otosan, ülke ekonomisine katkı ve daha fazla ‘katma değerli’ ihracat için global rekabet avantajı sağlayacak ileri teknolojiler üzerinde çalışma fırsatı bulacak. Ford Otosan mühendisleri de yetkinliklerine elektrikli araçlar ve batarya konusunda tasarım, geliştirme ve yazılım başta olmak üzere kritik yetkinlikleri ekleyecekler. Ayrıca, yan sanayi ekosisteminin de gelişerek geleceğin otomotiv dünyasına hazır hale gelmesi, aynı zamanda global birçok markaya hizmet verebilecek konuma ulaşması öngörülüyor.

İşte Yeni Egea!

27/10/2020 Kategori : Otomotiv

Egea Ailesi Yenileniyor, Dördüncü Gövde “Cross” ile Çıtayı Yükseltiyor!

2020’nin Lideri Fiat’tan Beklenen Crossover!

Tofaş’ın 1 milyar dolarlık yatırım yaparak, 2015 yılında seri üretime geçirdiği ve Avrupa başta olmak üzere dünyanın pek çok ülkesine Tipo ismiyle ihraç ettiği Egea model ailesi, 225 milyon dolarlık yatırımla yenilendi. Yenilenmeyle birlikte Sedan, Hatchback ve Station Wagon gövde seçeneklerine ek olarak model yelpazesine aileyi Crossover sınıfında temsil etmeye hazırlanan “Egea Cross” eklendi. Yeni Fiat Egea Cross, duyguları harekete geçiren tasarımı ve dinamik yapısıyla hem gençlere hem de ailelere hitap ediyor. Ülkemizde satışa sunulmasından bu yana geçen 5 senede “Türkiye’nin En Çok Tercih Edilen Otomobili” unvanını koruyan Egea model ailesi, yatırım kapsamında tasarım ve teknolojik anlamda yenilenirken, sınıfının en iyi güvenlik özellikleri, multimedya  sistemi ve yeni motor seçenekleriyle de ön plana çıkıyor.  Egea Model Ailesi, Tipo adıyla satıldığı İtalya ve Avrupa’da sınıfının en çok beğenilen modellerden biri haline geldi. Aile yollara çıkmaya başladığı ilk günden bu yana Türkiye pazarında toplam 240 bin adetlik satış performansına ulaştı.

Tofaş’ın ürün geliştirme sürecine liderlik ederek, toplamda 1.2 milyar doları aşan yatırımla hayata geçirdiği; Avrupa pazarlarında Tipo ismiyle satışa sunulan Egea model ailesi yenilendi. Son 5 yıldır ülkemizin en çok tercih edilen modeli unvanını bırakmayan lider Fiat Egea ailesinin tasarımı daha çekici ve dinamik bir görünüme kavuşurken, araç en ileri teknolojik çözümlerle yenileniyor. Yeni Fiat Egea model ailesine aynı zamanda yüksek performanslı ve çevre dostu motorlar da ekleniyor. Egea model ailesi kapsamlı bir şekilde yenilenirken, aileye katılan “Cross” ile rekabet gücüne güç katmaya hazırlanıyor.  

İşte yeni Egea!

Tamamen yenilenen Egea Ailesi’nde ilk olarak yeniden yorumlanan ön ızgara dikkat çekiyor. Izgarada yer alan diğer önemli yeniliği ise yeni logo oluşturuyor. Fiat yazısından tasarlanan bu  logo yenilikçi yaklaşıma işaret ediyor. Yeni Egea model ailesi aynı zamanda, kısa süre önce pazara sunulan Yeni Fiat 500’den sonra bu logoyu taşıyan ilk Fiat modeli olmasıyla da dikkat çekiyor. Fiat Egea model ailesinin farları yeniden tasarlanırken, tüm gövde seçeneklerinde, hem ön hem de arkada kullanılan LED teknolojisi otomobile daha modern bir görünüm kazandırmakla kalmıyor, aktif ve pasif güvenliği de artırıyor. Önde Full LED far teknolojisi gelişmiş görünürlük ile sürüş güvenliğine katkı sağlarken, aynı zamanda otomobilin enerji tüketimini, dolayısıyla CO2 emisyonlarını azaltıyor. Krom detaylarla zenginleşen ön tamponun alt bölümü de yeni bir görünüm sergiliyor. Aracın yenilenen tasarımı daha modern bir görünümlü ve elmas kesimli yeni 16 ve 17 inç alaşım jantlarla destekleniyor.

Fiat Egea model ailesinin iç mekanı da baştan aşağı yenileniyor. Daha önce kullanılan göstergenin yerini tamamen yenilenen 7 inçlik dijital gösterge paneli alıyor. Son derece gelişmiş sistem sürücüsünün hayatını kolaylaştırıyor. Kullanıcı bu sayede yolculuğu, multimedya özelliklerini ve araca bağlı akıllı telefonunu kontrol altında tutuyor. Yeni dijital gösterge, 10.25 inç dokunmatik ekrana sahip tamamen yeni UConnect 5 multimedya sistemi ile kombine ediliyor. Bu sistem, FCA Grubu’nda ilk kez yeni Fiat 500’ün ardından şimdi de yeni Egea model ailesinde yerini alıyor. Yeni Fiat Egea modellerinde direksiyon da daha şık ve daha sportif tasarımıyla ve tamamen yenilenmiş olarak dikkat çekiyor. Daha kompakt bir boyuta sahip olan direksiyon daha ergonomik olacak şekilde tasarlanırken 7 inçlik dijital gösterge panelinin daha iyi görünmesini sağlıyor. Yeniden tasarlanan klima kumandaları, krom ve siyah detaylarla zenginleştirilen orta konsol da yeni tasarımıyla ön plana çıkıyor. Yeni Fiat Egea model ailesi, Okyanus Mavisi ve Paprika Turuncusu isimli iki yeni renk seçeneğiyle de zenginleştiriliyor.

Türkiye’nin Tercihi Egea’ya dördüncü gövde: Egea Cross

Türkiye’nin En Çok Tercih Edilen binek otomobili Egea, sedan, hatchback ve station wagondan oluşan üç gövde tipine ek olarak yeni Egea Cross ile genişliyor. Fiat Chrysler Automobiles’ın (FCA) önemli stratejik üretim merkezinden biri olan ve WCM – World Class Manufacturing (Dünya Klasında Üretim) programı kapsamındaki denetimlerde Altın seviyeye ulaşan Tofaş Fabrikası’nda üretilen Fiat Egea ailesinin yeni üyesi Egea Cross tamamen yeni bir hedef kitleye yönelik bir crossover olarak ön plana çıkıyor. Yeni Egea Cross duyguları harekete geçiren, heyecan uyandıran ve dinamik bir otomobili deneyimlemek isteyenlerin tercihi olmaya hazırlanıyor.

Egea Cross, güçlü ve cesur hatları, farların altına kadar uzanan yeni ızgara tasarımı ile gerçek bir crossover modelde olması gerektiği gibi çok daha geniş ve çok daha heybetli görünüyor. Yeni süspansiyonun yapısı, yeni jant ve lastik ölçüleriyle Egea Cross’un yerden yüksekliği, diğer gövde seçeneklerine göre 4 cm artıyor. Fiat Egea Cross, güçlü görünümünü perçinleyen daha büyük lastiklerle donatılmasıyla da farkını ortaya koyuyor. Egea Cross’un gövde mimarisi daha yüksek bir sürüş pozisyonu sunuyor ve otomobile inme ve binmeyi kolaylaştırıyor. Yeni Egea Cross, “crossover” detaylarının da etkisiyle Hatchback’ten 7 cm daha yüksek olmasıyla öne çıkıyor. Otomobilin özel crossover detayları çamurlukların etrafındaki gövde kaplamaları ile başlayarak yanlarda ve ön tarafta devam ediyor. Cross için özel tasarlanan kaslı ön ve arka tampon, yan marşpiyeler ve Cross gövde tipine özel tavan rayları da güçlü ve gösterişli görünümü beraberinde getiriyor. 

Sınıfının En İyi Güvenlik ve Teknoloji Özellikleri

Egea Model Ailesi’nde yenilenen tasarımının haricinde; teknoloji açısından da kapsamlı bir yenilenme yapıldı. En güncel Sürüş Destek Sistemleri (ADAS) ile donatılan Egea Ailesi, kompakt sınıfın yine en güçlü modeli olacak.  

• ‘Trafik İşareti Tanıma Sistemi’, sürüş esnasında maksimum hız limitlerini belirliyor.

• ‘Akıllı Hız Asistanı’, sürücüye hız sınırına uymasını öneriyor. 

• ‘Şerit Takip Sistemi’, yol çizgilerini algılayarak otomobili şeritte tutuyor.

• ‘Sürücü Yorgunluk Uyarı Sistemi’, sensörler yardımıyla sürücünün yolculuğa devam edemeyecek kadar yorgun olduğunu algılayarak mola önerisinde bulunuyor.

• ‘Adaptif Uzun Far’, karşıdaki aracın farlarını algılayıp Egea’nın uzun farlarını otomatik olarak açarak görüşü ve buna bağlı olarak sürüş güvenliğini arttırıyor.

• ‘Kör Nokta Uyarı Sistemi’, ultrasonik sensörler yardımıyla aracın kör noktasında bir engel olup olmadığını algılıyor ve ilgili tarafın yan aynasındaki küçük bir turuncu üçgen ile sürücüyü uyarıyor. 

• Ön park sensörleri, Anahtarsız giriş/çalıştırma ve kablosuz akıllı telefon şarj gibi özellikler hayatı kolaylaştırıyor. 

Yenilenen ve genişleyen Egea model ailesi, multimedya konusunda da yenilikçi bir çözümle modern teknolojik imkanları kullanıma sunuyor. Yeni Egea modelleri, FCA’nın ilk kez yeni 500 ile kullanıma sunduğu gelişmiş bağlanabilirlik çözümlerine ve 10.25 inç dokunmatik ekrana sahip beşinci nesil UConnect 5 multimedya sistemi ile donatılan grubun ikinci otomobili olarak öne çıkıyor. Müşterilere basit ve kullanışlı bir kullanıcı deneyimi sunma fikriyle hareket eden FCA, sezgisel ve kişiselleştirilebilir Android Auto işletim sistemini kullanıyor. Kablosuz Apple CarPlay ve Android Auto desteğine sahip olan Uconnect 5, CarPlay’in özelliklerini, kişileştirilebilir profillerle dokunmatik ekranda kablosuz olarak kullanma ve 5 adede kadar konfigürasyonu saklama olanağı sunuyor. Yeni Egea’nın yeni multimedya sistemi aynı anda iki telefonu Bluetooth üzerinden bağlama olanağı sunuyor. Kullanıcı, böylece iki farklı cep telefonunu eş zamanlı olarak kullanabiliyor ve gelen ve giden çağrıları, o sırada bağlı olmayan telefondaki bir çağrıyı cevaplamak için bir bağlantıdan diğerine geçiş yapmadan aynı anda yönetebiliyor. Ayrıca, arka koltuklar için sunulan USB soketi özellikle uzun yolculuklarda ailelerin hayatını kolaylaştırabiliyor. Böylece tablet gibi mobil cihazlar arka koltukta şarj edilebiliyor ve kullanılabiliyor.

Yeni, Daha Verimli ve Çevre Dostu Motorlar

Yeni Egea, 2021 yılında yollara baştan aşağı yenilenen motor ailesiyle çıkacak. İlk olarak yeni Egea, yepyeni 100 HP gücünde 1.0 litrelik GSE T3 motorla donatılacak. Yeni üç silindirli motor mevcut 1.4 litrelik motordan farklı olarak 1500 d/d’den itibaren 190 Nm gibi yüksek bir torku kullanıma sunuyor. FireFly Turbo motor ailesinin bir parçası olan 1.0 GSE T3, düşük tüketim ve emisyon değerlerini üstün performansla birleştiriyor. Yeni motor; düşük devirde kullanıma sunduğu yüksek çekiş gücüyle son derece akıcı ve keyifli bir sürüş ve düşük ses seviyesiyle üstün sürüş konforu sunuyor. Motorun CO2 emisyonu 121 gr/km (WLTP normuna göre) değerine kadar düşüyor. Euro 6D final uyumlu Multijet dizel motorlar, 1.3 litre 95 HP ve 1.6 litre 130 HP (daha önce 120 HP) olmak üzere iki farklı güç seçeneği sunuyor. İyileştirilen performans ve 110 gr/km’den (WLTP normuna göre) başlayan CO2 emisyon değerleriyle yeni dizel motor ailesi yüksek verimlilik seviyesiyle öne çıkıyor.

Suzuki’nin Hibrit Atağı Swift’le Başladı!

26/10/2020 Kategori : Otomotiv

Türkiye’nin En Donanımlı Hibrit Otomobili Swift Hibrit, %20’yi Aşan Yakıt Tasarrufuyla Türkiye’de!

Suzuki, ürün ailesinin en sevilen modellerinden Swift’in hibrit versiyonunu Türkiye’de satışa sundu. Suzuki Swift Hibrit, sahip olduğu Suzuki Akıllı Hibrit Teknolojisi ile de hibrit otomobiller dünyasında en önde konumlanıyor. Bu kapsamda içten yanmalı motora destek olmak ve emisyonu azaltmak için kullanılan entegre marş alternatörü (ISG), marş anında, kalkış esnasında ve torka ihtiyaç olduğu zaman devreye alınıyor. Böylelikle benzinli Swift’e oranla Swift Hibrit, şehir içi kullanımlarında %20’yi aşan yakıt tasarrufu sağlarken; egzoz atıklarının azalması ve plug-in teknolojisine göre daha uygun fiyatlı olması avantajlarını beraberinde getiriyor. Swift Hibrit; GL Techno ve GLX Premium donanım seviyeleriyle ülkemizde satışa sunulurken; LED farlar ve LED stop lamba grubu, 16 inç alaşım jantlar, 9 inç dokunmatik multimedya sistemi ve navigasyon, LCD yol bilgi ekranı, anahtarsız çalıştırma sistemi ve çift renk seçenekleri gibi öne çıkan özellikleriyle dikkatleri topluyor. Üçüncü nesil Swift’in 2020 model yılı için yenilenmesi kapsamında devreye alınan 12V’lik Suzuki Hibrit, zenginleşen donanım seviyeleri, üstün güvenlik fonksiyonları, teknolojik özellikleri ve 216 bin 900 TL’den başlayan avantajlı fiyatlarıyla Türkiye’nin en donanımlı hibrit otomobili olarak öne çıkıyor.

Suzuki, en sevilen modeli Swift’in hibrit versiyonu ile Türkiye’deki hibrit otomobil modelleri arasında fark yaratmayı hedefliyor. 2017 yılında yollara çıkan ve günümüze değin 119 ülkede 745 bin adedin üzerinde satılan üçüncü nesil Swift’in, 2020 model yılı yenilenmesi kapsamında devreye alınan versiyonu Swift Hibrit, ülkemizde de satışa sunulmaya başlandı. Suzuki Swift Hibrit, en güncel haliyle sürücüye evrim ve inovasyon yoluyla tamamen yeni bir deneyim yaşatmayı hedefleyerek otomobil dünyasının gelmiş olduğu en son noktayı temsil ediyor. Sınıfının en ileri teknolojisi ve üstün donanım özelliklerine sahip olan Swift Hibrit; 1.2 litre hacmindeki K12D Dualjet motoru ve 12V gücündeki bataryası, GL Techno ve GLX Premium donanım seviyeleri, ileri seviye güvenlik özellikleri ve 216 bin 900 TL’den başlayan avantajlı fiyatlarıyla Türkiye’nin en donanımlı hibrit otomobili olmasıyla öne çıkıyor.

Suzuki Swift’in akıllı hibrit teknolojisi!

Swift Hibrit; plug-in hibrit teknolojisine göre birçok avantajı bulunan ve mild hibrit olarak bilinen Suzuki Akıllı Hibrit Teknolojisi (SHVS) ile donatılıyor. Plug-in hibrit otomobillerde yer alan büyük batarya grubu ve elektrik motoru, Suzuki Swift Hibrit’te yerini; içten yanmalı motoru destekleyen bir entegre marş alternatörü (ISG) ile fiş şarjına gerek duymayan 12 Volt’luk lityum iyon bataryaya bırakıyor. Enerji geri kazanım verimliliğini artırmak için kapasitesi 3Ah’den 10Ah’ye yükseltilen yeni lityum-iyon batarya ve kendi kendini şarj eden hibrit sistem, yakıt verimliliğini daha da artıyor. Sistem, araç üzerindeki entegre marş alternatörü olarak görev yapan ISG ünitesi aracılığıyla marş anında, kalkış esnasında ve torka ihtiyaç olduğu zaman devreye giriyor. ISG hem bir jeneratör hem de marş motoru görevi görüyor ve kayışla motora bağlanıyor. İlk hareket ve hızlanma esnasında motora destek veren ISG, aynı zamanda fren anında oluşan mekanik enerjiyi elektrik enerjisine dönüştürüyor. Frenleme sırasında oluşan enerji 12 Volt’luk bataryada depolanıyor. ISG ünitesi, ürettiği 50 Nm tork değeriyle Dualjet motora destek oluyor, 2,3 kW güç üretiyor ve sistemin bileşenleri, aracın toplam ağırlığına sadece 6,2 kg ekliyor.

Swift Hibrit’in kaputunun altında ise daha fazla yakıt ekonomisi ve daha düşük CO2 emisyon değerleri sunan dört silindirli 1,2 litrelik K12D Dualjet motor yer alıyor. 83 PS güç üreten motor, kombine edildiği CVT şanzıman sayesinde henüz 2.800 d/d’da 107 Nm torku kullanıma sunuyor. CVT şanzıman, sürüş koşullarına bağlı olarak vites oranını sürekli ve kademesiz olarak düşük hızdan yüksek hız aralığına sarsıntısızca değiştirebiliyor. Motorda yeni bir çift enjeksiyon sistemi, değişken valf zamanlaması (VVT), değişken yağ pompası ve elektrikli piston soğutma jetleri gibi yenilikçi çözümler yer alıyor. Etkili performansı ve yüksek gaz tepkilerine karşın K12D Dualjet motor; NEDC normuna göre sadece 94 gr/km CO2 emisyon değeri ve şehir içinde 100 kilometrede ortalama 4,1litre karma yakıt tüketimi değerine imza atarak, muadillerine kıyasla yüzde 20 yakıt tasarrufu sağlıyor. Swift Hibrit; 12,2 saniyede 100 kilometre hızlanma değerine ulaşıyor.

Güçlü tasarım, sportif yapı

3845 mm uzunluğu ile özgün boyutlar ortaya koyan Swift Hibrit, alçak ve geniş tasarımı, yuvarlak hatları ve sportif kompakt model yapısıyla dikkatleri üzerine topluyor. 2020 yılı için yenilenen model, aynı zamanda Swift’in güçlü omuz çizgisi, dikey konumlu ön ve arka stop lamba tasarımı gibi karakteristik öğelerini de koruyor. Modern LED farlar, yenilenen ön petek ve çamurluk aracın sportifliğini artırırken, alçaltılmış yükseklik ise sürüş keyfini maksimuma çıkarıyor. Suzuki Swift Hibrit, yeni nesil şasi platformu HEARTECT sayesinde sadece 935 kg boş ağırlığa sahip olurken sağlamlık, yüksek direnç, daha iyi performans ve düşük yakıt tüketimi gibi avantajları da beraberinde sunuyor. Ayrıca sürüş dengesini sağlayan MacPherson tipi ön ve burulma kirişli arka süspansiyon, doğrudan tepkili direksiyon sistemi ve rakiplerine göre avantaj sağlayan 4,8 metrelik minimum dönüş yarıçapı araç denge ve konforunu artırıyor. Ayrıca Swift Hibrit’te alternatifli çift renklerin bulunduğu geniş bir renk yelpazesi sunuluyor. GLX donanım seviyesinde sunulacak olan çift renkler kapsamında; siyah tavanlı Metalik Ateş Kırmızısı ve siyah tavanlı Metalik Yarış Mavisi seçenekleriyle birlikte siyah tavanlı Metalik Turuncu ve gümüş tavanlı Metalik Sarı renkleri yer alıyor. Swift Hibrit’in dış tasarım şıklığını 16 inç alaşım jantlar tamamlıyor.

Zengin donanım seçenekleri

Swift Hibrit, iç mekanında kullanıcılarını oldukça konforlu yapısı ve teknolojiyi eğlenceyle buluşturan kokpitiyle karşılıyor. Şık kokpitte yuvarlak hatlar ön plana çıkarken, D şeklindeki sürüş keyfini artıran direksiyon, kol bölmesinde vitesi manuel olarak değiştirebilen kulakçıklarla birlikte yer alıyor. Her iki donanım seviyesinde de yer alan LCD yol bilgi ekranında ortalama yakıt tüketimi, ortalama hız, sürüş G-kuvveti, arka park sensörü ve hızlanma-fren işlevi gibi fonksiyonlar izlenebiliyor. Swift Hibrit’in eğlenceli yüksek çözünürlüklü 9 inç dokunmatik multimedya sistemi ve navigasyon,  akıllı telefon bağlantısı, Bluetooth, USB girişi, radyo ve direksiyon kontrolü gibi fonksiyonları bünyesinde barındırıyor. Swift Hibrit’in GL Techno donanım seviyesinde LCD yol bilgi ekranı, otomatik farlar ve yükseklik ayarı, 9 inç dokunmatik multimedya ekranı ve navigasyon, 16 inç alaşım jantlar ve LED farlar ve LED stop lamba grubu standart olarak yer alıyor. GLX Premium donanım seviyesinde ise ek olarak anahtarsız çalıştırma sistemi,  otomatik klima, direksiyondan vites değişimi, 16 inç parlak alaşım jantlar, ile otomatik katlanabilir yan aynalar standart olarak sunuluyor.

İleri güvenlik teknolojileri

Swift Hibrit, bünyesinde kullanıcı ve yolcuların ihtiyaç duyabileceği tüm güvenlik unsurlarını barındırıyor. Adaptif Hız Sabitleme (ACC) sistemi, sürüşü daha akıcı ve daha rahatlatıcı hale getirmek için hız sabitleme sistemiyle radarı bir arada kullanıyor. Sistem, öndeki araca olan mesafeyi ölçmek için radarı kullanıyor ve mesafesini korumak için hızını otomatik olarak ayarlıyor. Swift Hibrit’in hem alt hem üst versiyonunda; Çift Sensörlü Fren Destek Sistemi (DSBS), Şerit Takip Sistemi (LDWS), şerit değiştirme uyarısı, yalpalama uyarısı, Geri Manevra Trafik Uyarı Sistemi (RCTA), Trafik İşareti Tanıma Sistemi (TSR), Kör Nokta Uyarı Sistemi (BSM), Adaptif Hız Sabitleme (ACC) ve Uzun Far Asistanı (HBA) standart olarak sunuluyor.

F1 Pilotları Räikkönen ve Giovinazzi Yeni Alfa Romeo Giulia GTA’yı Test Etti!

22/10/2020 Kategori : Otomotiv

Alfa Romeo, sınırlı sayıda ürettiği spor modelleri Giulia GTA ve GTAm üzerinde gerçekleştirdiği aerodinamik iyileştirmeleri gerçek yol koşullarında gözler önüne serdi. Araçlara entegre edilen karbon bileşenleri ve araçların aerodinamik yapılarının test edildiği Balocco Test Pisti’ndeki çalışmalara Alfa Romeo Racing–Orlen takımının pilotları, Kimi Räikkönen ve Antonio Giovinazzi katıldı. Dünyaca ünlü pilotlar, çekilen özel video eşliğinde limitlerde testler yaparak gerçek yol koşullarında veri topladılar ve aerodinami ile yol tutuşu optimize etmek için mühendislerle yakın işbirliği içerisinde çalıştılar.

Alfa Romeo, efsane modeli Giulia Quadrifoglio temelleri üzerine inşa ettiği iki spor otomobili Giulia GTA ve GTAm versiyonlarını, aerodinamik çözümlerle daha da geliştiriyor. Her iki versiyona entegre edilen karbon bileşenleri ve araçların aerodinamiği konusunda mühendislik şirketi Sauber Engineering ile çalışan Alfa Romeo, yapılan optimizasyonları gerçek yol testleriyle sergiledi. 

33 yıl aradan sonra 2019’da F1 pistlerine “Alfa Romeo Racing–Orlen” takımıyla dönen Alfa Romeo, takım pilotları Kimi Räikkönen ve Antonio Giovinazzi’yi de iki yeni modelin yol test süreçlerine dahil etti. 1960’lardan bu yana tüm Alfa Romeo spor otomobillerinin geliştirilerek test edildiği İtalya’daki ünlü Balocco Test Pisti’ndeki çalışmalarda F1 pilotları, çekilen özel videolar eşliğinde limitlerde testler yaparak gerçek yol koşullarında veri topladı. Elde edilen veriler doğrultusunda tarihi Alfa Romeo yarış departmanı Autodelta’nın atölyesinde bilgi paylaşımı yapılarak araç ayarları yapıldı. Böylelikle her iki pilot da araçlar üzerindeki geliştirmeleri yakından inceleme fırsatı buldular. 

F1 bilgi birikimi ve deneyimi GTA projesinde!

Balocco’da bulunan “Alfa Romeo Pisti” olarak da bilinen tarihi pistte, dünya şampiyonu Räikkönen ve genç İtalyan pilot Giovinazzi, aerodinamiği ve yol tutuşu optimize etmek için mühendislerle yakın işbirliği içerisinde çalıştı. F1 pilotları, GTA ve GTAm’in ince ayarlarını tamamlamak adına araçlarda yapılan değişiklikleri analiz ettiler ve pist üzerinde izlenimlerini aktardılar. Bu kapsamda görüşlerini belirten genç İtalyan Pilot Antonio Giovinazzi, “karbon fiber gövde bileşenleri” ve final halinin stil 5 tipi Alfa Romeo tasarımını andıracağı prototip jantlarda uygulanan “kilitli merkezi bijon” gibi yeni teknik çözümlere dikkat çekti. Giovinazzi; “Araç üzerinde yapmış olduğumuz geliştirmeleri ve iyileştirmeleri gerçek yol şartlarında görebilmek güzel” ifadelerini kullandı. Kimi Räikkönen ise aerodinami mühendisleriyle birlikte yeni ön tampona entegre edilen ayarlanabilir eklenti ve yeni manuel ayarlı arka spoyler üzerinde çalışmalar gerçekleştirdi. Räikkönen ayrıca, bu yeni bileşenlerle gövde altı kaplamaların etkileşimiyle elde edilen genel dengeyi de inceledi. Elde edilen sonuçtan memnun kalan Fin pilot, “Tüm bu aerodinamik yapıyı günlük kullanım ile pist kullanımı arasında mükemmel bir karışım olarak görüyorum” şeklinde konuştu. 

Aerodinami ve yol tutuşu için yapılanlar

GTA ve GTAm için olan aerodinamik nitelikteki karbon bileşenleri konusunda Sauber Mühendislik şirketi ile çalışan Alfa Romeo; bu kapsamda yeni ön tampon, hava aspiratörü, yan etekler, GTA spoyleri ve GTAm hava çıkışı gibi parçaları Sauber’e ürettiriyor. Giulia GTAm’in aerodinamik performansı; manuel olarak ayarlanabilen ön eklenti ve arka spoyler sayesinde, sürücünün tercihlerine uygun olarak her türlü pist veya yol koşuluna uyarlanabiliyor. Rüzgar tünelindeki aerodinamik araştırmalar, sadece eklenti ve spoylerler ile sınırlı kalmıyor, aynı zamanda Giulia Quadrifoglio modelinde yapıldığı gibi tamamen gövde altını da kapsıyor. Ayrıca GTA ve GTAm için yol tutuşunu artıran ve böylece yüksek hızlarda daha stabil bir sürüş sağlayan özel bir hava aspiratöründen de yararlanılıyor. Giulia GTAm’de uygulanan yüksek yere basma kuvvetine sahip aerodinamik konfigürasyonun, GTA’nın yere basma kuvvetinden iki kat ve kendi sınıfında standartları belirleyen Giulia Quadrifoglio’dan 3 kat daha etkili olduğu testlerle ortaya koyuldu. 

Esin kaynağı 1965 model Giulia GTA!

Yarışçı kimliğiyle dikkat çeken Alfa Romeo Giulia GTA; teknik ve konsept olarak dünyanın dört bir yanındaki yarışlarda zaferler kazanan Giulia Sprint GT’den ve Autodelta tarafından geliştirilen 1965 model Giulia GTA’dan (Gran Turismo Alleggerita) ilham alıyor. Giulia Quadrifoglio’nun bir türevi olan ve sınırlı sayıda yeni Giulia GTA, Alfa Romeo’nun 540 HP güç üreten 2.9 V6 Bi-Turbo motorun daha da geliştirilmiş bir versiyonu ile donatılıyor. GTAm versiyonu ise 2,82 kg/HP’lik şaşırtıcı bir güç-ağırlık oranı sağlayan 100 kg’lık ağırlık azaltma tedbirlerinden yararlanıyor. 

Yarış dünyasına Sauber Engineering katkısı!

Alfa Romeo’nun karbon tasarımı ve aerodinami konularında bilgi birikimi ve deneyiminden yararlandığı Sauber Engineering şirketi, 27’si F1 olmak üzere motorsporlarında 50 yıllık bir deneyimle hizmet veriyor. İsviçre menşeili şirketin yine İsviçre’de yer alan tesisi, Avrupa’nın en ileri teknolojiyle donatılan lokasyonları arasında gösteriliyor. “Kendi rüzgar tüneline sahip tek F1 şirketi” unvanını uzun yıllar elinde bulunduran Sauber Engineering ile Alfa Romeo’nun bu işbirliği de; mühendislik, hızlı prototip üretim süreci ve bileşen üretimine kadar birçok avantajı beraberinde getiriyor. 

1 2 3 32
Yukarı Git